İçeriğe geç
Daha 17 23. Bölüm 2. Fragmanı

Daha 17 23. Bölüm 2. Fragmanı

Daha 17 Sezon 1 · Bölüm 23 1 izlenme

Bölüm Yorumu

Daha 17

İkinci fragmanı izledikten sonra bir süre ekrana bakakaldım açıkçası, çünkü Daha 17'nin bu sezon tuttuğu yol belli: ne zaman ortalık biraz durulsa, ne zaman karakterler nefes alacak gibi olsa, hemen altından bir şey çekiyorlar. Fragmanın açılışındaki o sessizlik bile tedirgin edici; kimse bağırmıyor, kimse koşmuyor, sadece telefonlar çalıyor ve kimse açmıyor. Teoman'ın telefonunun açılmaması tek başına bir sahne gibi kurgulanmış, "ben aradım açmadı" derkenki ses tonu da zaten her şeyi anlatıyor. İzleyicilerden biri çok güzel söylemiş, yasın ilk adımı inkâr diye; fragmanda tam da onu görüyoruz, kimse "öldü" kelimesini kurmuyor ama herkesin yüzünde o ifade var. Demir tarafındaki sahneler de ayrı bir sıkıntı; adının seslenilmesiyle dönüp bakışı, o anlık irkilme, sanki kendisiyle ilgili kötü bir haber bekliyormuş gibiydi. Babanın Hakan'a söylediği "ailenle vedalaş" repliği ise fragmanın en zehirli kısmı, çünkü o cümleyi kuran adamın kendi sonunu hatırlayınca insanın içi ürperiyor. Öztürk erkeklerinin o inatçı merhameti, o "son bir kez konuşalım" hevesi bu dizide hep bedelle dönüyor zaten. Hastane koridoru görüntüsü, ellerin titremesi, arabada camdan dışarı bakan o boş bakış... Montaj da bilerek parçalı yapılmış, kim nerede tam anlaşılmıyor, sahneler arasına kasıtlı boşluklar bırakılmış. Cıvıl cıvıl bir yaz dizisi diye başlamıştık, şimdi her fragmanda birinin mezarını bekliyoruz.

Benim tahminim şu yönde: Teoman meselesini bölümün ilk yarısında net bir cevapla kapatmayacaklar, aksine o belirsizliği bilerek uzatacaklar. Çünkü bu dizi ölümü göstermekten çok, ölüm ihtimalinin karakterleri nasıl çözdüğünü anlatmayı seviyor. Yani ekranda bir cenaze görmeyebiliriz ama Demir'in ağzından çıkacak tek bir cümle hepimizi dağıtabilir. İkinci ihtimal daha acımasız; bölümün son beş dakikasında kesin bir kapanış yapıp hepimizi haftaya kadar o sahneyle baş başa bırakmaları. Fragmanı gülerek izleyen arkadaşa hak veriyorum, ben de birkaç kez geri sardım ve her seferinde "yok ya, atlatır" dedim ama kurgunun ritmi pek umut vermiyor. Hakan tarafında da işler karışacak gibi; o vedalaşma repliğinin tesadüf olduğuna inanmıyorum, yazarlar bunu bir bumerang olarak kullanacaklar ve karakterin geçmişte yaptığı bir şeyin faturası tam da bu bölümde kesilecek. Bir de şu var: dizinin bu sezon en iyi yaptığı iş, suçluluk duygusunu karakterler arasında dolaştırmak. Kim geç kaldıysa, kim o telefonu açmadıysa, kim "sonra konuşuruz" dediyse, bu bölümde onunla yüzleşecek. Sınav haftasında böyle bir bölüm denk getirmeleri de ayrı bir şaka tabii, motivasyon bulmaya gelip gözyaşıyla çıkacağız belli ki. Mendilleri hazırlayın demeyeceğim ama kendinizi toparlayacak bir şey bulun yanınıza. Beklentim yüksek, çünkü bu dizi duygusal sahnelerde oyunculuk olarak gerçekten iyi iş çıkarıyor; yeter ki gerilimi boşa harcayıp ucuz bir çözümle kapatmasınlar. Yorumlarda buluşuruz, bakalım kim haklı çıkacak.