Sevdiğim Sensin 23. bölümün ikinci fragmanı, ilk fragmanın bıraktığı yerden çok daha sert bir yerden giriyor hikâyeye. Fragmanın merkezinde yine Derya var ve açıkçası bu kadın artık hikâyenin dengesini tek başına bozacak noktaya geldi. "Ya Erkan olabilir ya da ben" repliği fragmanın en çok konuşulacak yeri, çünkü bu cümle bir sitem değil, resmen bir ültimatom. Derya kendi ailesini, kardeşlerini bir tarafa koyup karşısına Erkan'ı dikiyor ve seçim yapmalarını istiyor. Oysa aynı Erkan, Dicle'nin hayatını kurtarmış, bu ailenin yükünü defalarca sırtlamış biri. İnsanın iyiliğini unutması bu kadar hızlı olabiliyor demek ki. Fragmanda Dicle'nin yüzündeki o çaresizlik ifadesi çok şey anlatıyor aslında; bir tarafta büyüdüğü evin ablası, diğer tarafta kalbinin gittiği adam. İki arada bir derede kalmış, konuşamıyor, savunamıyor, sadece bakıyor. Kılık kıyafet meselesine de değinmeden geçmeyelim, izleyicinin bu kadar takılması boşuna değil; karakter bu kadar yol kat etti, içsel olarak büyüdü ama dış görünüşte hâlâ aynı yerde duruyor. Yapımın bunu bilinçli mi yaptığını, yoksa gözden mi kaçırdığını doğrusu anlamıyorum. Fragmanın diğer dikkat çeken kısmı ise Erkan'ın sessizliği. Adam savunma yapmıyor, bağırmıyor, sadece o bildiğimiz sakin bakışıyla durumu izliyor. Bazen en tehlikeli tepki, hiç tepki vermemektir. Bir de Derya'nın hafıza meselesi var ki, gelse de gelmese de bu kadının ciddi anlamda destek alması lazım; çünkü şu an sadece kendi hayatını değil, etrafındaki herkesin hayatını yakıyor.
Bana sorarsanız bu bölüm, Dicle karakterinin kırılma noktası olacak. 23 bölümdür susan, kenara çekilen, kendi hakkını bile savunmaktan çekinen bir kız gördük. Ama o ültimatom sahnesinden sonra bir şeyin kopması lazım. Ya Dicle ablasının karşısına geçip "Ben Erkan'ı seviyorum" diyecek, ya da yine geri çekilip kendini feda edecek. İkinci ihtimal daha senaryo mantığına uygun duruyor maalesef, çünkü bu diziler acıyı uzatmayı seviyor. Ama uzatılırsa izleyici sabrı taşar, bunu da söyleyeyim. Kardeşlerin tavrı da kritik olacak; eğer onlar da Derya'nın aklına uyup Erkan'a cephe alırsa, Erkan'ın bu aileden tamamen kopması işten bile değil. Hatta bence senaryo tam oraya gidiyor; bir süre uzaklaşma, sonra Dicle'nin başına gelen bir şeyle geri dönüş. Klasik ama işliyor. Derya'nın kocası meselesi de boşu boşuna gündemde tutulmuyor; o adam bir noktada kapıyı çalacak ve Derya'nın bütün kurduğu düzen başına yıkılacak. Belki de hafızasının gerçekten yerinde olup olmadığı o sahnede ortaya çıkacak. İzleyicinin çoğu Derya'nın diziden çıkmasını istiyor ama ben tam tersini düşünüyorum; bu karakter gitmesin, düzelsin. Çünkü kötü karakter olarak değil, yaralı bir insan olarak yazılmış ve o yaranın iyileşme hikâyesi çok daha kıymetli olur. Bir insanı silmek kolay, anlamak zor. Önümüzdeki bölümde özellikle Erkan ve Dicle'nin baş başa kalacağı bir sahne bekliyorum, konuşmadan bakışarak anlaştıkları türden. Bakalım senaryo bizi hayal kırıklığına uğratacak mı, yoksa 23. bölüm gerçekten de herkesin maskesinin düştüğü yer mi olacak? Açıkçası umutluyum ama temkinliyim.
Bölüm Yorumu
Sevdiğim SensinSevdiğim Sensin 23. bölümün ikinci fragmanı, ilk fragmanın bıraktığı yerden çok daha sert bir yerden giriyor hikâyeye. Fragmanın merkezinde yine Derya var ve açıkçası bu kadın artık hikâyenin dengesini tek başına bozacak noktaya geldi. "Ya Erkan olabilir ya da ben" repliği fragmanın en çok konuşulacak yeri, çünkü bu cümle bir sitem değil, resmen bir ültimatom. Derya kendi ailesini, kardeşlerini bir tarafa koyup karşısına Erkan'ı dikiyor ve seçim yapmalarını istiyor. Oysa aynı Erkan, Dicle'nin hayatını kurtarmış, bu ailenin yükünü defalarca sırtlamış biri. İnsanın iyiliğini unutması bu kadar hızlı olabiliyor demek ki. Fragmanda Dicle'nin yüzündeki o çaresizlik ifadesi çok şey anlatıyor aslında; bir tarafta büyüdüğü evin ablası, diğer tarafta kalbinin gittiği adam. İki arada bir derede kalmış, konuşamıyor, savunamıyor, sadece bakıyor. Kılık kıyafet meselesine de değinmeden geçmeyelim, izleyicinin bu kadar takılması boşuna değil; karakter bu kadar yol kat etti, içsel olarak büyüdü ama dış görünüşte hâlâ aynı yerde duruyor. Yapımın bunu bilinçli mi yaptığını, yoksa gözden mi kaçırdığını doğrusu anlamıyorum. Fragmanın diğer dikkat çeken kısmı ise Erkan'ın sessizliği. Adam savunma yapmıyor, bağırmıyor, sadece o bildiğimiz sakin bakışıyla durumu izliyor. Bazen en tehlikeli tepki, hiç tepki vermemektir. Bir de Derya'nın hafıza meselesi var ki, gelse de gelmese de bu kadının ciddi anlamda destek alması lazım; çünkü şu an sadece kendi hayatını değil, etrafındaki herkesin hayatını yakıyor.
Bana sorarsanız bu bölüm, Dicle karakterinin kırılma noktası olacak. 23 bölümdür susan, kenara çekilen, kendi hakkını bile savunmaktan çekinen bir kız gördük. Ama o ültimatom sahnesinden sonra bir şeyin kopması lazım. Ya Dicle ablasının karşısına geçip "Ben Erkan'ı seviyorum" diyecek, ya da yine geri çekilip kendini feda edecek. İkinci ihtimal daha senaryo mantığına uygun duruyor maalesef, çünkü bu diziler acıyı uzatmayı seviyor. Ama uzatılırsa izleyici sabrı taşar, bunu da söyleyeyim. Kardeşlerin tavrı da kritik olacak; eğer onlar da Derya'nın aklına uyup Erkan'a cephe alırsa, Erkan'ın bu aileden tamamen kopması işten bile değil. Hatta bence senaryo tam oraya gidiyor; bir süre uzaklaşma, sonra Dicle'nin başına gelen bir şeyle geri dönüş. Klasik ama işliyor. Derya'nın kocası meselesi de boşu boşuna gündemde tutulmuyor; o adam bir noktada kapıyı çalacak ve Derya'nın bütün kurduğu düzen başına yıkılacak. Belki de hafızasının gerçekten yerinde olup olmadığı o sahnede ortaya çıkacak. İzleyicinin çoğu Derya'nın diziden çıkmasını istiyor ama ben tam tersini düşünüyorum; bu karakter gitmesin, düzelsin. Çünkü kötü karakter olarak değil, yaralı bir insan olarak yazılmış ve o yaranın iyileşme hikâyesi çok daha kıymetli olur. Bir insanı silmek kolay, anlamak zor. Önümüzdeki bölümde özellikle Erkan ve Dicle'nin baş başa kalacağı bir sahne bekliyorum, konuşmadan bakışarak anlaştıkları türden. Bakalım senaryo bizi hayal kırıklığına uğratacak mı, yoksa 23. bölüm gerçekten de herkesin maskesinin düştüğü yer mi olacak? Açıkçası umutluyum ama temkinliyim.