İçeriğe geç
Güldür Güldür Show 446. Bölüm 2. Fragmanı

Güldür Güldür Show 446. Bölüm 2. Fragmanı

Güldür Güldür Show Sezon 1 · Bölüm 446 16 izlenme

Bölüm Yorumu

Güldür Güldür Show

Yine bir cuma akşamı klasiği, yine bir Güldür Güldür Show fragmanı düşüyor önümüze. 446. bölümün ikinci fragmanını izlerken, açıkçası karmaşık duygular içinde buldum kendimi. Ekranın o tanıdık, sıcak enerjisi hemen sarıyor insanı, ancak izleyici yorumlarındaki o ince sızı da kulaklarımda yankılanıyor ister istemez. Fragmanda ilk dikkatimi çeken sahnelerden biri, yine o klasikleşmiş ama bir o kadar da tartışılan "kılıbık erkek, baskıcı kadın" dinamiklerinin bir varyasyonu oldu. Bilal'in çaresiz bakışları, Naime'nin otoriter tavırları, artık klişe mi, yoksa hala mizah potansiyeli taşıyor mu diye düşünmeden edemedim. Bir sahnede Alper Kul'un canlandırdığı karakterin, eşinin bitmek bilmeyen istekleri karşısında içine kapanışı, hatta neredeyse görünmez oluşu, aslında bu durumun ne kadar abartıldığını ya da gerçekten de hala yaşandığını sorgulatıyor. Bir diğer ipucu, "Yaralı Şov" temalı bir skeç gibi duruyordu. Belki de kendi formatlarını tiye alacakları, televizyon dünyasındaki absürtlükleri eleştirecekleri bir bölüm. Mahir İpek'in sunuculuğundaki bir yetenek yarışması parodisi veya reyting derdindeki bir televizyon programının iç yüzünü gösteren bir sahne olabilir. Fragmanın bir yerinde, kadın karakterlerden birinin -ki bu muhtemelen Aylin Kontente ya da Doğa Rutkay olabilir- erkeklerin futbol tutkusuna gönderme yaparak kendi ilgilerinin başka yönde olduğunu ima etmesi, izleyici yorumlarındaki "kadınlar erkeklerden çok futbol takip ediyor" eleştirisiyle de örtüşüyor. Bu, belki de eski stereotipleri güncel bir bakış açısıyla ele alma çabası. Toplumsal rollerin ne kadar değiştiğini, artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmadığını vurmaya çalıştıkları bir skeç olabilir bu. Ayrıca fragmanda hızlıca geçen anlarda, Dert Kusan Teyze karakterine benzer bir figürün, yine bitmek bilmeyen şikayetleriyle etrafındakileri bunaltan hallerini gördük. Bu, izleyicinin sevdiği, özlediği bir tipleme olsa da, onun da ne kadar farklı bir şekilde sunulacağı merak konusu. Tüm bu fragman kesitleri, aslında Güldür Güldür Show'un bir yandan bildiğimiz formüllerini korurken, bir yandan da güncel toplumsal tartışmalara dokunma arayışında olduğunu gösteriyor.

Şimdi gelelim bu fragmandan yola çıkarak yapacağımız tahminlere ve izleyici beklentilerine. Açıkça söylemek gerekirse, izleyici yorumlarındaki o "baydı artık" isyanı, kesinlikle yersiz değil. Özellikle "kılıbık" tiplemesi üzerine kurulu skeçler, evet, ilk çıktığında çok güldürmüştü ama artık bir noktada tekrar hissiyatı yaratıyor. Sanki her hafta aynı şakanın farklı versiyonlarını izliyormuşuz gibi bir durum var. Bu, sadece Güldür Güldür'ün değil, uzun soluklu tüm skeç programlarının kaçınılmaz bir sorunu. Ancak yorumlarda "toparladılar iyice" diyenler de var, bu da gösteriyor ki ekip zaman zaman farklı denemelerle izleyiciyi yakalamayı başarıyor. "Bibi 2" ve "Geveze 2" gibi karakterlerin geri istenmesi, aslında seyircinin yenilikten ziyade, özlediği, gerçekten güldüğü eski tiplemeleri yeni hikayelerle görme isteğini ortaya koyuyor. Bence 446. bölüm, bu ikilem arasında gidip gelecek gibi duruyor. Ya o bildik "kılıbık" skeçlerini biraz daha farklı bir twist ile sunarak şaşırtacaklar ya da gerçekten de izleyicinin bu eleştirilerini dikkate alıp, yeni ve cesur bir yaklaşımla gündeme dair daha keskin hicivler sunacaklar. Örneğin, Asya dizilerindeki "erkeklere ihtiyacımız yok" söylemlerini ele alan bir skeç, eğer doğru işlenirse, günümüzdeki cinsiyet rolleri tartışmalarına mizahi ve düşündürücü bir yorum getirebilir. Bu tarz konular, artık sadece ev içi çatışmalarla sınırlı kalmamalı, daha geniş bir perspektiften ele alınmalı. Yoksa "kadınlar erkeklerden çok futbol takip ediyor" diyen izleyici haklı çıkar ve dizi, güncelden kopuk kalır. Benim beklentim, Güldür Güldür ekibinin, o eleştirileri bir kenara atmayıp, onları birer ilham kaynağı olarak kullanması yönünde. Belki de bu bölümde, tam da bu eleştirilere kendi içlerinde gönderme yapacak, meta bir mizah denemesiyle bizleri şaşırtacaklardır. Umarım eski formüllere takılıp kalmazlar ve bizi gerçekten taze bir kahkahayla baş başa bırakırlar. Zira bu kadar yıllık bir markanın, kendini yenileme potansiyeli hala çok yüksek.