Güneşin Doğduğu Yer 5. bölümün ikinci fragmanı, ilk fragmanın bıraktığı yerden çok daha sert bir yerden başlıyor ve açıkçası bu kez hikâyenin asıl düğümünün nereye bağlanacağını da epey açık ediyor. Fragmanın merkezinde yine Leyla var ama bu defa onu izleyen iki çift göz var: biri artık saklamaya bile gerek duymayan Ceyhun, diğeri ise kendi kendine yalan söylemeye devam eden Kenan. Düğün sahnesi tam da bu yüzden fragmanın en konuşulacak kısmı; herkes eğleniyor, davul zurna çalıyor, Kenan ortada göbek atıyor ama gözü bir an bile Leyla'nın durduğu köşeden ayrılmıyor. O bakış, "ben bu kadını unuttum" diyen bir adamın bakışı değil. Fragmanın bence en can alıcı detayı da burada saklı: Kenan'ın evli olduğu gerçeği, Leyla ile aynı mekâna düştüğü her sahnede giderek daha büyük bir bomba hâline geliyor. Öte yandan Ceyhun cephesi çok daha net; adam bir bakışta tanıdığı kadını korumaya, kollamaya, hatta gerekirse kendi ailesine karşı savunmaya hazır. Fragmandaki o kısa diyalog kesitlerinde Ceyhun'un ses tonundaki kararlılık, Kenan'ın kekeleyen savunmalarıyla yan yana gelince ortaya tam bir karakter karşılaştırması çıkıyor. Bir de Leyla'nın geçmişine dair yeni bir detayın sızdığını hissettiren, hızlı kesilmiş birkaç plan var; birinin elinde evrak, birinin ağzında "o kadın hakkında bilmen gereken şeyler var" minvalinde bir cümle. Adana'nın o sıcak, tozlu, kalabalık dokusu da bu gerilimi besliyor; dedikodunun ışık hızıyla yayıldığı bir yerde iki erkeğin aynı kadına bakması, er ya da geç kan davasına dönüşecek bir mesele.
Tahminime gelirsek, bu bölümde Kenan'ın maskesinin bir kısmı düşecek gibi duruyor ama tamamen değil; senarist adamı hâlâ "pişman ama gururlu" çizgisinde tutmak istiyor sanırım, çünkü hikâyenin ilerleyen bölümlerinde Leyla'yı geri kazanma mücadelesi verdirmezse bu üçgen çabuk tükenir. Bence 5. bölümün sonunda Ceyhun ile Leyla arasında net bir yakınlaşma göreceğiz, hatta belki bir koruma sahnesi, belki de Ceyhun'un ailesine "bu kadın benim meselem" dediği bir an. Ve tam o anda Kenan'ın yüzündeki ifade, bu dizinin bütün duygusunu özetleyecek. Benim asıl merakım şu: Kenan'ın eşi bu üçgenin neresinde duracak ve ne zaman gerçeği öğrenecek? Çünkü o kadın öğrendiği an hikâye bambaşka bir yere savrulur, hatta Leyla'nın köydeki itibarı da hedef alınır. İzleyici yorumlarında sık gördüğüm bir şikâyete de hak vermiyor değilim; Kenan karakterinin oyunculuğu bazı sahnelerde fazla tiyatral kaçıyor, özellikle öfke anlarında ses tonu ile mimikleri birbirini tutmuyor. Ama hikâyenin gücü bunu şimdilik taşıyor, çünkü Leyla ve Ceyhun ikilisinin ekrandaki uyumu gerçekten tutmuş durumda. Büyük ihtimalle sezon boyunca senarist bizi "acaba barışırlar mı" diye gezdirecek, final bölümünde de Leyla'yı bir seçim yapmaya zorlayacak. Bana sorarsanız Leyla'nın Kenan'a dönmesi, bu kadar emek verilen karakter yolculuğuna ihanet olur; çünkü bu kadın sorgusuz sualsiz suçlandığı, kapı önüne konduğu bir ilişkiden çıktı. Bu bölümden benim beklentim büyük bir aşk sahnesi değil, Leyla'nın kendi ayakları üzerinde durduğunu gösterdiği, iki erkeğe de "ben kimsenin ödülü değilim" dedirten sağlam bir sahne. Eğer onu da verirlerse, bu dizi sezonun en çok konuşulanı olur.
Bölüm Yorumu
Güneşin Doğduğu YerGüneşin Doğduğu Yer 5. bölümün ikinci fragmanı, ilk fragmanın bıraktığı yerden çok daha sert bir yerden başlıyor ve açıkçası bu kez hikâyenin asıl düğümünün nereye bağlanacağını da epey açık ediyor. Fragmanın merkezinde yine Leyla var ama bu defa onu izleyen iki çift göz var: biri artık saklamaya bile gerek duymayan Ceyhun, diğeri ise kendi kendine yalan söylemeye devam eden Kenan. Düğün sahnesi tam da bu yüzden fragmanın en konuşulacak kısmı; herkes eğleniyor, davul zurna çalıyor, Kenan ortada göbek atıyor ama gözü bir an bile Leyla'nın durduğu köşeden ayrılmıyor. O bakış, "ben bu kadını unuttum" diyen bir adamın bakışı değil. Fragmanın bence en can alıcı detayı da burada saklı: Kenan'ın evli olduğu gerçeği, Leyla ile aynı mekâna düştüğü her sahnede giderek daha büyük bir bomba hâline geliyor. Öte yandan Ceyhun cephesi çok daha net; adam bir bakışta tanıdığı kadını korumaya, kollamaya, hatta gerekirse kendi ailesine karşı savunmaya hazır. Fragmandaki o kısa diyalog kesitlerinde Ceyhun'un ses tonundaki kararlılık, Kenan'ın kekeleyen savunmalarıyla yan yana gelince ortaya tam bir karakter karşılaştırması çıkıyor. Bir de Leyla'nın geçmişine dair yeni bir detayın sızdığını hissettiren, hızlı kesilmiş birkaç plan var; birinin elinde evrak, birinin ağzında "o kadın hakkında bilmen gereken şeyler var" minvalinde bir cümle. Adana'nın o sıcak, tozlu, kalabalık dokusu da bu gerilimi besliyor; dedikodunun ışık hızıyla yayıldığı bir yerde iki erkeğin aynı kadına bakması, er ya da geç kan davasına dönüşecek bir mesele.
Tahminime gelirsek, bu bölümde Kenan'ın maskesinin bir kısmı düşecek gibi duruyor ama tamamen değil; senarist adamı hâlâ "pişman ama gururlu" çizgisinde tutmak istiyor sanırım, çünkü hikâyenin ilerleyen bölümlerinde Leyla'yı geri kazanma mücadelesi verdirmezse bu üçgen çabuk tükenir. Bence 5. bölümün sonunda Ceyhun ile Leyla arasında net bir yakınlaşma göreceğiz, hatta belki bir koruma sahnesi, belki de Ceyhun'un ailesine "bu kadın benim meselem" dediği bir an. Ve tam o anda Kenan'ın yüzündeki ifade, bu dizinin bütün duygusunu özetleyecek. Benim asıl merakım şu: Kenan'ın eşi bu üçgenin neresinde duracak ve ne zaman gerçeği öğrenecek? Çünkü o kadın öğrendiği an hikâye bambaşka bir yere savrulur, hatta Leyla'nın köydeki itibarı da hedef alınır. İzleyici yorumlarında sık gördüğüm bir şikâyete de hak vermiyor değilim; Kenan karakterinin oyunculuğu bazı sahnelerde fazla tiyatral kaçıyor, özellikle öfke anlarında ses tonu ile mimikleri birbirini tutmuyor. Ama hikâyenin gücü bunu şimdilik taşıyor, çünkü Leyla ve Ceyhun ikilisinin ekrandaki uyumu gerçekten tutmuş durumda. Büyük ihtimalle sezon boyunca senarist bizi "acaba barışırlar mı" diye gezdirecek, final bölümünde de Leyla'yı bir seçim yapmaya zorlayacak. Bana sorarsanız Leyla'nın Kenan'a dönmesi, bu kadar emek verilen karakter yolculuğuna ihanet olur; çünkü bu kadın sorgusuz sualsiz suçlandığı, kapı önüne konduğu bir ilişkiden çıktı. Bu bölümden benim beklentim büyük bir aşk sahnesi değil, Leyla'nın kendi ayakları üzerinde durduğunu gösterdiği, iki erkeğe de "ben kimsenin ödülü değilim" dedirten sağlam bir sahne. Eğer onu da verirlerse, bu dizi sezonun en çok konuşulanı olur.