Uzak Şehir 68. bölümün ikinci fragmanı, ilkine göre çok daha sert bir yerden giriyor konuya ve açıkçası uzun zamandır beklediğimiz o "hesap sorma" havası nihayet ekrana yansımış gibi duruyor. Fragmanın en çok konuşulan anı belli: Ateş'in Kaya'ya attığı tokat. Sahnenin kurgusu bile ayrı bir şey anlatıyor aslında; Kaya her zamanki gibi yüksek perdeden, sesini yükselterek, hükmetmeye çalışarak konuşuyor ama karşısında ilk kez geri adım atmayan, hatta bir anda mesafeyi kapatan biri var. Ateş Baybars diziye gireli çok olmadı ama kısa sürede kendine bir alan açtı, bunu kabul etmek lazım. Konuşma biçimi, duruşu, Kaya'yı kışkırtmadan ama hiç de ezilmeden karşılaması insanı "tamam, bu adam bu evin dengesini bozacak" dedirtiyor. Fragmanın diğer önemli ayağı ise Zerrin. Yıllarca susan, kendini kızı için feda eden, Albora konağının içinde sesi en az çıkan kadın bu kez açık açık meydan okuyor. O "hodri meydan" tavrı, bu dizide uzun süredir görmediğimiz bir kadın öfkesinin dışa vurumu gibiydi.Kaya'nın yüzündeki o şaşkınlık ifadesi bile tek başına sahneyi taşıyor; çünkü adam karşısındaki insanın ona ihtiyacı olduğunu, her şeye rağmen döneceğini sanıyordu. Fragmanda ayrıca konağın içindeki gerilimin diğer karakterlere de sıçradığını görüyoruz; bakışmalar, yarım kalan cümleler, kapı arkasından dinlemeler... Bir de ortada hâlâ çözülmemiş bir evlilik meselesi var ve o konunun bölümün sonuna doğru patlayacağı belli.
Benim beklentim şu yönde: Zerrin'in bu çıkışı tek seferlik bir öfke patlaması olmayacak, kalıcı bir kırılma noktası olacak. Yıllardır biriken şeyler bir tokatla, bir cümleyle boşalmaz; bu yüzden önümüzdeki bölümlerde Zerrin'in Kaya'ya karşı çok daha hesaplı, çok daha soğuk bir strateji izlediğini göreceğiz bence. Affetmesi de kolay olmamalı zaten, çünkü mesele sadece gurur değil, bir annenin kızından koparılması.Ateş meselesine gelince, burada senaryonun bir risk aldığını düşünüyorum. Seyircinin ciddi bir kısmı Cihan ekseninde bir hikâye bekliyordu ve bu yeni yönelim bazıları için hayal kırıklığı olabilir; yorumlarda da bunun tepkisi var. Ama bana kalırsa Ateş karakteri doğru kullanılırsa diziye taze kan olur, yanlış kullanılırsa da sadece Kaya'yı sinirlendirmeye yarayan bir figüre dönüşür. Her şey onun geçmişiyle ilgili gerçeğin ne zaman açılacağına bağlı ve bence o bilgi beklediğimizden daha erken, muhtemelen bu bölümün finalinde patlayacak. Kaya cephesinde ise klasik hamleyi bekliyorum: güç gösterisi, tehdit, belki de Zerrin'i köşeye sıkıştırmak için kızını koz olarak kullanmak. Ama bu sefer işe yaramayacak gibi duruyor, çünkü karşısındaki kadın kaybedecek bir şeyi kalmadığını düşünüyor. Pazartesi akşamı için asıl merak ettiğim şey, konağın geri kalanının bu kavgada hangi tarafta duracağı. Sessiz kalanlar mı olacak, yoksa birileri açıkça Zerrin'in yanında mı saf tutacak? Bence bölüm, bir tokattan çok daha büyük bir kopuşun habercisi ve Uzak Şehir uzun süredir ilk kez gerçekten yerinden oynuyor.
Bölüm Yorumu
Uzak ŞehirUzak Şehir 68. bölümün ikinci fragmanı, ilkine göre çok daha sert bir yerden giriyor konuya ve açıkçası uzun zamandır beklediğimiz o "hesap sorma" havası nihayet ekrana yansımış gibi duruyor. Fragmanın en çok konuşulan anı belli: Ateş'in Kaya'ya attığı tokat. Sahnenin kurgusu bile ayrı bir şey anlatıyor aslında; Kaya her zamanki gibi yüksek perdeden, sesini yükselterek, hükmetmeye çalışarak konuşuyor ama karşısında ilk kez geri adım atmayan, hatta bir anda mesafeyi kapatan biri var. Ateş Baybars diziye gireli çok olmadı ama kısa sürede kendine bir alan açtı, bunu kabul etmek lazım. Konuşma biçimi, duruşu, Kaya'yı kışkırtmadan ama hiç de ezilmeden karşılaması insanı "tamam, bu adam bu evin dengesini bozacak" dedirtiyor. Fragmanın diğer önemli ayağı ise Zerrin. Yıllarca susan, kendini kızı için feda eden, Albora konağının içinde sesi en az çıkan kadın bu kez açık açık meydan okuyor. O "hodri meydan" tavrı, bu dizide uzun süredir görmediğimiz bir kadın öfkesinin dışa vurumu gibiydi. Kaya'nın yüzündeki o şaşkınlık ifadesi bile tek başına sahneyi taşıyor; çünkü adam karşısındaki insanın ona ihtiyacı olduğunu, her şeye rağmen döneceğini sanıyordu. Fragmanda ayrıca konağın içindeki gerilimin diğer karakterlere de sıçradığını görüyoruz; bakışmalar, yarım kalan cümleler, kapı arkasından dinlemeler... Bir de ortada hâlâ çözülmemiş bir evlilik meselesi var ve o konunun bölümün sonuna doğru patlayacağı belli.
Benim beklentim şu yönde: Zerrin'in bu çıkışı tek seferlik bir öfke patlaması olmayacak, kalıcı bir kırılma noktası olacak. Yıllardır biriken şeyler bir tokatla, bir cümleyle boşalmaz; bu yüzden önümüzdeki bölümlerde Zerrin'in Kaya'ya karşı çok daha hesaplı, çok daha soğuk bir strateji izlediğini göreceğiz bence. Affetmesi de kolay olmamalı zaten, çünkü mesele sadece gurur değil, bir annenin kızından koparılması. Ateş meselesine gelince, burada senaryonun bir risk aldığını düşünüyorum. Seyircinin ciddi bir kısmı Cihan ekseninde bir hikâye bekliyordu ve bu yeni yönelim bazıları için hayal kırıklığı olabilir; yorumlarda da bunun tepkisi var. Ama bana kalırsa Ateş karakteri doğru kullanılırsa diziye taze kan olur, yanlış kullanılırsa da sadece Kaya'yı sinirlendirmeye yarayan bir figüre dönüşür. Her şey onun geçmişiyle ilgili gerçeğin ne zaman açılacağına bağlı ve bence o bilgi beklediğimizden daha erken, muhtemelen bu bölümün finalinde patlayacak. Kaya cephesinde ise klasik hamleyi bekliyorum: güç gösterisi, tehdit, belki de Zerrin'i köşeye sıkıştırmak için kızını koz olarak kullanmak. Ama bu sefer işe yaramayacak gibi duruyor, çünkü karşısındaki kadın kaybedecek bir şeyi kalmadığını düşünüyor. Pazartesi akşamı için asıl merak ettiğim şey, konağın geri kalanının bu kavgada hangi tarafta duracağı. Sessiz kalanlar mı olacak, yoksa birileri açıkça Zerrin'in yanında mı saf tutacak? Bence bölüm, bir tokattan çok daha büyük bir kopuşun habercisi ve Uzak Şehir uzun süredir ilk kez gerçekten yerinden oynuyor.