Geçen bölümün finali zaten herkesin ağzını açık bıraktı, Oruç'un o uçurum sahnesinden sonra fragmanı beklemek işkence gibiydi açıkçası. Taşacak Bu Deniz 38. bölüm fragmanında ilk göze çarpan şey, dengelerin artık tamamen değiştiği. Adil'in Cengiz'e attığı o kafa ve ardından gelen yumruklar sadece bir kavga sahnesi değildi, aylardır birikmiş bir hesabın ödenmesiydi. Üstelik adamın Rusça konuşulanları anlaması ve bunu belli etmeden dinleyip sonra tekrar üstüne yürümesi, Adil karakterinin ne kadar soğukkanlı bir plan adamı olduğunu da gösterdi. Fragmanda Adil ile Oruç'un birlikte bir plan kurduğu sahneler var ki bu ikilinin aynı masaya oturması başlı başına olay. İso'nun Eyüphan'a vurduğu sahneler de ayrı bir tat; adamın Fadime konusunda kıskançlığının bu kadar hızlı yüzeye çıkması aslında uzun süredir bastırdığı duyguların patlaması gibi duruyor. Bir de Şirin'in o cümlesi var: "Benim Şerif diye bir oğlum yok." Bir ananın evladını reddetmesi kolay iş değil, demek ki bardak gerçekten taştı.Gemiyi delenin Şerif olduğunun ortaya çıkması bu sezonun en büyük düğümlerinden biriydi ve nihayet çözüldü. Esme'nin Behçet'i vurduğu anlar da fragmanın en sert kısmıydı; o sahnede Esme'nin yüzündeki ifade, pişmanlıktan çok bir karar verme hali gibiydi. Fragman boyunca herkesin bir hesabı var ve bu hesaplar artık aynı anda kapanmaya başlıyor, bu da bölümün temposunu ciddi şekilde yükseltecek gibi görünüyor.
Benim en çok merak ettiğim şey Oruç'un o uçurumdan sonra nasıl bir adam olarak döneceği. Hani bir sahnede "sen benden nefret et, ben tek başıma severim" demişti ya, adam gerçekten sözünün arkasında duruyor ve bu da onu dizinin en tutarlı karakteri yapıyor. Bence Oruç bu bölümden sonra artık savunmada değil, saldırıda olacak. Adil ile kurdukları ittifak eğer Cengiz'i tamamen köşeye sıkıştırmaya yönelikse, Cengiz'in de boş durmayacağını biliyoruz; adamın Rusya bağlantıları hâlâ devrede ve o işin ucunda kimlerin olduğunu tam görmedik. Şerif tarafında ise asıl kriz daha yeni başlıyor olabilir, çünkü annesini kaybetmiş, mahalle tarafından dışlanmış bir adamın yapabileceği en tehlikeli şey kaybedecek bir şeyinin kalmaması. Bence Şerif intikam için Cengiz'in safına tamamen geçecek ya da tam tersi, bir anda pişmanlık krizine girip beklenmedik bir itirafta bulunacak.Esme'nin Behçet'i vurmasının sonuçları da hafife alınacak gibi değil; eğer adam ölürse Esme hapis yolunda demektir ve o zaman İso'nun dengesi tamamen bozulur. İso ile Fadime meselesine gelince, bu ikilinin hikâyesi bana kalırsa dizinin duygusal kalbi haline geldi; Eyüphan üçgeni biraz uzatılırsa izleyiciyi yorabilir ama şimdilik tadında. Yan karakterlerin sahnelerinin artması da iyi olmuş, özellikle Orel tarafı uzun süredir unutulmuş gibiydi, nihayet varlığını hissettiriyor. Umarım senaryo bu ivmeyi kaybetmez, çünkü sezon ortasında bir durgunluk yaşamıştık ve toparlanmak kolay olmamıştı. Bu bölümden beklentim yüksek, özellikle Adil-Oruç planının detaylarını görmek için sabırsızlanıyorum. Siz ne düşünüyorsunuz, Şerif gerçekten geri dönülmez noktayı geçti mi, yoksa hâlâ bir kurtuluş ihtimali var mı?
Bölüm Yorumu
Taşacak Bu DenizGeçen bölümün finali zaten herkesin ağzını açık bıraktı, Oruç'un o uçurum sahnesinden sonra fragmanı beklemek işkence gibiydi açıkçası. Taşacak Bu Deniz 38. bölüm fragmanında ilk göze çarpan şey, dengelerin artık tamamen değiştiği. Adil'in Cengiz'e attığı o kafa ve ardından gelen yumruklar sadece bir kavga sahnesi değildi, aylardır birikmiş bir hesabın ödenmesiydi. Üstelik adamın Rusça konuşulanları anlaması ve bunu belli etmeden dinleyip sonra tekrar üstüne yürümesi, Adil karakterinin ne kadar soğukkanlı bir plan adamı olduğunu da gösterdi. Fragmanda Adil ile Oruç'un birlikte bir plan kurduğu sahneler var ki bu ikilinin aynı masaya oturması başlı başına olay. İso'nun Eyüphan'a vurduğu sahneler de ayrı bir tat; adamın Fadime konusunda kıskançlığının bu kadar hızlı yüzeye çıkması aslında uzun süredir bastırdığı duyguların patlaması gibi duruyor. Bir de Şirin'in o cümlesi var: "Benim Şerif diye bir oğlum yok." Bir ananın evladını reddetmesi kolay iş değil, demek ki bardak gerçekten taştı. Gemiyi delenin Şerif olduğunun ortaya çıkması bu sezonun en büyük düğümlerinden biriydi ve nihayet çözüldü. Esme'nin Behçet'i vurduğu anlar da fragmanın en sert kısmıydı; o sahnede Esme'nin yüzündeki ifade, pişmanlıktan çok bir karar verme hali gibiydi. Fragman boyunca herkesin bir hesabı var ve bu hesaplar artık aynı anda kapanmaya başlıyor, bu da bölümün temposunu ciddi şekilde yükseltecek gibi görünüyor.
Benim en çok merak ettiğim şey Oruç'un o uçurumdan sonra nasıl bir adam olarak döneceği. Hani bir sahnede "sen benden nefret et, ben tek başıma severim" demişti ya, adam gerçekten sözünün arkasında duruyor ve bu da onu dizinin en tutarlı karakteri yapıyor. Bence Oruç bu bölümden sonra artık savunmada değil, saldırıda olacak. Adil ile kurdukları ittifak eğer Cengiz'i tamamen köşeye sıkıştırmaya yönelikse, Cengiz'in de boş durmayacağını biliyoruz; adamın Rusya bağlantıları hâlâ devrede ve o işin ucunda kimlerin olduğunu tam görmedik. Şerif tarafında ise asıl kriz daha yeni başlıyor olabilir, çünkü annesini kaybetmiş, mahalle tarafından dışlanmış bir adamın yapabileceği en tehlikeli şey kaybedecek bir şeyinin kalmaması. Bence Şerif intikam için Cengiz'in safına tamamen geçecek ya da tam tersi, bir anda pişmanlık krizine girip beklenmedik bir itirafta bulunacak. Esme'nin Behçet'i vurmasının sonuçları da hafife alınacak gibi değil; eğer adam ölürse Esme hapis yolunda demektir ve o zaman İso'nun dengesi tamamen bozulur. İso ile Fadime meselesine gelince, bu ikilinin hikâyesi bana kalırsa dizinin duygusal kalbi haline geldi; Eyüphan üçgeni biraz uzatılırsa izleyiciyi yorabilir ama şimdilik tadında. Yan karakterlerin sahnelerinin artması da iyi olmuş, özellikle Orel tarafı uzun süredir unutulmuş gibiydi, nihayet varlığını hissettiriyor. Umarım senaryo bu ivmeyi kaybetmez, çünkü sezon ortasında bir durgunluk yaşamıştık ve toparlanmak kolay olmamıştı. Bu bölümden beklentim yüksek, özellikle Adil-Oruç planının detaylarını görmek için sabırsızlanıyorum. Siz ne düşünüyorsunuz, Şerif gerçekten geri dönülmez noktayı geçti mi, yoksa hâlâ bir kurtuluş ihtimali var mı?