Sevdiğim Sensin 21. bölümün üçüncü fragmanı yayınlandığında ilk dikkatimi çeken şey, kameranın neredeyse tamamen Erkan'ın öfkesine odaklanmış olmasıydı. Adamın yüzündeki o sert ifade, konuşurken sesini yükseltişi, Dicle'nin karşısında adeta bir sorgu hâkimi gibi dikilmesi... Açıkçası izlerken içim sıkıldı. Çünkü fragmanda gördüğümüz kadarıyla Erkan, annesiyle ilgili öğrendiği gerçeğin faturasını doğrudan Dicle'ye kesiyor. Oysa Dicle'nin bu sırrı öğreneli daha bir gün bile olmamış, kadın ne yapsın, hangi cümleyle söylesin, kime söylesin? Fragmanın en can alıcı anlarından biri Dicle'nin gözlerinin dolduğu o sahne; konuşmuyor, savunma yapmıyor, sadece bakıyor. Bazen susmak, bağırmaktan daha ağır bir cevaptır ve Dicle bu bölümde tam olarak bunu yapıyor gibi görünüyor. Bir diğer dikkat çeken detay, Fikret ve Tahir cephesinde dönen gerilim. Sırrın ortaya saçılmasıyla birlikte aile içinde taraf tutma savaşı başlamış durumda; kim kimi korumuş, kim yıllarca susmuş, bunların hesabı sorulacak gibi. Fragmandaki o kısa ama anlamlı mezarlık görüntüsü ise ayrı bir parantez açmayı hak ediyor, çünkü geçmişte Erkan'ın da sahte mezar meselesiyle Dicle'yi kandırdığını hatırlayınca, bu öfkenin ne kadar tutarsız olduğu daha net anlaşılıyor. Müzikler, hızlı kurgu, kapı çarpmaları, yarım bırakılan cümleler… Yapım ekibi bilerek bir boşluk bırakmış, kavganın nasıl bittiğini göstermemişler. Bu da bölüme dair en büyük soru işaretini oluşturuyor: Dicle bu sefer o kapıdan çıkıp gidecek mi, yoksa yine kalıp her şeyi düzeltmeye mi çalışacak?
Benim tahminim, Dicle'nin bu bölümde ilk defa gerçekten geri adım atmayacağı yönünde. Yirmi bölümdür hep anlayışlı olan, hep affeden, hep "o da üzgün" diyen bir kadın izledik; artık o sabrın bir yerde tükenmesi lazım ve fragmandaki o duruş bana tükendiğini düşündürdü. Muhtemelen Erkan'a yüzüne karşı geçmişte yaptıklarını hatırlatacak, ve o cümleden sonra odada çıt çıkmayacak. Diğer yandan Erkan'ın öfkesinin asıl muhatabı annesi; ama adam annesiyle yüzleşmeye cesaret edemediği için en kolay hedefe, en çok seveni incitmeye yöneliyor. Dizilerde çok gördüğümüz bir savunma mekanizması bu ve senaryo bunu bilinçli kullanıyor bence. İkinci teorim ise şu: Fikret'in sakladığı başka bir belge ya da mektup daha olabilir ve bu, meselenin herkesin sandığından daha karmaşık olduğunu gösterecek. Yani Erkan şu an hiddetlendiği şeyin yarısını biliyor olabilir. Eğer öyleyse, Dicle'ye söylediği her sert cümle sonradan boğazına düğümlenecek ve klasik "özür turu" başlayacak. Ama ben açıkçası izleyici olarak o kolay barışmayı görmek istemiyorum; Dicle karakterinin biraz mesafe koyması, kendi ayakları üstünde durduğu birkaç sahne görmemiz dizinin dengesi açısından iyi olur. Bir de şunu merak ediyorum, Tahir bu süreçte abisinin yanında mı duracak yoksa yıllardır taşıdığı suçluluğu açıklayıp ortalığı daha da karıştıracak mı? Fragmandaki bakışları bana ikincisini düşündürdü. Kısacası bu bölüm, hesaplaşma bölümü olacak gibi duruyor; kimin sustuğu, kimin yalan söylediği, kimin kimi korumak için neyi sakladığı masaya yatırılacak. Umarım bu kez kırılanlar arasında sadece Dicle'nin kalbi olmaz.
Bölüm Yorumu
Sevdiğim SensinSevdiğim Sensin 21. bölümün üçüncü fragmanı yayınlandığında ilk dikkatimi çeken şey, kameranın neredeyse tamamen Erkan'ın öfkesine odaklanmış olmasıydı. Adamın yüzündeki o sert ifade, konuşurken sesini yükseltişi, Dicle'nin karşısında adeta bir sorgu hâkimi gibi dikilmesi... Açıkçası izlerken içim sıkıldı. Çünkü fragmanda gördüğümüz kadarıyla Erkan, annesiyle ilgili öğrendiği gerçeğin faturasını doğrudan Dicle'ye kesiyor. Oysa Dicle'nin bu sırrı öğreneli daha bir gün bile olmamış, kadın ne yapsın, hangi cümleyle söylesin, kime söylesin? Fragmanın en can alıcı anlarından biri Dicle'nin gözlerinin dolduğu o sahne; konuşmuyor, savunma yapmıyor, sadece bakıyor. Bazen susmak, bağırmaktan daha ağır bir cevaptır ve Dicle bu bölümde tam olarak bunu yapıyor gibi görünüyor. Bir diğer dikkat çeken detay, Fikret ve Tahir cephesinde dönen gerilim. Sırrın ortaya saçılmasıyla birlikte aile içinde taraf tutma savaşı başlamış durumda; kim kimi korumuş, kim yıllarca susmuş, bunların hesabı sorulacak gibi. Fragmandaki o kısa ama anlamlı mezarlık görüntüsü ise ayrı bir parantez açmayı hak ediyor, çünkü geçmişte Erkan'ın da sahte mezar meselesiyle Dicle'yi kandırdığını hatırlayınca, bu öfkenin ne kadar tutarsız olduğu daha net anlaşılıyor. Müzikler, hızlı kurgu, kapı çarpmaları, yarım bırakılan cümleler… Yapım ekibi bilerek bir boşluk bırakmış, kavganın nasıl bittiğini göstermemişler. Bu da bölüme dair en büyük soru işaretini oluşturuyor: Dicle bu sefer o kapıdan çıkıp gidecek mi, yoksa yine kalıp her şeyi düzeltmeye mi çalışacak?
Benim tahminim, Dicle'nin bu bölümde ilk defa gerçekten geri adım atmayacağı yönünde. Yirmi bölümdür hep anlayışlı olan, hep affeden, hep "o da üzgün" diyen bir kadın izledik; artık o sabrın bir yerde tükenmesi lazım ve fragmandaki o duruş bana tükendiğini düşündürdü. Muhtemelen Erkan'a yüzüne karşı geçmişte yaptıklarını hatırlatacak, ve o cümleden sonra odada çıt çıkmayacak. Diğer yandan Erkan'ın öfkesinin asıl muhatabı annesi; ama adam annesiyle yüzleşmeye cesaret edemediği için en kolay hedefe, en çok seveni incitmeye yöneliyor. Dizilerde çok gördüğümüz bir savunma mekanizması bu ve senaryo bunu bilinçli kullanıyor bence. İkinci teorim ise şu: Fikret'in sakladığı başka bir belge ya da mektup daha olabilir ve bu, meselenin herkesin sandığından daha karmaşık olduğunu gösterecek. Yani Erkan şu an hiddetlendiği şeyin yarısını biliyor olabilir. Eğer öyleyse, Dicle'ye söylediği her sert cümle sonradan boğazına düğümlenecek ve klasik "özür turu" başlayacak. Ama ben açıkçası izleyici olarak o kolay barışmayı görmek istemiyorum; Dicle karakterinin biraz mesafe koyması, kendi ayakları üstünde durduğu birkaç sahne görmemiz dizinin dengesi açısından iyi olur. Bir de şunu merak ediyorum, Tahir bu süreçte abisinin yanında mı duracak yoksa yıllardır taşıdığı suçluluğu açıklayıp ortalığı daha da karıştıracak mı? Fragmandaki bakışları bana ikincisini düşündürdü. Kısacası bu bölüm, hesaplaşma bölümü olacak gibi duruyor; kimin sustuğu, kimin yalan söylediği, kimin kimi korumak için neyi sakladığı masaya yatırılacak. Umarım bu kez kırılanlar arasında sadece Dicle'nin kalbi olmaz.