Üçüncü fragman nihayet o merak ettiğimiz soruya cevap verdi: Alya gitmemiş. Ya da gitmiş ama dönmüş. Fragmanın en başındaki o Mardin girişi, valizle, yorgun ama kararlı bir yüzle şehre dönüş sahnesi, bence bütün sezonun tonunu belirleyecek. Çünkü bu kadın bu şehre her seferinde biraz daha yaralı, biraz daha sertleşmiş halde dönüyor.Cihan'ın "git" demesiyle yola çıkan, sonra Budapeşte'ye kadar gidip vazgeçen bir Alya mı izleyeceğiz, yoksa hiç gitmemiş, son anda arabadan inmiş bir Alya mı, orası hâlâ net değil ama fragmandaki o havaalanı çıkışı ve arkasında kalan bavul detayı bana ikinci ihtimali düşündürdü. Cihan tarafında ise tam bir çöküş hali var; adam konağın içinde bir hayalet gibi dolaşıyor, ne konuşuyor ne bakıyor, sadece dayanıyor. O 1:10'daki sahne, ikisinin karşı karşıya geldiği o an, replik olmadan bile her şeyi anlatıyor. Sadakat ise beklendiği gibi rahat durmuyor, elindeki son kozları oynamaya hazırlanıyor gibi; masanın başında o soğuk bakışıyla oturuşu bile "ben bu evi bir daha karıştırırım" demek. Şahin ve Nare cephesinde de kırılma noktasına gelinmiş, aralarındaki mesafe fragmanın en sessiz ama en acıtan kısmı. Bir de o kısa kesilen kavga sahnesi var, kim kimi tehdit ediyor tam anlaşılmıyor ama silah sesi ve kapının çarpması arka arkaya gelmiş, yani bu bölüm sakin bir açılış yapmayacak.
Benim tahminim şu: Uzak Şehir bu sezona ilk sezonun o kapalı, boğucu, konak içi gerilimiyle başlıyor ve bu doğru bir karar. İzleyici yorumlarında da aynı şeyi görüyorum, herkes "eski hava geri döndü" diyor ve fragmanlara bakınca ben de bu konuda umutluyum. Alya'nın dönüşü basit bir barışma değil, bence bir hesap sorma dönüşü olacak; bu kez Cihan'ın gölgesinde değil, kendi kurallarıyla oturacak o masaya. Bu ikilinin arasındaki mesele artık aşk değil, güven.Cihan onu gönderdiği için affedilmeyi hak ettiğini düşünmüyor, Alya da affetmeye hazır gelmiyor; o yüzden ilk birkaç bölüm boyunca aynı evde yaşayıp birbirlerine tek kelime etmeyen iki insan izleyeceğiz gibi duruyor ve dürüst olmak gerekirse bunu bağıra bağıra yapılan barışmalardan çok daha kıymetli buluyorum. Sadakat meselesinde ise kadının kendi kurduğu tuzağa düşeceği bir hat açılacak sanki; yorumlarda birinin dediği gibi bu sefer gerçekten kendi eliyle her şeyi bozdu ve bedelini Cihan'a değil, en sevdiği evlada ödetecek. Şahin tarafı benim en çok merak ettiğim yer, çünkü o karakter iyice sıkışmış durumda ve sıkışan Şahin her zaman yıkıcı davranıyor; Nare'yle aralarındaki kopuşun bir kaza ya da geri dönülemez bir olayla sonuçlanmasından ciddi ciddi endişeliyim. Bir de Boran ve Demir hattı var, çocuklar üzerinden kurulan gerilim bu dizide her zaman işledi, bu sezon da orada bir sürpriz bekliyorum. Kısacası 14 Eylül akşamı için planlarınızı iptal edin, çünkü bu bölüm hem toparlayacak hem yeni bir düğüm atacak gibi görünüyor. Ben en çok Alya ile Cihan'ın ilk göz göze gelişini bekliyorum; o sahne iyi yazıldıysa sezonun gidişatını da anlamış olacağız. Umarım senaryo bu kez duyguyu uzatmaz, doğrudan yüzümüze çarpar.
Bölüm Yorumu
Uzak ŞehirÜçüncü fragman nihayet o merak ettiğimiz soruya cevap verdi: Alya gitmemiş. Ya da gitmiş ama dönmüş. Fragmanın en başındaki o Mardin girişi, valizle, yorgun ama kararlı bir yüzle şehre dönüş sahnesi, bence bütün sezonun tonunu belirleyecek. Çünkü bu kadın bu şehre her seferinde biraz daha yaralı, biraz daha sertleşmiş halde dönüyor. Cihan'ın "git" demesiyle yola çıkan, sonra Budapeşte'ye kadar gidip vazgeçen bir Alya mı izleyeceğiz, yoksa hiç gitmemiş, son anda arabadan inmiş bir Alya mı, orası hâlâ net değil ama fragmandaki o havaalanı çıkışı ve arkasında kalan bavul detayı bana ikinci ihtimali düşündürdü. Cihan tarafında ise tam bir çöküş hali var; adam konağın içinde bir hayalet gibi dolaşıyor, ne konuşuyor ne bakıyor, sadece dayanıyor. O 1:10'daki sahne, ikisinin karşı karşıya geldiği o an, replik olmadan bile her şeyi anlatıyor. Sadakat ise beklendiği gibi rahat durmuyor, elindeki son kozları oynamaya hazırlanıyor gibi; masanın başında o soğuk bakışıyla oturuşu bile "ben bu evi bir daha karıştırırım" demek. Şahin ve Nare cephesinde de kırılma noktasına gelinmiş, aralarındaki mesafe fragmanın en sessiz ama en acıtan kısmı. Bir de o kısa kesilen kavga sahnesi var, kim kimi tehdit ediyor tam anlaşılmıyor ama silah sesi ve kapının çarpması arka arkaya gelmiş, yani bu bölüm sakin bir açılış yapmayacak.
Benim tahminim şu: Uzak Şehir bu sezona ilk sezonun o kapalı, boğucu, konak içi gerilimiyle başlıyor ve bu doğru bir karar. İzleyici yorumlarında da aynı şeyi görüyorum, herkes "eski hava geri döndü" diyor ve fragmanlara bakınca ben de bu konuda umutluyum. Alya'nın dönüşü basit bir barışma değil, bence bir hesap sorma dönüşü olacak; bu kez Cihan'ın gölgesinde değil, kendi kurallarıyla oturacak o masaya. Bu ikilinin arasındaki mesele artık aşk değil, güven. Cihan onu gönderdiği için affedilmeyi hak ettiğini düşünmüyor, Alya da affetmeye hazır gelmiyor; o yüzden ilk birkaç bölüm boyunca aynı evde yaşayıp birbirlerine tek kelime etmeyen iki insan izleyeceğiz gibi duruyor ve dürüst olmak gerekirse bunu bağıra bağıra yapılan barışmalardan çok daha kıymetli buluyorum. Sadakat meselesinde ise kadının kendi kurduğu tuzağa düşeceği bir hat açılacak sanki; yorumlarda birinin dediği gibi bu sefer gerçekten kendi eliyle her şeyi bozdu ve bedelini Cihan'a değil, en sevdiği evlada ödetecek. Şahin tarafı benim en çok merak ettiğim yer, çünkü o karakter iyice sıkışmış durumda ve sıkışan Şahin her zaman yıkıcı davranıyor; Nare'yle aralarındaki kopuşun bir kaza ya da geri dönülemez bir olayla sonuçlanmasından ciddi ciddi endişeliyim. Bir de Boran ve Demir hattı var, çocuklar üzerinden kurulan gerilim bu dizide her zaman işledi, bu sezon da orada bir sürpriz bekliyorum. Kısacası 14 Eylül akşamı için planlarınızı iptal edin, çünkü bu bölüm hem toparlayacak hem yeni bir düğüm atacak gibi görünüyor. Ben en çok Alya ile Cihan'ın ilk göz göze gelişini bekliyorum; o sahne iyi yazıldıysa sezonun gidişatını da anlamış olacağız. Umarım senaryo bu kez duyguyu uzatmaz, doğrudan yüzümüze çarpar.