İçeriğe geç
Sevdiğim Sensin 23. Bölüm 3. Fragmanı

Sevdiğim Sensin 23. Bölüm 3. Fragmanı

Sevdiğim Sensin Sezon 1 · Bölüm 23 3 izlenme

Bölüm Yorumu

Sevdiğim Sensin

Sevdiğim Sensin 23. bölümün üçüncü fragmanı, önceki iki fragmana göre daha net bir çizgi çiziyor ve dizinin bu sezon boyunca kurduğu denklemin tamamen tersine döndüğünü gösteriyor. Açılıştaki Dicle sahnesi bence fragmanın en çok konuşulacak yeri; kadının bakışındaki o eski kırılganlık yok artık, yerini sert, mesafeli, neredeyse soğuk bir duruş almış. Yirmi bölüm boyunca kapı önünde bekleyen kadın, nihayet kapıyı içeriden kilitlemiş gibi. Erkan tarafında ise tam tersi bir tablo var; adam ilk kez gerçekten panikliyor, ilk kez cümlelerini toparlayamıyor, "bana bir şans daha ver" repliği fragmanın ortasında düşüyor ve açıkçası bu replik tek başına rollerin takas edildiğinin ilanı gibi. Ali Cabbar'ın girdiği sahne de ilginç; yine o bildiğimiz ağır abi tavrıyla araya giriyor, yine herkese akıl veriyor, ama izleyicinin gözünden kaçmayan bir şey var: bu adam ortalığı karıştıran isimlerin başında geliyordu ve şimdi en olgun, en uzlaşmacı kişi rolünde. Fragmanda eşini savunduğu o kısa diyalog da bu çelişkiyi iyice görünür kılıyor. Konak sahnelerinde kalabalık bir masa var, herkes susuyor, sadece çatal bıçak sesi duyuluyor; bu tarz sessiz gerilim sahneleri dizinin iyi yaptığı işlerden biri. Son saniyelerde bir araba, bir telefon ve yarıda kesilen bir cümle var ki klasik fragman oyunu; kimin aradığını ve o cümlenin devamını bilerek göstermiyorlar. Bir de şunu söylemeden geçmeyeyim, seyircinin uzun süredir dillendirdiği şive meselesi bu fragmanda da göze çarpıyor, Dicle'nin konuşması başlangıçtaki karaktere göre epey yumuşamış durumda.

Benim beklentim şu yönde: bu bölüm dizinin ya toparlanacağı ya da gerçekten kopuş noktası olacağı bir eşik. Yorumlarda sıkça görüyorum, "tadı tuzu kalmadı" diyenler haksız değil çünkü aynı kavga, aynı barışma, aynı araya giren akraba döngüsü uzun süredir tekrar ediyor. Eğer bu bölümde Dicle'nin geri adım attığını görürsek bence dizi kendi kurduğu son ciddi yapıyı da yıkmış olur; ama kadın kararlı durur, hatta bir süreliğine şehirden ya da konaktan ayrılırsa hikâye yeni bir alana açılabilir. Erkan cephesinde ise klasik "geç kalan erkek" senaryosu işliyor; tahminim bu bölümde kendini affettirmek için bir hamle yapacak, belki bir aile sırrını açıklayacak, belki Ali Cabbar'la karşı karşıya gelecek. Zaten bu iki adamın hesaplaşması epeydir ertelenen bir şey ve dizinin elindeki en güçlü kozlardan biri. İkinci teorim, fragmanın sonundaki telefonun geçmişten gelen bir isme ait olduğu; dizinin sevdiği hamle bu, dengeyi bozacak bir karakteri tam da herkes huzura kavuşacakken sahneye sokmak. Reyting tarafına gelince, seyircinin "son şansımız" tedirginliğini anlıyorum ama finali konuşmak için henüz erken bence; yine de senaryonun temposunu artırmaları, gereksiz yan hikâyeleri kesmeleri şart. Bu dizinin en büyük problemi kötü olması değil, iyi olabilecekken yerinde saymayı seçmesi. Bu akşam izlerken en çok merak ettiğim şey Dicle'nin o sert duruşunun kaç dakika süreceği; eğer bölümün sonunda yine aynı kapının önünde buluyorsak kendimizi, o zaman gerçekten konuşacak çok şey olmayacak. Umarım yanılırım ve bu bölüm, karakterlerin sonunda bir karar verdiği bölüm olarak hatırlanır.