Açıkçası ikinci fragmanı izledikten sonra ilkine göre kafamda taşlar biraz daha yerine oturdu ama bir yandan da "bu kadar mı kolay oldu" dedirten yerler yok değil. Nursema'nın dönüşü, yani o kapıdan içeri girişi, dizinin uzun zamandır beklediğimiz o sarsıcı anlardan biri olmalıydı; oysa fragmanda herkesin tepkisi neredeyse "aa geldin mi" seviyesinde duruyor. Ölü bilinen, cenazesi kaldırılmış, yası tutulmuş bir karakterden bahsediyoruz. Evdekilerin şoka girmesi, inanamaması, hatta bir kısmının bunun bir oyun olduğunu düşünmesi gerekirdi. Yine de fragman kurgusu bazen yanıltıcı oluyor, belki bölümde o sahneler uzun uzun işlenir, umudumu tamamen kesmiş değilim. Pembe cephesinde yine o bildiğimiz telaş var, Fatih tarafında ise bakışlardan okunan bir gerginlik seziliyor; adamın üstünde sürekli bir şeyleri örtbas etme hali. Kıvılcım ve Ömer'in olduğu sahnelerde ise tansiyon düşmüyor, özellikle o 16. saniyedeki bakışma pek çok kişinin dikkatini çekmiş, haklılar da. İki karakterin arasındaki o eski bağ, ne kadar örtülmeye çalışılsa da kameranın gözünden kaçmıyor. Bir de şunu söylemeden geçemeyeceğim: senaryoda son haftalarda gözle görülür bir toparlanma var. Diyaloglar daha oturaklı, sahne geçişleri daha az dağınık, karakterler en azından bir hafta önce söylediklerini unutmuyor. Bu küçük gibi görünen detaylar aslında izleyicinin diziye geri dönmesini sağlayan şeyler. Tek sıkıntı bazı yeni yüzlerin hâlâ hikâyeye tam oturmamış olması, bir kısmı sahneye girdiğinde ritim düşüyor ve o tempoyu toplamak zaman alıyor.
Bundan sonrası için en çok merak ettiğim şey Mustafa cephesinde ne olacağı. Nursema sahneye çıktıysa o hesabın kapanmaması imkânsız; adamın yaptıklarının yanına kâr kalması bu dizinin kendi iç mantığına bile aykırı olur. Bence birkaç bölüm içinde ikisinin karşı karşıya geldiği, belki de tanıkların ortaya çıktığı bir hesaplaşma göreceğiz. Nursema'nın bu süre boyunca nerede olduğu, kimin yardım ettiği ve neden sessiz kaldığı sorusu ise asıl bombanın fitili olabilir. Eğer bu işin içinde aileden biri varsa, yani birileri bunca zamandır bilip susmuşsa, konak resmen yerinden oynar. Doğa ve Alev tarafında da işler durulmuş değil; o hesaplaşmalar da yavaş yavaş olgunlaşıyor gibi duruyor. Benim kişisel beklentim, senaristlerin bu dönüşü ucuz bir sürprize çevirmeyip üstüne en az beş altı bölümlük sağlam bir hikâye kurması. Çünkü bu dizi en çok, acıyı ve adaletsizliği yüzümüze vurduğu anlarda iz bırakıyor. İzleyici olarak hepimiz kıyısından köşesinden bakıyoruz deyip sonunda fragman çıkar çıkmaz aynı yerde buluşuyoruz, bu da aslında bağın hiç kopmadığının en net kanıtı. Cuma gününü beklemek bu hafta yine uzun sürecek gibi görünüyor. Umarım bölüm, fragmanın verdiği sözü tutar ve özellikle o dönüş sahnesini hak ettiği ağırlıkla işler. Yoksa güzelce toparlanan havayı bir anda dağıtma riski var. Siz ne düşünüyorsunuz, Nursema'yı kim saklıyordu ve ilk kim hesap verecek?
Bölüm Yorumu
Kızılcık ŞerbetiAçıkçası ikinci fragmanı izledikten sonra ilkine göre kafamda taşlar biraz daha yerine oturdu ama bir yandan da "bu kadar mı kolay oldu" dedirten yerler yok değil. Nursema'nın dönüşü, yani o kapıdan içeri girişi, dizinin uzun zamandır beklediğimiz o sarsıcı anlardan biri olmalıydı; oysa fragmanda herkesin tepkisi neredeyse "aa geldin mi" seviyesinde duruyor. Ölü bilinen, cenazesi kaldırılmış, yası tutulmuş bir karakterden bahsediyoruz. Evdekilerin şoka girmesi, inanamaması, hatta bir kısmının bunun bir oyun olduğunu düşünmesi gerekirdi. Yine de fragman kurgusu bazen yanıltıcı oluyor, belki bölümde o sahneler uzun uzun işlenir, umudumu tamamen kesmiş değilim. Pembe cephesinde yine o bildiğimiz telaş var, Fatih tarafında ise bakışlardan okunan bir gerginlik seziliyor; adamın üstünde sürekli bir şeyleri örtbas etme hali. Kıvılcım ve Ömer'in olduğu sahnelerde ise tansiyon düşmüyor, özellikle o 16. saniyedeki bakışma pek çok kişinin dikkatini çekmiş, haklılar da. İki karakterin arasındaki o eski bağ, ne kadar örtülmeye çalışılsa da kameranın gözünden kaçmıyor. Bir de şunu söylemeden geçemeyeceğim: senaryoda son haftalarda gözle görülür bir toparlanma var. Diyaloglar daha oturaklı, sahne geçişleri daha az dağınık, karakterler en azından bir hafta önce söylediklerini unutmuyor. Bu küçük gibi görünen detaylar aslında izleyicinin diziye geri dönmesini sağlayan şeyler. Tek sıkıntı bazı yeni yüzlerin hâlâ hikâyeye tam oturmamış olması, bir kısmı sahneye girdiğinde ritim düşüyor ve o tempoyu toplamak zaman alıyor.
Bundan sonrası için en çok merak ettiğim şey Mustafa cephesinde ne olacağı. Nursema sahneye çıktıysa o hesabın kapanmaması imkânsız; adamın yaptıklarının yanına kâr kalması bu dizinin kendi iç mantığına bile aykırı olur. Bence birkaç bölüm içinde ikisinin karşı karşıya geldiği, belki de tanıkların ortaya çıktığı bir hesaplaşma göreceğiz. Nursema'nın bu süre boyunca nerede olduğu, kimin yardım ettiği ve neden sessiz kaldığı sorusu ise asıl bombanın fitili olabilir. Eğer bu işin içinde aileden biri varsa, yani birileri bunca zamandır bilip susmuşsa, konak resmen yerinden oynar. Doğa ve Alev tarafında da işler durulmuş değil; o hesaplaşmalar da yavaş yavaş olgunlaşıyor gibi duruyor. Benim kişisel beklentim, senaristlerin bu dönüşü ucuz bir sürprize çevirmeyip üstüne en az beş altı bölümlük sağlam bir hikâye kurması. Çünkü bu dizi en çok, acıyı ve adaletsizliği yüzümüze vurduğu anlarda iz bırakıyor. İzleyici olarak hepimiz kıyısından köşesinden bakıyoruz deyip sonunda fragman çıkar çıkmaz aynı yerde buluşuyoruz, bu da aslında bağın hiç kopmadığının en net kanıtı. Cuma gününü beklemek bu hafta yine uzun sürecek gibi görünüyor. Umarım bölüm, fragmanın verdiği sözü tutar ve özellikle o dönüş sahnesini hak ettiği ağırlıkla işler. Yoksa güzelce toparlanan havayı bir anda dağıtma riski var. Siz ne düşünüyorsunuz, Nursema'yı kim saklıyordu ve ilk kim hesap verecek?