Uzak Şehir 67. bölümün ikinci fragmanı, ilkine göre çok daha dişli bir yerden tutuyor işi. Açılışta yine Cihan'ın o bildik sert duruşu var ama bu sefer karşısında duran insan farklı; Alya ile aralarındaki gerilim artık tartışma boyutunu aşmış, iki tarafın da birbirine kanıt sunmaya çalıştığı bir hesaplaşmaya dönüşmüş durumda. Fragmanda en çok dikkatimi çeken şey Alya'nın elindeki bilgiyi bu kez saklamaması oldu; önceki bölümlerde hep bir adım geriden, hep koruma refleksiyle hareket ediyordu, şimdiyse doğrudan yüzüne söylüyor. Cihan'ın yüz ifadesindeki o anlık boşluk bile tek başına çok şey anlatıyor aslında. Bir diğer sahne de yine konağın içinde, Cihan'ın annesiyle karşı karşıya geldiği an. İzleyicilerden biri çok güzel yakalamış, adam gerçekten 858. kez annesine hesap soruyor ve her seferinde aynı duvara tosluyor. Sadakat karakteri o kadar sağlam bir taş ki, oğlunun öfkesi ona çarpıp geri dönüyor sadece. Fragmanın ortalarında Şimal ile ilgili kısa ama anlamlı bir görüntü var, çocuğun etrafındaki tansiyonu hissetmeye başladığı belli; o masum bakışların arkasında büyüyen bir tedirginlik var. Kaya cephesinde de işler karışıyor, eski bir borç ya da anlaşma meselesi yeniden masaya geliyor gibi görünüyor. Ve tabii Boran meselesi; o adamın hâlâ ortalıkta dolaşıyor olması izleyicinin en çok sinirine dokunan nokta. Evlenmiş, hayatına devam etmiş görünüyor ama bir türlü kopamıyor, her fırsatta aynı kapıyı çalıyor. Fragmanın kapanışındaki o yarım kalan replik ise klasik Uzak Şehir taktiği, en can alıcı yerde kesiyorlar.
Benim tahminim şu yönde: Alya'nın elindeki bilgi doğrudan Sadakat'i işaret ediyor ve bu bölümde Cihan ilk kez annesine karşı somut bir delille çıkacak. Ama Uzak Şehir'i bilenler bilir, bu dizide hiçbir hesaplaşma tek bölümde bitmez; muhtemelen yine son on dakikada işler tersine dönecek ve Cihan kendini yine suçlu hissedeceği bir pozisyonda bulacak. Bu adamın annesinden kopamama hali artık karakterinin en acıklı tarafı haline geldi.Alya cephesinde ise sabrın taştığı bir nokta görüyorum; o kadın artık kendini savunmaktan yoruldu ve bence bu bölümde ya konağı terk etme kararı alacak ya da en azından ciddi bir ültimatom verecek. Şimal'in araya girdiği bir sahne olursa da iş tamamen duygusallığa döner, dizi bunu çok iyi yapıyor zaten. Boran'ın hamlesine gelince, bence o evlilik baştan sahte bir hamleydi ve bu bölümde arkasındaki gerçek niyet açığa çıkacak; belki de Kaya'nın borç meselesiyle doğrudan bağlantılı. Yorumlardaki o KPSS'li arkadaş gibi, gerçekten insan hafta boyu bu fragmanı bekliyor ve bazen de hiç içine sinmiyor, haklılar; bu ikinci fragman birinciye göre daha doyurucu ama yine de asıl bombayı saklamışlar, belli. Her hafta aynı heyecanla pazartesiyi beklemek bir noktadan sonra tatlı bir işkenceye dönüşüyor. Benim en büyük merakım Cihan ile Alya'nın bu kavgadan sonra nasıl bir yere varacağı; çünkü bu ikilinin her kavgası aslında birbirlerine biraz daha yaklaşmalarıyla sonuçlanıyor. Umarım bu sefer yarım kalan cümleler tamamlanır da seyirci bir nebze rahatlar. Pazartesi akşamı ekran başındayız, bakalım senaryo bizi yine nereye savuracak.
Bölüm Yorumu
Uzak ŞehirUzak Şehir 67. bölümün ikinci fragmanı, ilkine göre çok daha dişli bir yerden tutuyor işi. Açılışta yine Cihan'ın o bildik sert duruşu var ama bu sefer karşısında duran insan farklı; Alya ile aralarındaki gerilim artık tartışma boyutunu aşmış, iki tarafın da birbirine kanıt sunmaya çalıştığı bir hesaplaşmaya dönüşmüş durumda. Fragmanda en çok dikkatimi çeken şey Alya'nın elindeki bilgiyi bu kez saklamaması oldu; önceki bölümlerde hep bir adım geriden, hep koruma refleksiyle hareket ediyordu, şimdiyse doğrudan yüzüne söylüyor. Cihan'ın yüz ifadesindeki o anlık boşluk bile tek başına çok şey anlatıyor aslında. Bir diğer sahne de yine konağın içinde, Cihan'ın annesiyle karşı karşıya geldiği an. İzleyicilerden biri çok güzel yakalamış, adam gerçekten 858. kez annesine hesap soruyor ve her seferinde aynı duvara tosluyor. Sadakat karakteri o kadar sağlam bir taş ki, oğlunun öfkesi ona çarpıp geri dönüyor sadece. Fragmanın ortalarında Şimal ile ilgili kısa ama anlamlı bir görüntü var, çocuğun etrafındaki tansiyonu hissetmeye başladığı belli; o masum bakışların arkasında büyüyen bir tedirginlik var. Kaya cephesinde de işler karışıyor, eski bir borç ya da anlaşma meselesi yeniden masaya geliyor gibi görünüyor. Ve tabii Boran meselesi; o adamın hâlâ ortalıkta dolaşıyor olması izleyicinin en çok sinirine dokunan nokta. Evlenmiş, hayatına devam etmiş görünüyor ama bir türlü kopamıyor, her fırsatta aynı kapıyı çalıyor. Fragmanın kapanışındaki o yarım kalan replik ise klasik Uzak Şehir taktiği, en can alıcı yerde kesiyorlar.
Benim tahminim şu yönde: Alya'nın elindeki bilgi doğrudan Sadakat'i işaret ediyor ve bu bölümde Cihan ilk kez annesine karşı somut bir delille çıkacak. Ama Uzak Şehir'i bilenler bilir, bu dizide hiçbir hesaplaşma tek bölümde bitmez; muhtemelen yine son on dakikada işler tersine dönecek ve Cihan kendini yine suçlu hissedeceği bir pozisyonda bulacak. Bu adamın annesinden kopamama hali artık karakterinin en acıklı tarafı haline geldi. Alya cephesinde ise sabrın taştığı bir nokta görüyorum; o kadın artık kendini savunmaktan yoruldu ve bence bu bölümde ya konağı terk etme kararı alacak ya da en azından ciddi bir ültimatom verecek. Şimal'in araya girdiği bir sahne olursa da iş tamamen duygusallığa döner, dizi bunu çok iyi yapıyor zaten. Boran'ın hamlesine gelince, bence o evlilik baştan sahte bir hamleydi ve bu bölümde arkasındaki gerçek niyet açığa çıkacak; belki de Kaya'nın borç meselesiyle doğrudan bağlantılı. Yorumlardaki o KPSS'li arkadaş gibi, gerçekten insan hafta boyu bu fragmanı bekliyor ve bazen de hiç içine sinmiyor, haklılar; bu ikinci fragman birinciye göre daha doyurucu ama yine de asıl bombayı saklamışlar, belli. Her hafta aynı heyecanla pazartesiyi beklemek bir noktadan sonra tatlı bir işkenceye dönüşüyor. Benim en büyük merakım Cihan ile Alya'nın bu kavgadan sonra nasıl bir yere varacağı; çünkü bu ikilinin her kavgası aslında birbirlerine biraz daha yaklaşmalarıyla sonuçlanıyor. Umarım bu sefer yarım kalan cümleler tamamlanır da seyirci bir nebze rahatlar. Pazartesi akşamı ekran başındayız, bakalım senaryo bizi yine nereye savuracak.