İkinci fragmanı izledikten sonra ilk fragmanın aslında bizi biraz oyaladığını düşünmeye başladım, çünkü burada işin rengi tamamen değişiyor. Açılıştaki hastane koridoru görüntüleri, o steril soğukluk, monitör sesleri derken Aras'ın ameliyat masasındaki hâli... Yorumlarda herkesin "bunlar rüya" demesi boşuna değil, ben de aynı şeyi düşündüm. O 30. saniyedeki sahnede ışığın kullanımı, renklerin biraz yıkanmış olması, seslerin uzaktan geliyormuş gibi gelmesi tam olarak bilinç kaybı sırasında görülen bir rüya sekansı izlenimi veriyor. Yani muhtemelen Aras masada yatarken kardeşiyle kavuştuğu, belki de hiç yaşanmamış bir çocukluğu görüyor ve biz izleyici olarak bunun gerçek olduğuna inanmak isterken sahne bir anda kesiliyor. Teoman tarafındaki gelişmeler de en az bunun kadar kritik. Adamın yüzündeki o ifade var ya, kızgın değil, şaşkın da değil; daha çok uzun zamandır içine attığı bir şüphenin yavaş yavaş yüzeye çıkmasının tedirginliği. Üzerine bir de "Demir" yazılı kolyenin onun eline geçmesi eklenince, artık bu adamın gerçeği öğrenmesine çok az kaldığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Kolyeyi eline aldığı andaki o duraksama, parmaklarının harflerin üzerinde gezinmesi, ardından gelen bakış tek başına bir sahne değeri taşıyor. Fragmanın 57. saniyesindeki sahne için gözyaşlarını tutamadığını söyleyenler haksız değil, gerçekten müzikle birlikte insanın boğazını düğümleyen bir an olmuş. Bir de dikkatimi çeken şey, kalabalık sahnelerin azalması; sanki yapım ekibi bu bölümde tamamen iki kardeşin üzerine yoğunlaşmaya karar vermiş.
Benim tahminim şu yönde: Bu bölüm Aras'ın ameliyatının sonucuyla açılacak ama kavuşma anını bize tam olarak vermeyecekler, çünkü bu dizi tam vereceğim derken elini çeken bir yapı kurdu kendine. Muhtemelen Teoman kolyeyi görecek, bağlantıyı kuracak, hatta belki hastaneye kadar gidecek ama tam kapıda bir engel çıkacak. Ya Aras henüz ayılmamış olacak ya da araya biri girip gerçeği bir hafta daha erteleyecek. Yine de bu sefer içimde farklı bir his var, bu kadar hazırlık yapıldıysa artık o kavuşma sahnesi gelmeli, yoksa seyirci gerçekten sabrını kaybedecek. Bir ihtimal daha var tabii: Teoman gerçeği öğrenecek ama Aras öğrenmeyecek, yani tek taraflı bir bilgi hâli yaşanacak ve asıl dram oradan çıkacak. Abisi biliyor, kardeşi bilmiyor, aradaki her diyalog bambaşka bir anlam kazanıyor... Açıkçası senaryo açısından en verimli yol bu gibi görünüyor. Bir de şunu söylemeden geçemeyeceğim, "yaz dizisi" diye başlayıp bu kadar ağır bir drama dönüşmesi başlı başına ilginç. Hafif, güneşli, gençlik hikâyesi bekleyenler kendilerini hastane koridorlarında ve kayıp kardeş meselesinde buldu. Bence Daha 17'nin bu kadar tutmasının sebebi de tam olarak bu; duygu sömürüsüne kaçmadan, oyuncuların bakışlarıyla taşıdığı bir hüzün var. Umarım bu bölümde Aras'ın sağlık durumuyla ilgili net bir cevap alırız, umarım Teoman o kolyeyi bir kenara koyup sessiz kalmaz. Ve umarım o rüya sahnesi bir gün gerçeğe dönüşür, çünkü bu iki kardeş yeterince bekledi. Bölümden sonra konuşuruz, bakalım kim haklı çıkacak.
Bölüm Yorumu
Daha 17İkinci fragmanı izledikten sonra ilk fragmanın aslında bizi biraz oyaladığını düşünmeye başladım, çünkü burada işin rengi tamamen değişiyor. Açılıştaki hastane koridoru görüntüleri, o steril soğukluk, monitör sesleri derken Aras'ın ameliyat masasındaki hâli... Yorumlarda herkesin "bunlar rüya" demesi boşuna değil, ben de aynı şeyi düşündüm. O 30. saniyedeki sahnede ışığın kullanımı, renklerin biraz yıkanmış olması, seslerin uzaktan geliyormuş gibi gelmesi tam olarak bilinç kaybı sırasında görülen bir rüya sekansı izlenimi veriyor. Yani muhtemelen Aras masada yatarken kardeşiyle kavuştuğu, belki de hiç yaşanmamış bir çocukluğu görüyor ve biz izleyici olarak bunun gerçek olduğuna inanmak isterken sahne bir anda kesiliyor. Teoman tarafındaki gelişmeler de en az bunun kadar kritik. Adamın yüzündeki o ifade var ya, kızgın değil, şaşkın da değil; daha çok uzun zamandır içine attığı bir şüphenin yavaş yavaş yüzeye çıkmasının tedirginliği. Üzerine bir de "Demir" yazılı kolyenin onun eline geçmesi eklenince, artık bu adamın gerçeği öğrenmesine çok az kaldığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Kolyeyi eline aldığı andaki o duraksama, parmaklarının harflerin üzerinde gezinmesi, ardından gelen bakış tek başına bir sahne değeri taşıyor. Fragmanın 57. saniyesindeki sahne için gözyaşlarını tutamadığını söyleyenler haksız değil, gerçekten müzikle birlikte insanın boğazını düğümleyen bir an olmuş. Bir de dikkatimi çeken şey, kalabalık sahnelerin azalması; sanki yapım ekibi bu bölümde tamamen iki kardeşin üzerine yoğunlaşmaya karar vermiş.
Benim tahminim şu yönde: Bu bölüm Aras'ın ameliyatının sonucuyla açılacak ama kavuşma anını bize tam olarak vermeyecekler, çünkü bu dizi tam vereceğim derken elini çeken bir yapı kurdu kendine. Muhtemelen Teoman kolyeyi görecek, bağlantıyı kuracak, hatta belki hastaneye kadar gidecek ama tam kapıda bir engel çıkacak. Ya Aras henüz ayılmamış olacak ya da araya biri girip gerçeği bir hafta daha erteleyecek. Yine de bu sefer içimde farklı bir his var, bu kadar hazırlık yapıldıysa artık o kavuşma sahnesi gelmeli, yoksa seyirci gerçekten sabrını kaybedecek. Bir ihtimal daha var tabii: Teoman gerçeği öğrenecek ama Aras öğrenmeyecek, yani tek taraflı bir bilgi hâli yaşanacak ve asıl dram oradan çıkacak. Abisi biliyor, kardeşi bilmiyor, aradaki her diyalog bambaşka bir anlam kazanıyor... Açıkçası senaryo açısından en verimli yol bu gibi görünüyor. Bir de şunu söylemeden geçemeyeceğim, "yaz dizisi" diye başlayıp bu kadar ağır bir drama dönüşmesi başlı başına ilginç. Hafif, güneşli, gençlik hikâyesi bekleyenler kendilerini hastane koridorlarında ve kayıp kardeş meselesinde buldu. Bence Daha 17'nin bu kadar tutmasının sebebi de tam olarak bu; duygu sömürüsüne kaçmadan, oyuncuların bakışlarıyla taşıdığı bir hüzün var. Umarım bu bölümde Aras'ın sağlık durumuyla ilgili net bir cevap alırız, umarım Teoman o kolyeyi bir kenara koyup sessiz kalmaz. Ve umarım o rüya sahnesi bir gün gerçeğe dönüşür, çünkü bu iki kardeş yeterince bekledi. Bölümden sonra konuşuruz, bakalım kim haklı çıkacak.