Yeni sezonun ilk fragmanını izlerken insanın içine bir tuhaflık oturuyor açıkçası. Gönül Dağı 221. bölüm fragmanı bize Gümüşhane'nin o bildik havasını, çeşme başını, taş sokakları yine getiriyor getirmesine ama bu sefer kadrodaki boşluklar ilk saniyeden kendini belli ediyor. Veysel yok, Ramazan yok, Asuman yok; yıllardır bu dizinin duygusal omurgasını taşıyan isimlerin eksikliği fragmanın ritmine bile yansımış. Fragmanın en çok konuşulacak kısmı hiç şüphesiz çocuklar. Yusuf ve Yağmur'un okumamış, işsiz gençler olarak karşımıza çıkması beklenmedik bir tercih. Hatırlayın, geçen sezonlarda bu çocuklar üstün zekalı diye anlatılıyordu, özel okula gidiyorlardı, Dilek ile Taner'in bütün hayali onların okumasıydı. Şimdi kasabaya dönmüş, elleri boşta, bir iş peşinde koşan iki genç görüyoruz. Bu, senaryonun izleyiciyle kurduğu o eski güven bağını biraz zorlayan bir hamle. Fragmanın bir yerinde Yusuf'un öfkeyle bir tartışmanın ortasında kaldığını görüyoruz; babasının o bildik damarı çocuğa aynen geçmiş, sinirini tutamıyor, karşısındakine yükleniyor. Bir de Kenan var ki fragmanın en yalnız yüzü o. Adamın omuzları düşmüş, yüzünde eski o oyunbaz ifade yok. Sofrada, çeşme başında, dükkanda hep kenarda duran biri gibi çekilmiş kadraja. Onun yalnızlığı sanki yeni sezonun ana damarlarından biri olacak gibi duruyor. Bir de o meşhur "ne bakıyon dayı" sahnesi var ki fragmanın espri yükünü tek başına sırtlamış, tam da bu dizinin sevilen mizah tonuna denk düşüyor.
Benim tahminim şu: Yapım ekibi bilinçli olarak sıfırdan bir başlangıç kurgulamış ve çocukların okumamış olması aslında sezonun asıl çatışmasını beslemek için seçilmiş bir kırılma. Yani Yusuf ve Yağmur muhtemelen bir sebepten okulu bırakmak zorunda kaldılar, bu da sezon boyunca dönüp dolaşıp konuşulacak bir yara olarak kalacak. Belki maddi bir çöküş, belki bir kayıp, belki de ailenin dağılmasıyla ilgili bir hikaye anlatılacak bize geriye dönük. Ama şunu söylemeden geçemeyeceğim: babaların başaramadığını çocuklar başarsın diye bu kadar sezon umut biriktirdik. O umudu tek bir cümleyle silmek izleyiciye biraz haksızlık gibi geliyor. Umarım senaryo bu boşluğu doldurur, çocukların neden okuyamadığını inandırıcı bir hikayeye bağlar; yoksa "iş bulamayan üstün zekalı gençler" fikri havada kalır. Kenan tarafında ise bu sezon ona ciddi bir hikaye açılacağını düşünüyorum, belki geç kalmış bir aşk, belki uzaktan gelen bir akraba. Adamı bu kadar yalnız bırakmazlar diye umuyorum. Yeni karakterlerin kasabaya gelişi de fragmanda hissediliyor, özellikle o tanımadığımız yüzler dikkatimi çekti. Klasik Gönül Dağı formülü der ki: yeni bir aile gelir, eski dengeleri sarsar, sonra herkes birbirine ısınır. Bunun bir benzerini yaşayacağız gibi. Bu arada ana kadronun eksilmesi meselesini de küçümsememek lazım; bu dizi karakter dizisiydi, olay dizisi değil. Veysel'in mizahı, Ramazan'ın saflığı, Asuman'ın telaşı olmadan Gümüşhane biraz sessiz kalır. Yine de ilk bölümleri görmeden kesin konuşmak haksızlık olur. Bakalım kasabanın yeni sesi eskisi kadar içimizi ısıtabilecek mi, yoksa biz eski bölümleri özleyerek mi izleyeceğiz. Ben ilk üç dört bölüm şans vereceğim, sonrası hikayenin kendini toparlamasına bağlı.
Bölüm Yorumu
Gönül DağıYeni sezonun ilk fragmanını izlerken insanın içine bir tuhaflık oturuyor açıkçası. Gönül Dağı 221. bölüm fragmanı bize Gümüşhane'nin o bildik havasını, çeşme başını, taş sokakları yine getiriyor getirmesine ama bu sefer kadrodaki boşluklar ilk saniyeden kendini belli ediyor. Veysel yok, Ramazan yok, Asuman yok; yıllardır bu dizinin duygusal omurgasını taşıyan isimlerin eksikliği fragmanın ritmine bile yansımış. Fragmanın en çok konuşulacak kısmı hiç şüphesiz çocuklar. Yusuf ve Yağmur'un okumamış, işsiz gençler olarak karşımıza çıkması beklenmedik bir tercih. Hatırlayın, geçen sezonlarda bu çocuklar üstün zekalı diye anlatılıyordu, özel okula gidiyorlardı, Dilek ile Taner'in bütün hayali onların okumasıydı. Şimdi kasabaya dönmüş, elleri boşta, bir iş peşinde koşan iki genç görüyoruz. Bu, senaryonun izleyiciyle kurduğu o eski güven bağını biraz zorlayan bir hamle. Fragmanın bir yerinde Yusuf'un öfkeyle bir tartışmanın ortasında kaldığını görüyoruz; babasının o bildik damarı çocuğa aynen geçmiş, sinirini tutamıyor, karşısındakine yükleniyor. Bir de Kenan var ki fragmanın en yalnız yüzü o. Adamın omuzları düşmüş, yüzünde eski o oyunbaz ifade yok. Sofrada, çeşme başında, dükkanda hep kenarda duran biri gibi çekilmiş kadraja. Onun yalnızlığı sanki yeni sezonun ana damarlarından biri olacak gibi duruyor. Bir de o meşhur "ne bakıyon dayı" sahnesi var ki fragmanın espri yükünü tek başına sırtlamış, tam da bu dizinin sevilen mizah tonuna denk düşüyor.
Benim tahminim şu: Yapım ekibi bilinçli olarak sıfırdan bir başlangıç kurgulamış ve çocukların okumamış olması aslında sezonun asıl çatışmasını beslemek için seçilmiş bir kırılma. Yani Yusuf ve Yağmur muhtemelen bir sebepten okulu bırakmak zorunda kaldılar, bu da sezon boyunca dönüp dolaşıp konuşulacak bir yara olarak kalacak. Belki maddi bir çöküş, belki bir kayıp, belki de ailenin dağılmasıyla ilgili bir hikaye anlatılacak bize geriye dönük. Ama şunu söylemeden geçemeyeceğim: babaların başaramadığını çocuklar başarsın diye bu kadar sezon umut biriktirdik. O umudu tek bir cümleyle silmek izleyiciye biraz haksızlık gibi geliyor. Umarım senaryo bu boşluğu doldurur, çocukların neden okuyamadığını inandırıcı bir hikayeye bağlar; yoksa "iş bulamayan üstün zekalı gençler" fikri havada kalır. Kenan tarafında ise bu sezon ona ciddi bir hikaye açılacağını düşünüyorum, belki geç kalmış bir aşk, belki uzaktan gelen bir akraba. Adamı bu kadar yalnız bırakmazlar diye umuyorum. Yeni karakterlerin kasabaya gelişi de fragmanda hissediliyor, özellikle o tanımadığımız yüzler dikkatimi çekti. Klasik Gönül Dağı formülü der ki: yeni bir aile gelir, eski dengeleri sarsar, sonra herkes birbirine ısınır. Bunun bir benzerini yaşayacağız gibi. Bu arada ana kadronun eksilmesi meselesini de küçümsememek lazım; bu dizi karakter dizisiydi, olay dizisi değil. Veysel'in mizahı, Ramazan'ın saflığı, Asuman'ın telaşı olmadan Gümüşhane biraz sessiz kalır. Yine de ilk bölümleri görmeden kesin konuşmak haksızlık olur. Bakalım kasabanın yeni sesi eskisi kadar içimizi ısıtabilecek mi, yoksa biz eski bölümleri özleyerek mi izleyeceğiz. Ben ilk üç dört bölüm şans vereceğim, sonrası hikayenin kendini toparlamasına bağlı.