İçeriğe geç
Uzak Şehir 66. Bölüm 3. Fragmanı

Uzak Şehir 66. Bölüm 3. Fragmanı

Uzak Şehir Sezon 1 · Bölüm 66 7 izlenme

Bölüm Yorumu

Uzak Şehir

Uzak Şehir'in 66. bölümünün üçüncü fragmanı, ilk iki fragmanın aksine daha sessiz ama bir o kadar da rahatsız edici bir yerden giriyor konuya. Fragmanın merkezinde tek bir şey var: Alya'nın sağlığı. Kadının yüzündeki solgunluk, o bitkin bakış, konuşurken bile sesinin titremesi... Sahnelerin hiçbirinde açık açık "şu var" denmiyor ama kamera ısrarla Alya'nın yüzünde ve elinde duruyor, bu da tesadüf değil. Özellikle Deniz'e sarıldığı o an var ki, orada bir veda tonu hissediliyor; bir anne çocuğuna öyle sarılmaz normalde, sanki son kez sarılıyormuş gibi bir hâl var. İzleyicinin "0:36'da ne oluyor" diye durdurup durdurup izlemesi de bundan. Diğer yanda Cihan'ın tepkisi fragmanın en konuşulası kısmı. Adam bütün o kavgalara, o "bitti artık" repliklerine rağmen Alya'nın bir şeyi olduğunu sezdiği an bütün duvarlarını indiriyor. O endişeli bakış, o "iyi misin" derken kırılan sesi, aralarındaki bağın hâlâ nefes aldığını gösteriyor. Cihan'ın kıyamaması, bu dizide defalarca gördüğümüz bir döngü ama bu kez farkı şu: konu artık gurur, aile, toprak, intikam değil; konu doğrudan can. Bir de Alya'nın yalnızlığı meselesi var. Fragmanda etrafında kimsenin olmadığı, dertlerini kimseyle paylaşamadığı hissini veren sahneler dizilmiş. Boztepe'nin ortasında, koca bir konağın içinde, herkesle iç içe yaşayan bir kadının bu kadar yalnız görünmesi senaryonun bilinçli bir tercihi. Ve tabii mercimek meselesi; izleyicinin yıllardır öğrendiği bir dil var artık, birinin rengi atınca akla ilk gelen şey hastalık değil hamilelik oluyor.

Benim tahminim, senaryonun burada iki yollu bir oyun kurduğu yönünde. Birinci ihtimal gerçekten ciddi bir sağlık sorunu; kan değerleri, hastane koridorları, gizlenen tahlil sonuçları ve Alya'nın bunu kimseye söylemeden taşımaya çalışması. Bu senaryo Cihan'ı çok zorlar, çünkü o adam kaybetmeye alışkın ama bu sefer kaybedeceği şeyin telafisi yok ve bunu biliyor. İkinci ihtimal ki izleyicinin çoğunun umudu o yönde, hamilelik. Eğer öyleyse hikâye baştan kurulur; çünkü Alya ile Cihan arasındaki bütün o "ayrılık" cümleleri anlamsızlaşır, Sadakat cephesinde yeni bir denge kurulur, Deniz için de bir kardeş meselesi açılır. Ama ben senaristin bu kadar kolay bir hediye vereceğini sanmıyorum; muhtemelen ikisini birbirine karıştırıp bizi bir süre daha oyalayacak, yani hamilelik ortaya çıkacak ama yanında riskli bir tablo da gelecek. Böylece hem sevinç hem korku aynı sahnede olur, bu dizi tam da bunu yapmayı sever. Merak ettiğim başka bir şey de Alya'nın bu durumu kimden gizleyeceği. Cihan'dan saklaması en muhtemeli, çünkü onun acımasını istemeyecek kadar gururlu bir karakter. Ama Cihan'ın öğrenme şekli bölümün en sert yerini oluşturabilir; bir hastane kapısında, bir raporu elinde tutarken ya da Alya bayılırken. Bu dizide gerçekler hep en kötü anda patlar. Bir yandan da davalar, Albora'nın içindeki kirli hesaplar, Kaya ve Nare tarafındaki gerginlik durmuyor; Alya'nın hastalığı bu hesapları çözmeyecek, aksine herkesin maskesini düşürecek bir turnusol kâğıdı olacak. Kim gerçekten yanında duruyor, kim bu durumu fırsata çevirmeye çalışıyor, onu göreceğiz. Akşam 20.00'yi bekliyoruz, ama bu kez merakla değil, biraz da içimiz sıkışarak.