Taşacak Bu Deniz 37. bölümün ikinci fragmanını izlerken içimden geçen ilk şey şu oldu: bu dizi kavuşmayı sevmiyor, kavuşmanın bir adım öncesini seviyor. Fragmanın açılışında Orhun ile Elgiz arasındaki o gergin bakışma var ki, aralarındaki mesafe iki metre ama duygusal olarak kilometrelerce uzaktalar. Elgiz'in valizini toplarken kamera arkasından veriliyor olması bile tek başına bir ayrılık ilanı gibi. Üstüne Orhun'un "gitme" diyemeyip sadece kapı eşiğinde durması, bu adamın gururuyla kalbi arasındaki savaşı özetliyor. Diğer taraftan İsmail cephesi var ki, fragmanın en yorucu ama en gerçekçi yeri orası. Sevdiği kadınla ailesinin baskısı arasına sıkışmış, kimseyi kıramayan, kırdıkça kendi içine çöken bir adam portresi çizilmiş. Annesinin o "Sen bu evin oğlusun" repliği, aslında bir tehdit kadar sert duruyor. Eleni tarafında ise "seninle işim bitti" cümlesinin söylenişindeki titreme hepimizin dikkatini çekti; ağzı bitti diyor ama gözleri bambaşka bir şey söylüyor. O sahnede Eleni'nin arkasını dönüp bir an duraksaması yönetmenin bilerek bıraktığı bir çengel bence. Cengiz'in araya girdiği o kısa plan da bana hiç hayra alamet gelmedi; adamın yüzündeki o sakin ifade genelde dizide kötü bir şeyin habercisi oluyor. Bir de hastane koridorunda koşuşturma var, kimin başına ne geldiğini tam seçemedik ama sedyedeki el o kadar tanıdık duruyor ki insan ister istemez kötü ihtimalleri sıralamaya başlıyor.
Tahminime gelirsem, bu bölümde kesin bir ayrılık yaşanacak ama bu ayrılık kalıcı olmayacak; dizi bize klasik "bir adım ileri iki adım geri" numarasını bir kez daha çekecek gibi duruyor. Elgiz gidecek, bir iki bölüm uzakta kalacak, sonra bir kriz anında geri dönecek ve Orhun da ancak o zaman ağzındaki baklayı çıkaracak. Senaryo ekibi kavuşmayı ne kadar geciktirirse izleyicinin o kadar bağlanacağını sanıyor ama tersine işliyor bu mekanizma; yorumlara baktığımda insanların bezginliği açıkça okunuyor. Bir kere olsun bu çiftlerin yüzü gülsün, dünya yıkılmaz.İsmail tarafında ise aile baskısının bir nişan ya da görücü hikâyesine evrileceğini düşünüyorum; o kapıdan bir "uygun kız" girerse şaşırmam. Ama İsmail karakterinin dizide tek dürüst adam olarak çizilmesi bana bu kez isyan edeceğini düşündürüyor, belki de ilk kez annesinin karşısına dikilecek. Eleni ve Oruç hattının bu kadar hızlı sökülüp atılması ise dizinin en tartışmalı hamlesi; izleyici o ikiliye yatırım yapmıştı, şimdi boşlukta kaldık. Cengiz'in yeni sezondaki rolü de netleşecek sanırım, bana kalırsa elinde bir bilgi var ve onu doğru zamanı bekleyerek saklıyor. O bilginin de büyük ihtimalle Orhun'un geçmişiyle ilgili olduğunu düşünüyorum. Umarım bu bölüm sadece ayrılık, bakışma ve kapı çarpmalarıyla geçmez; biraz da düğüm çözülür, biraz da nefes alırız. Yoksa bu gidişle fragmanları izleyip bölümü es geçenlerin sayısı artacak, bunu da senaristlerin görmesi lazım.
Bölüm Yorumu
Taşacak Bu DenizTaşacak Bu Deniz 37. bölümün ikinci fragmanını izlerken içimden geçen ilk şey şu oldu: bu dizi kavuşmayı sevmiyor, kavuşmanın bir adım öncesini seviyor. Fragmanın açılışında Orhun ile Elgiz arasındaki o gergin bakışma var ki, aralarındaki mesafe iki metre ama duygusal olarak kilometrelerce uzaktalar. Elgiz'in valizini toplarken kamera arkasından veriliyor olması bile tek başına bir ayrılık ilanı gibi. Üstüne Orhun'un "gitme" diyemeyip sadece kapı eşiğinde durması, bu adamın gururuyla kalbi arasındaki savaşı özetliyor. Diğer taraftan İsmail cephesi var ki, fragmanın en yorucu ama en gerçekçi yeri orası. Sevdiği kadınla ailesinin baskısı arasına sıkışmış, kimseyi kıramayan, kırdıkça kendi içine çöken bir adam portresi çizilmiş. Annesinin o "Sen bu evin oğlusun" repliği, aslında bir tehdit kadar sert duruyor. Eleni tarafında ise "seninle işim bitti" cümlesinin söylenişindeki titreme hepimizin dikkatini çekti; ağzı bitti diyor ama gözleri bambaşka bir şey söylüyor. O sahnede Eleni'nin arkasını dönüp bir an duraksaması yönetmenin bilerek bıraktığı bir çengel bence. Cengiz'in araya girdiği o kısa plan da bana hiç hayra alamet gelmedi; adamın yüzündeki o sakin ifade genelde dizide kötü bir şeyin habercisi oluyor. Bir de hastane koridorunda koşuşturma var, kimin başına ne geldiğini tam seçemedik ama sedyedeki el o kadar tanıdık duruyor ki insan ister istemez kötü ihtimalleri sıralamaya başlıyor.
Tahminime gelirsem, bu bölümde kesin bir ayrılık yaşanacak ama bu ayrılık kalıcı olmayacak; dizi bize klasik "bir adım ileri iki adım geri" numarasını bir kez daha çekecek gibi duruyor. Elgiz gidecek, bir iki bölüm uzakta kalacak, sonra bir kriz anında geri dönecek ve Orhun da ancak o zaman ağzındaki baklayı çıkaracak. Senaryo ekibi kavuşmayı ne kadar geciktirirse izleyicinin o kadar bağlanacağını sanıyor ama tersine işliyor bu mekanizma; yorumlara baktığımda insanların bezginliği açıkça okunuyor. Bir kere olsun bu çiftlerin yüzü gülsün, dünya yıkılmaz. İsmail tarafında ise aile baskısının bir nişan ya da görücü hikâyesine evrileceğini düşünüyorum; o kapıdan bir "uygun kız" girerse şaşırmam. Ama İsmail karakterinin dizide tek dürüst adam olarak çizilmesi bana bu kez isyan edeceğini düşündürüyor, belki de ilk kez annesinin karşısına dikilecek. Eleni ve Oruç hattının bu kadar hızlı sökülüp atılması ise dizinin en tartışmalı hamlesi; izleyici o ikiliye yatırım yapmıştı, şimdi boşlukta kaldık. Cengiz'in yeni sezondaki rolü de netleşecek sanırım, bana kalırsa elinde bir bilgi var ve onu doğru zamanı bekleyerek saklıyor. O bilginin de büyük ihtimalle Orhun'un geçmişiyle ilgili olduğunu düşünüyorum. Umarım bu bölüm sadece ayrılık, bakışma ve kapı çarpmalarıyla geçmez; biraz da düğüm çözülür, biraz da nefes alırız. Yoksa bu gidişle fragmanları izleyip bölümü es geçenlerin sayısı artacak, bunu da senaristlerin görmesi lazım.