Açıkçası bu sezon Kızılcık Şerbeti adına umudumu epey kaybetmiştim ama 145. bölümün üçüncü fragmanı gelince bir anda eski heyecan geri döndü. Fragmanın merkezinde tartışmasız Nursema var ve bu geri dönüş sahnesi, hem yazım hem de oyunculuk tarafında uzun zamandır göremediğimiz bir enerjiyle çekilmiş. Asil'in onu gördüğü an verdiği tepki tek başına bölümün özeti gibi; o şaşkınlık, inanamama, ayakta duramayıp yere çökme hali gerçekten iyi oynanmış. İzleyicilerin "fırlayan terlik bölümün özeti" demesi boşuna değil, o detay bile sahneye tuhaf bir gerçeklik katmış. Fatih tarafındaki bakış, Kıvılcım'ın donup kalması, Pembe ve Ömer cephesindeki sessizlik... Herkesin aynı anda aynı şeyi düşündüğü o an fragmanda çok iyi kurgulanmış. Nursema'nın ölmediğinin ortaya çıkması aslında diziye uzun süredir eksik olan o "aile sarsıntısı" motifini geri getiriyor. Dikkatimi çeken bir başka şey, Nursema'nın geri dönüşünün duygusal bir kavuşmadan çok hesap sorma havasında olması; yüzündeki ifade, mutlu bir eve dönüş değil, birilerinden açıklama bekleyen bir kadının soğukkanlılığı gibiydi. Doğan'ın adının geçmesi, geçmişte kapanmış sanılan dosyaların yeniden açılacağına işaret ediyor. Fragmanın temposu da iyi; kısa kesmeler, bakışmalar, net cümleler var. Senarist değişikliğinin etkisi gerçekten hissediliyor, diyaloglar daha az lafı dolandırıyor, sahneler daha çabuk sonuç veriyor. Bu, son haftalarda izlerken sıkıldığımız dizinin yeniden toparlanma ihtimali demek.
Benim beklentim şu yönde: Nursema'nın dönüşü basit bir sürpriz olarak kalmayacak, bu dönüşün arkasında kimin ne bildiği meselesi bölümlerce sürecek bir çatışma yaratacak. Birinin bu gerçeği baştan beri bildiğini düşünüyorum, çünkü fragmandaki bazı karakterlerin şaşkınlığı diğerlerine göre daha zayıf duruyordu. Eğer Fatih ya da ona yakın biri bu sırrı sakladıysa aile içinde telafisi olmayan bir kırılma yaşanır ve bu da Kıvılcım ile Fatih arasındaki o yıllardır süren güven savaşını tamamen bitirir. Asil tarafı ise bambaşka bir mesele; adamın kurduğu bütün hayat, karısının öldüğü varsayımı üzerine inşa edilmişti. Şimdi hem vicdanıyla hem de bu süre içinde aldığı kararlarla yüzleşmek zorunda kalacak. Nursema'nın ona kolayca dönmeyeceğini, aksine onu uzun süre uzakta tutacağını tahmin ediyorum; çünkü bu kadın artık eski kırılgan hâlinde değil, kendi başına ayakta durmayı öğrenmiş biri gibi görünüyor. Asıl merak ettiğim, bu dönüşün hangi bedelle geldiği. Birilerinin onu sakladığı, korumaya aldığı, belki de bilinçli şekilde "öldü" dedirttiği bir yapı varsa, o yapının ortaya çıkışı diziye uzun soluklu bir gerilim kazandırır. İzleyici yorumlarında "diziyi ipten aldılar" diyenlere kısmen katılıyorum ama tek bir fragmanla karar vermek de doğru olmaz; asıl sınav bu geri dönüşün devamını getirebilmek. Eğer iki bölüm sonra yine aynı mutfak tartışmalarına, aynı döngüye dönülürse bu heyecan hızla söner. Umudum, yeni ekibin bu fırsatı değerlendirip Nursema'yı sadece sürpriz malzemesi değil, hikâyenin yeni ekseni yapması. Salı akşamını merakla bekliyorum, çünkü uzun zamandır ilk defa "acaba ne olacak" diye düşündüm.
Bölüm Yorumu
Kızılcık ŞerbetiAçıkçası bu sezon Kızılcık Şerbeti adına umudumu epey kaybetmiştim ama 145. bölümün üçüncü fragmanı gelince bir anda eski heyecan geri döndü. Fragmanın merkezinde tartışmasız Nursema var ve bu geri dönüş sahnesi, hem yazım hem de oyunculuk tarafında uzun zamandır göremediğimiz bir enerjiyle çekilmiş. Asil'in onu gördüğü an verdiği tepki tek başına bölümün özeti gibi; o şaşkınlık, inanamama, ayakta duramayıp yere çökme hali gerçekten iyi oynanmış. İzleyicilerin "fırlayan terlik bölümün özeti" demesi boşuna değil, o detay bile sahneye tuhaf bir gerçeklik katmış. Fatih tarafındaki bakış, Kıvılcım'ın donup kalması, Pembe ve Ömer cephesindeki sessizlik... Herkesin aynı anda aynı şeyi düşündüğü o an fragmanda çok iyi kurgulanmış. Nursema'nın ölmediğinin ortaya çıkması aslında diziye uzun süredir eksik olan o "aile sarsıntısı" motifini geri getiriyor. Dikkatimi çeken bir başka şey, Nursema'nın geri dönüşünün duygusal bir kavuşmadan çok hesap sorma havasında olması; yüzündeki ifade, mutlu bir eve dönüş değil, birilerinden açıklama bekleyen bir kadının soğukkanlılığı gibiydi. Doğan'ın adının geçmesi, geçmişte kapanmış sanılan dosyaların yeniden açılacağına işaret ediyor. Fragmanın temposu da iyi; kısa kesmeler, bakışmalar, net cümleler var. Senarist değişikliğinin etkisi gerçekten hissediliyor, diyaloglar daha az lafı dolandırıyor, sahneler daha çabuk sonuç veriyor. Bu, son haftalarda izlerken sıkıldığımız dizinin yeniden toparlanma ihtimali demek.
Benim beklentim şu yönde: Nursema'nın dönüşü basit bir sürpriz olarak kalmayacak, bu dönüşün arkasında kimin ne bildiği meselesi bölümlerce sürecek bir çatışma yaratacak. Birinin bu gerçeği baştan beri bildiğini düşünüyorum, çünkü fragmandaki bazı karakterlerin şaşkınlığı diğerlerine göre daha zayıf duruyordu. Eğer Fatih ya da ona yakın biri bu sırrı sakladıysa aile içinde telafisi olmayan bir kırılma yaşanır ve bu da Kıvılcım ile Fatih arasındaki o yıllardır süren güven savaşını tamamen bitirir. Asil tarafı ise bambaşka bir mesele; adamın kurduğu bütün hayat, karısının öldüğü varsayımı üzerine inşa edilmişti. Şimdi hem vicdanıyla hem de bu süre içinde aldığı kararlarla yüzleşmek zorunda kalacak. Nursema'nın ona kolayca dönmeyeceğini, aksine onu uzun süre uzakta tutacağını tahmin ediyorum; çünkü bu kadın artık eski kırılgan hâlinde değil, kendi başına ayakta durmayı öğrenmiş biri gibi görünüyor. Asıl merak ettiğim, bu dönüşün hangi bedelle geldiği. Birilerinin onu sakladığı, korumaya aldığı, belki de bilinçli şekilde "öldü" dedirttiği bir yapı varsa, o yapının ortaya çıkışı diziye uzun soluklu bir gerilim kazandırır. İzleyici yorumlarında "diziyi ipten aldılar" diyenlere kısmen katılıyorum ama tek bir fragmanla karar vermek de doğru olmaz; asıl sınav bu geri dönüşün devamını getirebilmek. Eğer iki bölüm sonra yine aynı mutfak tartışmalarına, aynı döngüye dönülürse bu heyecan hızla söner. Umudum, yeni ekibin bu fırsatı değerlendirip Nursema'yı sadece sürpriz malzemesi değil, hikâyenin yeni ekseni yapması. Salı akşamını merakla bekliyorum, çünkü uzun zamandır ilk defa "acaba ne olacak" diye düşündüm.