Açıkçası yedi bölümdür bir türlü ivme kazanamayan hikâyenin nihayet dişe dokunur bir yere geldiğini bu fragmanda net biçimde gördüm. En çok dikkatimi çeken şey, Celadet cephesinde işlerin sarpa sarması oldu; adamın o her şeye hükmeden, kimseye hesap vermeyen tavrı bu kez duvara tosluyor gibi. Fragmandaki o sert yüzleşme sahnesi, Zeki'nin gözündeki o soğukluk ve ağzından çıkan tek cümlelik tehdit, bölümün kaldıracı olacak diye düşünüyorum. Yorumlarda insanların "sonunda cezası kesiliyor" demesi boşuna değil, çünkü uzun süredir bu karakterin dokunulmazlığı seyirciyi yordu. Leyla tarafı ise bambaşka bir yere evriliyor; fragmandaki o yarı karanlık odada verdiği tepki, daha önceki bölümlerdeki kırılgan halinden bayağı farklı. Sanki artık savunmayı bırakıp karşılık vermeye karar vermiş biri var orada. Leyla'nın öğrendiği o sır, bölümün ikinci yarısında dengeleri tamamen değiştirecek gibi duruyor, en azından fragmanın kurgusu bunu ima ediyor. Kenan'ın sahneleri de ilginç; bir yandan kurtarıcı pozisyonunda gösteriliyor, bir yandan da yüzündeki o tereddüt bana "bu adamın da gizlediği bir şey var" dedirtiyor. Burak Özçivit'in buradaki oyunculuğu da bence giderek yerine oturuyor; ilk bölümlerdeki o mesafeli, biraz da temkinli hali gitmiş, özellikle fragmandaki kavga sahnesinde gerçekten inandırıcı bir öfke var. Bir de şu var: fragmanın ritmi çok hızlı kesilmiş, neredeyse her saniye yeni bir yüz, yeni bir çatışma geliyor. Bu da bana bölümün en az üç ayrı hattan ilerleyeceğini düşündürdü. Dizinin uzun zamandır ihtiyaç duyduğu o sarsıntı nihayet gelmiş gibi görünüyor.
Tahminlerime gelirsek, ben Celadet'in bu bölümde tamamen devre dışı kalacağını sanmıyorum; senaryo onu köşeye sıkıştırıp sonra daha tehlikeli bir hale getirmeyi tercih eder diye düşünüyorum, çünkü bu tip karakterler genelde bir kez dibe vurduktan sonra çok daha acımasız dönüyorlar. Zeki'nin elindeki koz ne olursa olsun, o kozun tek taraflı kalmayacağını, Celadet'in de elinde Zeki'ye dair bir kirli bilgi olduğunu tahmin ediyorum. İki tarafın da birbirini tutması, hikâyeyi birkaç bölüm daha ayakta tutacak klasik bir hamle. Leyla konusunda ise işler daha karmaşık; eğer gerçekten öğrendiğini düşündüğüm şeyi öğrendiyse, Kenan'a olan güveni tamamen bitecek ve bu da ikilinin arasındaki o yavaş yavaş inşa edilen yakınlığı sıfırlayacak. Seyircinin bir kısmı "Kenan kurtaracak" diyor ama ben tam tersi bir ihtimali daha güçlü buluyorum: Kenan bu bölümde kurtaran değil, kurtarılmayı bekleyen taraf olabilir. Bir de şu finali merak ediyorum; fragmanın son saniyelerindeki o silah sesi mi, kapı çarpması mı belli olmayan ses efekti bence kasıtlı olarak muğlak bırakılmış. Eğer gerçekten bir vurulma sahnesiyle kapanıyorsa, haftalık beklemeyi epey zorlaştıracak bir kapanış olur. Benim asıl umudum, bu bölümden sonra dizinin bu tempoyu koruyabilmesi; çünkü en büyük risk, bir bölüm patlama yapıp sonraki üç bölümde yine aynı yerde dönmek. Umarım senaryo bu kez frene basmaz. Siz ne düşünüyorsunuz, Kenan gerçekten göründüğü kadar temiz mi, yoksa biz mi fazla iyi niyetliyiz?
Bölüm Yorumu
Güneşin Doğduğu YerAçıkçası yedi bölümdür bir türlü ivme kazanamayan hikâyenin nihayet dişe dokunur bir yere geldiğini bu fragmanda net biçimde gördüm. En çok dikkatimi çeken şey, Celadet cephesinde işlerin sarpa sarması oldu; adamın o her şeye hükmeden, kimseye hesap vermeyen tavrı bu kez duvara tosluyor gibi. Fragmandaki o sert yüzleşme sahnesi, Zeki'nin gözündeki o soğukluk ve ağzından çıkan tek cümlelik tehdit, bölümün kaldıracı olacak diye düşünüyorum. Yorumlarda insanların "sonunda cezası kesiliyor" demesi boşuna değil, çünkü uzun süredir bu karakterin dokunulmazlığı seyirciyi yordu. Leyla tarafı ise bambaşka bir yere evriliyor; fragmandaki o yarı karanlık odada verdiği tepki, daha önceki bölümlerdeki kırılgan halinden bayağı farklı. Sanki artık savunmayı bırakıp karşılık vermeye karar vermiş biri var orada. Leyla'nın öğrendiği o sır, bölümün ikinci yarısında dengeleri tamamen değiştirecek gibi duruyor, en azından fragmanın kurgusu bunu ima ediyor. Kenan'ın sahneleri de ilginç; bir yandan kurtarıcı pozisyonunda gösteriliyor, bir yandan da yüzündeki o tereddüt bana "bu adamın da gizlediği bir şey var" dedirtiyor. Burak Özçivit'in buradaki oyunculuğu da bence giderek yerine oturuyor; ilk bölümlerdeki o mesafeli, biraz da temkinli hali gitmiş, özellikle fragmandaki kavga sahnesinde gerçekten inandırıcı bir öfke var. Bir de şu var: fragmanın ritmi çok hızlı kesilmiş, neredeyse her saniye yeni bir yüz, yeni bir çatışma geliyor. Bu da bana bölümün en az üç ayrı hattan ilerleyeceğini düşündürdü. Dizinin uzun zamandır ihtiyaç duyduğu o sarsıntı nihayet gelmiş gibi görünüyor.
Tahminlerime gelirsek, ben Celadet'in bu bölümde tamamen devre dışı kalacağını sanmıyorum; senaryo onu köşeye sıkıştırıp sonra daha tehlikeli bir hale getirmeyi tercih eder diye düşünüyorum, çünkü bu tip karakterler genelde bir kez dibe vurduktan sonra çok daha acımasız dönüyorlar. Zeki'nin elindeki koz ne olursa olsun, o kozun tek taraflı kalmayacağını, Celadet'in de elinde Zeki'ye dair bir kirli bilgi olduğunu tahmin ediyorum. İki tarafın da birbirini tutması, hikâyeyi birkaç bölüm daha ayakta tutacak klasik bir hamle. Leyla konusunda ise işler daha karmaşık; eğer gerçekten öğrendiğini düşündüğüm şeyi öğrendiyse, Kenan'a olan güveni tamamen bitecek ve bu da ikilinin arasındaki o yavaş yavaş inşa edilen yakınlığı sıfırlayacak. Seyircinin bir kısmı "Kenan kurtaracak" diyor ama ben tam tersi bir ihtimali daha güçlü buluyorum: Kenan bu bölümde kurtaran değil, kurtarılmayı bekleyen taraf olabilir. Bir de şu finali merak ediyorum; fragmanın son saniyelerindeki o silah sesi mi, kapı çarpması mı belli olmayan ses efekti bence kasıtlı olarak muğlak bırakılmış. Eğer gerçekten bir vurulma sahnesiyle kapanıyorsa, haftalık beklemeyi epey zorlaştıracak bir kapanış olur. Benim asıl umudum, bu bölümden sonra dizinin bu tempoyu koruyabilmesi; çünkü en büyük risk, bir bölüm patlama yapıp sonraki üç bölümde yine aynı yerde dönmek. Umarım senaryo bu kez frene basmaz. Siz ne düşünüyorsunuz, Kenan gerçekten göründüğü kadar temiz mi, yoksa biz mi fazla iyi niyetliyiz?