Fragmanın daha ilk saniyelerinde o havalimanı sahnesi geldi ve itiraf edeyim, ben de izleyicilerin çoğu gibi "yine mi havalimanı" diye söylendim. Gerçekten de Uzak Şehir'de bu havalimanı artık başlı başına bir karakter oldu; giden dönüyor, dönen gidiyor, valizler bir açılıp bir kapanıyor. Ama bu sefer işin rengi biraz farklı gibi duruyor, çünkü Alya'nın yüzündeki o ifade eskisi gibi kararlı değil. Kadın gerçekten solmuş, tükenmiş bir halde; o kısacık planda bile taşıdığı yükün ağırlığı yüzünden okunuyor. Fragmanın en çok konuşulan kısmı ise hiç şüphesiz Cihan'ın o cinayeti işlemediğinin ortaya çıkması. Haftalardır bu düğümün etrafında dönüp duruyorduk, herkes bir teori üretiyordu ve sonunda Sadakat'in parmağı olduğu yönündeki şüpheler somutlaşmaya başladı. Açıkçası bu, dizinin en mantıklı hamlesiydi; çünkü Cihan'ı tamamen karanlığa gömselerdi geri dönüşü olmayan bir yere savrulurdu karakter. Bir diğer dikkat çeken detay Kartal'ın Alya'ya yaklaşımı. Baba-kız arasındaki o mesafe yavaş yavaş kapanıyor ve fragmandaki bakışmalar bunun habercisi. Zeri ile Kaya cephesinde ise gerilim komedisine kaçan bir hava var; Zeri'nin o dik duruşu, Kaya'yı çileden çıkaran tavırları fragmanın nefes aldıran tarafı olmuş. Konak sahnelerinde Sadakat'in her zamanki gibi kontrolü elinde tutmaya çalıştığını, ama bu kez ayağının altındaki zeminin kaydığını hissettiren bir tedirginlik var yüzünde. O kadının paniklediğini görmek bile başlı başına bir olay.
Bundan sonrası için benim beklentim şu yönde: Cihan'ın aklanması tek başına yetmeyecek, çünkü Alya ile arasındaki kırılma sadece o cinayetle ilgili değildi; güven meselesiydi, yalan söylenmesiydi, susulmasıydı. Yani "yapmamış" cümlesi her şeyi eski haline döndürmez, döndürmemeli de. Senaryo eğer bir anda barışma sahnesine bağlarsa açıkçası hayal kırıklığı olur. Bence asıl dert Sadakat'in bu gerçek ortaya çıktığında ne yapacağı; oğlunu kurtarmak için kendini feda eden bir anne mi göreceğiz, yoksa son ana kadar inkâr edip başkasını suçlayan bir kadın mı? İkincisi daha olası bana kalırsa. Alya tarafında ise izleyicilerin ortak temennisi belli: artık bu kadın bir erkeğin merhametine terk edilmesin.Kartal'ın gerçekten baba gibi arkasında durması, kızının yanında sağlam bir duvar olması bence dizinin en doğru hamlesi olur. Hamilelik meselesi de havada duruyor tabii; bazıları çocuğun babasının başkası gösterileceğinden korkuyor, o noktaya giderlerse gerçekten çok yıpratıcı olur, o klişeye hiç ihtiyaç yok. Deniz ve annesinin konaktaki varlığı da giderek yormaya başladı, bu hikâyenin bir an önce kapanması lazım yoksa ana eksen dağılıyor. Zeri ile Kaya arasındaki inatlaşmanın nereye evrileceğini ise merakla bekliyorum, bu ikilinin enerjisi diziye iyi geliyor. 67. bölümde bence büyük bir yüzleşme sahnesi göreceğiz ve bu yüzleşme konakta, herkesin gözü önünde olacak. Bakalım perşembe akşamı kimin maskesi düşecek.
Bölüm Yorumu
Uzak ŞehirFragmanın daha ilk saniyelerinde o havalimanı sahnesi geldi ve itiraf edeyim, ben de izleyicilerin çoğu gibi "yine mi havalimanı" diye söylendim. Gerçekten de Uzak Şehir'de bu havalimanı artık başlı başına bir karakter oldu; giden dönüyor, dönen gidiyor, valizler bir açılıp bir kapanıyor. Ama bu sefer işin rengi biraz farklı gibi duruyor, çünkü Alya'nın yüzündeki o ifade eskisi gibi kararlı değil. Kadın gerçekten solmuş, tükenmiş bir halde; o kısacık planda bile taşıdığı yükün ağırlığı yüzünden okunuyor. Fragmanın en çok konuşulan kısmı ise hiç şüphesiz Cihan'ın o cinayeti işlemediğinin ortaya çıkması. Haftalardır bu düğümün etrafında dönüp duruyorduk, herkes bir teori üretiyordu ve sonunda Sadakat'in parmağı olduğu yönündeki şüpheler somutlaşmaya başladı. Açıkçası bu, dizinin en mantıklı hamlesiydi; çünkü Cihan'ı tamamen karanlığa gömselerdi geri dönüşü olmayan bir yere savrulurdu karakter. Bir diğer dikkat çeken detay Kartal'ın Alya'ya yaklaşımı. Baba-kız arasındaki o mesafe yavaş yavaş kapanıyor ve fragmandaki bakışmalar bunun habercisi. Zeri ile Kaya cephesinde ise gerilim komedisine kaçan bir hava var; Zeri'nin o dik duruşu, Kaya'yı çileden çıkaran tavırları fragmanın nefes aldıran tarafı olmuş. Konak sahnelerinde Sadakat'in her zamanki gibi kontrolü elinde tutmaya çalıştığını, ama bu kez ayağının altındaki zeminin kaydığını hissettiren bir tedirginlik var yüzünde. O kadının paniklediğini görmek bile başlı başına bir olay.
Bundan sonrası için benim beklentim şu yönde: Cihan'ın aklanması tek başına yetmeyecek, çünkü Alya ile arasındaki kırılma sadece o cinayetle ilgili değildi; güven meselesiydi, yalan söylenmesiydi, susulmasıydı. Yani "yapmamış" cümlesi her şeyi eski haline döndürmez, döndürmemeli de. Senaryo eğer bir anda barışma sahnesine bağlarsa açıkçası hayal kırıklığı olur. Bence asıl dert Sadakat'in bu gerçek ortaya çıktığında ne yapacağı; oğlunu kurtarmak için kendini feda eden bir anne mi göreceğiz, yoksa son ana kadar inkâr edip başkasını suçlayan bir kadın mı? İkincisi daha olası bana kalırsa. Alya tarafında ise izleyicilerin ortak temennisi belli: artık bu kadın bir erkeğin merhametine terk edilmesin. Kartal'ın gerçekten baba gibi arkasında durması, kızının yanında sağlam bir duvar olması bence dizinin en doğru hamlesi olur. Hamilelik meselesi de havada duruyor tabii; bazıları çocuğun babasının başkası gösterileceğinden korkuyor, o noktaya giderlerse gerçekten çok yıpratıcı olur, o klişeye hiç ihtiyaç yok. Deniz ve annesinin konaktaki varlığı da giderek yormaya başladı, bu hikâyenin bir an önce kapanması lazım yoksa ana eksen dağılıyor. Zeri ile Kaya arasındaki inatlaşmanın nereye evrileceğini ise merakla bekliyorum, bu ikilinin enerjisi diziye iyi geliyor. 67. bölümde bence büyük bir yüzleşme sahnesi göreceğiz ve bu yüzleşme konakta, herkesin gözü önünde olacak. Bakalım perşembe akşamı kimin maskesi düşecek.