Fragmanı açar açmaz ilk dikkatimi çeken şey Leyla'nın yüzündeki o ifade oldu; dördüncü bölümün sonundaki o kırılgan, köşeye sıkışmış kadın gitmiş, yerine dişini sıkıp ayağa kalkmaya çalışan biri gelmiş. Köy meydanındaki kalabalık sahnede herkesin ona bakışı, fısıltılar, o bakışların altında ezilmemek için dik durmaya çalışması... Oyunculuk anlamında da bu sahnenin dizinin en iyi anlarından biri olacağını şimdiden söyleyebilirim. Sonrasında gelen Ceyhun sahnesi ise fragmanın bel kemiği zaten. Adamın kalabalığın ortasında Leyla'nın elinden tutup "Leyla artık yalnız değil, arkasında ben varım, o benim himayemde" demesi hem bir koruma hem de açık bir meydan okuma. Çünkü o cümle sadece Leyla'ya söylenmiş bir söz değil, aynı zamanda Kenan'ın suratına atılmış bir tokat. Kenan'ın o anda çenesini sıkıp bakışını kaçırması, sonra da arabanın direksiyonuna vurduğu o kısacık plan, adamın içinde kopan fırtınayı anlatmaya yetiyor. Bir de fragmanda hızlı geçen ama çok önemli olduğunu düşündüğüm bir detay var: Leyla'nın elindeki o dosya ya da zarf. Birkaç karede görünüyor ama kamera özellikle oraya odaklanıyor, demek ki masumiyetini ispatlayacak bir belge ya da bilgi eline geçmiş olabilir. Konak tarafında ise işler yine karışık; yaşlı kadının Ceyhun'a "Bu yaptığın bu aileyi yakar" demesi, kardeş çatışmasının artık sadece laf dalaşı olmaktan çıkıp açık bir savaşa dönüşeceğinin habercisi. Gece çekilmiş o son sahnede iki adamın karşı karşıya gelişi ve araya girenler de cabası.
Bence bu bölümden sonra dizinin dengesi tamamen değişecek, çünkü Ceyhun'un o açıklamasıyla birlikte artık geri dönüşü olmayan bir yola girildi. Benim tahminim Kenan'ın hemen pes etmeyeceği, aksine Leyla'yı geri kazanmak için en kötü yöntemlere başvuracağı yönünde; belki de o belgeyi ortadan kaldırmaya, belki de Leyla'yı yeniden bir iftirayla sıkıştırmaya çalışacak. Ama bu sefer karşısında yalnız bir kadın değil, arkasında duran biri olan bir kadın var ve bu onu çıldırtacak. Seyirci yorumlarını okudukça da görüyorum ki herkes aynı şeyi istiyor: Kenan'ın pişman olup sürünmesini. Açıkçası ben senaryonun bunu çok hızlı vermeyeceğini, pişmanlığı damla damla ilerleteceğini düşünüyorum, çünkü asıl lezzet orada. Leyla cephesinde ise umarım senarist onu sadece korunan taraf olarak bırakmaz; kendi mücadelesini kendi veren, Ceyhun'a yaslanan değil onun yanında yürüyen bir kadın görmek isterim. Yoksa "kurtarıcı erkek" klişesine saplanırız ki bu dizi ondan daha iyisini hak ediyor. Bir de kafamda şu soru var: Ceyhun bunu gerçekten vicdanından mı yapıyor, yoksa kardeşine duyduğu eski bir hesabın parçası mı? Fragmandaki o kısa bakışta bir şeyler saklıyor gibiydi, ileride bunun açılacağını hissediyorum. Konak halkının tepkisi, özellikle büyüklerin devreye girmesi de hikâyeyi ister istemez bir aile destanına çevirecek; bazı izleyiciler buna "Çukurova 2.0" diyor ama bence Güneşin Doğduğu Yer'in kendi tonu var, daha sert ve daha az melodramatik. Yeter ki tempoyu düşürmesinler, gereksiz yan hikâyelere sapmasınlar. Bölüm sonunda bir ölüm ya da ağır bir kaza görürsem hiç şaşırmam, ortam fazla gergin. Siz ne dersiniz, Ceyhun bu işin altından kalkabilecek mi?
Bölüm Yorumu
Güneşin Doğduğu YerFragmanı açar açmaz ilk dikkatimi çeken şey Leyla'nın yüzündeki o ifade oldu; dördüncü bölümün sonundaki o kırılgan, köşeye sıkışmış kadın gitmiş, yerine dişini sıkıp ayağa kalkmaya çalışan biri gelmiş. Köy meydanındaki kalabalık sahnede herkesin ona bakışı, fısıltılar, o bakışların altında ezilmemek için dik durmaya çalışması... Oyunculuk anlamında da bu sahnenin dizinin en iyi anlarından biri olacağını şimdiden söyleyebilirim. Sonrasında gelen Ceyhun sahnesi ise fragmanın bel kemiği zaten. Adamın kalabalığın ortasında Leyla'nın elinden tutup "Leyla artık yalnız değil, arkasında ben varım, o benim himayemde" demesi hem bir koruma hem de açık bir meydan okuma. Çünkü o cümle sadece Leyla'ya söylenmiş bir söz değil, aynı zamanda Kenan'ın suratına atılmış bir tokat. Kenan'ın o anda çenesini sıkıp bakışını kaçırması, sonra da arabanın direksiyonuna vurduğu o kısacık plan, adamın içinde kopan fırtınayı anlatmaya yetiyor. Bir de fragmanda hızlı geçen ama çok önemli olduğunu düşündüğüm bir detay var: Leyla'nın elindeki o dosya ya da zarf. Birkaç karede görünüyor ama kamera özellikle oraya odaklanıyor, demek ki masumiyetini ispatlayacak bir belge ya da bilgi eline geçmiş olabilir. Konak tarafında ise işler yine karışık; yaşlı kadının Ceyhun'a "Bu yaptığın bu aileyi yakar" demesi, kardeş çatışmasının artık sadece laf dalaşı olmaktan çıkıp açık bir savaşa dönüşeceğinin habercisi. Gece çekilmiş o son sahnede iki adamın karşı karşıya gelişi ve araya girenler de cabası.
Bence bu bölümden sonra dizinin dengesi tamamen değişecek, çünkü Ceyhun'un o açıklamasıyla birlikte artık geri dönüşü olmayan bir yola girildi. Benim tahminim Kenan'ın hemen pes etmeyeceği, aksine Leyla'yı geri kazanmak için en kötü yöntemlere başvuracağı yönünde; belki de o belgeyi ortadan kaldırmaya, belki de Leyla'yı yeniden bir iftirayla sıkıştırmaya çalışacak. Ama bu sefer karşısında yalnız bir kadın değil, arkasında duran biri olan bir kadın var ve bu onu çıldırtacak. Seyirci yorumlarını okudukça da görüyorum ki herkes aynı şeyi istiyor: Kenan'ın pişman olup sürünmesini. Açıkçası ben senaryonun bunu çok hızlı vermeyeceğini, pişmanlığı damla damla ilerleteceğini düşünüyorum, çünkü asıl lezzet orada. Leyla cephesinde ise umarım senarist onu sadece korunan taraf olarak bırakmaz; kendi mücadelesini kendi veren, Ceyhun'a yaslanan değil onun yanında yürüyen bir kadın görmek isterim. Yoksa "kurtarıcı erkek" klişesine saplanırız ki bu dizi ondan daha iyisini hak ediyor. Bir de kafamda şu soru var: Ceyhun bunu gerçekten vicdanından mı yapıyor, yoksa kardeşine duyduğu eski bir hesabın parçası mı? Fragmandaki o kısa bakışta bir şeyler saklıyor gibiydi, ileride bunun açılacağını hissediyorum. Konak halkının tepkisi, özellikle büyüklerin devreye girmesi de hikâyeyi ister istemez bir aile destanına çevirecek; bazı izleyiciler buna "Çukurova 2.0" diyor ama bence Güneşin Doğduğu Yer'in kendi tonu var, daha sert ve daha az melodramatik. Yeter ki tempoyu düşürmesinler, gereksiz yan hikâyelere sapmasınlar. Bölüm sonunda bir ölüm ya da ağır bir kaza görürsem hiç şaşırmam, ortam fazla gergin. Siz ne dersiniz, Ceyhun bu işin altından kalkabilecek mi?