Sevdiğim Sensin 19. bölümün üçüncü fragmanı yayınlandığı andan itibaren sosyal medyada tek bir kelime konuşuldu: kıskançlık. Fragmanın adı bile neredeyse kendini anlatıyor, çünkü gördüğümüz kadarıyla bu hafta hikâyenin merkezine yine Erkan ile Dicle arasındaki o bitmeyen gerilim oturuyor. Fragmanda en çok dikkat çeken sahne, Erkan'ın yeni gelen kadınla fazlasıyla samimi görünen anları. El ele oturma, gülüşme, laubali bakışlar... Üstelik bunların Dicle'nin tam gözünün önünde yaşanıyor olması, olayın kazara değil, bilinçli bir hamle olduğunu düşündürüyor. Yani Erkan burada kıskandırma oyunu kuruyor gibi duruyor ama işin komiği, oyunu kuran adamın kendi kendini köşeye sıkıştırması. Çünkü daha birkaç bölüm önce Dicle'yi Kadir'le aynı masada görmeye tahammül edemeyen, ortalığı ayağa kaldıran adam bu. Şimdi kendisi aynı tabloyu kurup "bak ben de yapabilirim" der gibi bakıyor ki bu tutarsızlık izleyicinin tepkisini haklı olarak çekmiş. Fragmanın diğer kısmında Dicle'nin yüzündeki o dondurulmuş ifade var; ne kavga ediyor ne bağırıyor, sadece bakıyor. Bana kalırsa o bakış, bölümün en güçlü anı olacak. Bir de konağın içindeki hareketlilik, kapı önünde kesilen o kısa plan, birinin geleceğine dair bir işaret gibiydi. Fragman kurgusu da zaten klasik: Son saniyede bir kapı açılıyor, sonra kararıyor. Bu dizinin fragman ekibi artık bu hamleyi alışkanlık haline getirdi ama itiraf edeyim, işe yarıyor.
Şimdi tahminler kısmına gelelim, çünkü burada birkaç ihtimal var ve hangisinin tutacağı gerçekten belirsiz. Birinci senaryo: Erkan'ın yanındaki kadın tamamen bir plan, belki de Dicle'nin tepkisini ölçmek için sahneye sürülmüş bir figür. Eğer böyleyse bu hafta Dicle hiç beklenmeyen bir soğukkanlılıkla karşılık verir ve Erkan'ın planı tam tersine döner. İkinci senaryo ise biraz daha tehlikeli: O kadın gerçekten evli bir adamın peşinde, yani hikâyeye kalıcı bir fitil olarak giriyor. Böyle olursa önümüzdeki bölümlerde aile içinde yeni bir çatlak açılması kaçınılmaz. Bir de Hazar meselesi var ki izleyicinin yarısı onu bekliyor. Eğer Hazar bu bölümde ya da hemen ardından devreye girerse, Erkan'ın kıskançlık oyunu bir anda elinde patlar ve dengeler tamamen değişir. Benim beklentim, senaryonun bu kartı biraz daha saklayıp finale doğru oynaması. Açıkçası eleştirilecek nokta da burada: Birinci sezonda da benzer bir "başka kadın" hamlesi görmüştük ve aynı tiyatronun tekrar sahnelenmesi izleyiciyi yoruyor. Bu dizi karakterlerinin duygusal derinliğiyle güçlü, komplo kurgusuyla değil. Dolayısıyla Dicle ile Erkan'ı sürekli aynı kıskançlık çemberinde döndürmek yerine, aralarındaki asıl meseleyi, güven kırılmasını konuşturmak daha iyi olurdu. Yine de bu akşam merakla izleyeceğim, çünkü o masadaki sessizliğin nasıl bozulacağını görmek bile başlı başına bir sebep. Reyting konusunda endişeli olan arkadaşlara da hak veriyorum, hikâyenin hâlâ anlatacak çok şeyi var ve apar topar bir finalle kapanması yazık olur. Bakalım bu akşam kim kimi kıskandıracak, kim kaybedecek.
Bölüm Yorumu
Sevdiğim SensinSevdiğim Sensin 19. bölümün üçüncü fragmanı yayınlandığı andan itibaren sosyal medyada tek bir kelime konuşuldu: kıskançlık. Fragmanın adı bile neredeyse kendini anlatıyor, çünkü gördüğümüz kadarıyla bu hafta hikâyenin merkezine yine Erkan ile Dicle arasındaki o bitmeyen gerilim oturuyor. Fragmanda en çok dikkat çeken sahne, Erkan'ın yeni gelen kadınla fazlasıyla samimi görünen anları. El ele oturma, gülüşme, laubali bakışlar... Üstelik bunların Dicle'nin tam gözünün önünde yaşanıyor olması, olayın kazara değil, bilinçli bir hamle olduğunu düşündürüyor. Yani Erkan burada kıskandırma oyunu kuruyor gibi duruyor ama işin komiği, oyunu kuran adamın kendi kendini köşeye sıkıştırması. Çünkü daha birkaç bölüm önce Dicle'yi Kadir'le aynı masada görmeye tahammül edemeyen, ortalığı ayağa kaldıran adam bu. Şimdi kendisi aynı tabloyu kurup "bak ben de yapabilirim" der gibi bakıyor ki bu tutarsızlık izleyicinin tepkisini haklı olarak çekmiş. Fragmanın diğer kısmında Dicle'nin yüzündeki o dondurulmuş ifade var; ne kavga ediyor ne bağırıyor, sadece bakıyor. Bana kalırsa o bakış, bölümün en güçlü anı olacak. Bir de konağın içindeki hareketlilik, kapı önünde kesilen o kısa plan, birinin geleceğine dair bir işaret gibiydi. Fragman kurgusu da zaten klasik: Son saniyede bir kapı açılıyor, sonra kararıyor. Bu dizinin fragman ekibi artık bu hamleyi alışkanlık haline getirdi ama itiraf edeyim, işe yarıyor.
Şimdi tahminler kısmına gelelim, çünkü burada birkaç ihtimal var ve hangisinin tutacağı gerçekten belirsiz. Birinci senaryo: Erkan'ın yanındaki kadın tamamen bir plan, belki de Dicle'nin tepkisini ölçmek için sahneye sürülmüş bir figür. Eğer böyleyse bu hafta Dicle hiç beklenmeyen bir soğukkanlılıkla karşılık verir ve Erkan'ın planı tam tersine döner. İkinci senaryo ise biraz daha tehlikeli: O kadın gerçekten evli bir adamın peşinde, yani hikâyeye kalıcı bir fitil olarak giriyor. Böyle olursa önümüzdeki bölümlerde aile içinde yeni bir çatlak açılması kaçınılmaz. Bir de Hazar meselesi var ki izleyicinin yarısı onu bekliyor. Eğer Hazar bu bölümde ya da hemen ardından devreye girerse, Erkan'ın kıskançlık oyunu bir anda elinde patlar ve dengeler tamamen değişir. Benim beklentim, senaryonun bu kartı biraz daha saklayıp finale doğru oynaması. Açıkçası eleştirilecek nokta da burada: Birinci sezonda da benzer bir "başka kadın" hamlesi görmüştük ve aynı tiyatronun tekrar sahnelenmesi izleyiciyi yoruyor. Bu dizi karakterlerinin duygusal derinliğiyle güçlü, komplo kurgusuyla değil. Dolayısıyla Dicle ile Erkan'ı sürekli aynı kıskançlık çemberinde döndürmek yerine, aralarındaki asıl meseleyi, güven kırılmasını konuşturmak daha iyi olurdu. Yine de bu akşam merakla izleyeceğim, çünkü o masadaki sessizliğin nasıl bozulacağını görmek bile başlı başına bir sebep. Reyting konusunda endişeli olan arkadaşlara da hak veriyorum, hikâyenin hâlâ anlatacak çok şeyi var ve apar topar bir finalle kapanması yazık olur. Bakalım bu akşam kim kimi kıskandıracak, kim kaybedecek.