İçeriğe geç
Gönül Dağı 222. Bölüm Fragmanı

Gönül Dağı 222. Bölüm Fragmanı

Gönül Dağı Sezon 1 · Bölüm 222 7 izlenme

Bölüm Yorumu

Gönül Dağı

Açıkçası Gönül Dağı 222. bölüm fragmanını izlerken içimde tuhaf bir buruk his vardı, çünkü Veysel'in yokluğu artık sadece bir karakterin eksikliği gibi durmuyor, Taşova'nın havasına sinmiş bir boşluk gibi duruyor. Fragmanın daha ilk saniyelerinde o alışık olduğumuz Gönül Dağı kamerası, dağların üstünden süzülüp konağa iniyor ama bu sefer o neşeli müzik yerine daha ağır, daha ağırbaşlı bir ezgi girmiş; bu bile bize bölümün tonu hakkında yeterince şey söylüyor. Dilek'in yüzündeki o dalgın bakış, elindeki işi bırakıp pencereden dışarı bakması, bir insanın kendi evinde yabancı gibi hissetmesinin en sessiz hali gibiydi. Taner tarafında ise durum bambaşka; adam artık ne yaptığını bilmez halde, bir sahnede atölyede tek başına oturmuş, elinde bir alet var ama gözü hiçbir yerde değil. O tek plan bile Taner'in yas sürecinin daha yeni başladığını anlatıyor bence. Cemile ile Ramazan'ın oğlu üzerinden ilerleyen o sıcak sahne fragmanın en yumuşak yeriydi; çocuğun mimikleri gerçekten insanın içini eritiyor, izleyici yorumlarında da herkesin "aynı babası" demesi boşuna değil. Bir de fragmanın ortalarında kısacık geçen o kavga havası var; dışarıdan gelen birileri, jandarma arabası ve Bahar'ın telaşlı koşuşu... Orada ne olduğunu tam çıkaramadım ama eski bir hesabın kapıya dayandığı kesin gibi. Sultan'ın o meşhur bakışı da yerli yerinde, kadın bir şeylerin ters gittiğini herkesten önce sezmiş, mutfakta bile huzursuz.

Tahminime gelirsek, ben bu bölümde ana damarın Taner üzerinden akacağını düşünüyorum. Adamın hem ortağını hem yol arkadaşını kaybetmiş olması, üstüne Dilek'le arasındaki o söylenemeyen şeyler... Bir noktada patlayacak ve muhtemelen bu patlama konakta herkesin duyacağı bir kırılma yaratacak. Bir yandan da izleyici yorumlarında sıkça geçen o eleştiriye katılmadan edemiyorum: Veysel'i gurbete, Ramazan'ın yanına gönderselerdi belki hem karakter yaşardı hem de kapı açık kalırdı. Şimdi o kapı kapandı ve dizinin mizah dengesi ciddi biçimde sarsıldı; bu bölümde ekibin bu boşluğu nasıl dolduracağını göreceğiz. Belki Ramazan'ın oğlu üzerinden bir nesil aktarımı yapılır, belki de yeni bir karakterle o esprili damar yeniden kurulur ama açıkçası acele edilirse zorlama durur, biraz sabırlı gitmeleri lazım. Jandarma sahnesiyle ilgili teorim şu: Muhtemelen bir arazi ya da miras meselesi, ya da atölyeyle ilgili resmi bir sorun; Taner'in dağınıklığını fırsat bilen birinin devreye girmesi çok olası. Cemile her zamanki gibi arabuluculuk yapacak, Sultan ise sesini yükseltmeden dengeleri kuracak, o kadarını artık ezbere biliyoruz. Beni asıl düşündüren Dilek'in gidişatı; kadın bu yükü daha ne kadar taşır, bir noktada Taşova'dan uzaklaşmak isterse hiç şaşırmam. Sonuçta cumartesi akşamları bu diziyi izleyen bizler, gülerken ağlayan, ağlarken gülen bir seyirci kitlesiyiz ve bu bölümün de bizi aynı gidiş gelişe sokacağını sanıyorum. Umarım senaryo, acıyı sömürmeden, o Gönül Dağı sıcaklığını kaybetmeden anlatır. Ekranda buluşalım.