Muhtemel Aşk 14. bölümün ikinci fragmanı, ilkine göre çok daha net bir yöne işaret ediyor ama o yön bizi pek de mutlu edecek bir yer değil açıkçası. Fragmanın açılışında Kadir'in o bildiğimiz sert, kendinden emin duruşunun yerini bıraktığı yorgun ifade var; adam sanki bir şeyden değil, kendisinden vazgeçmiş gibi bakıyor. "Sevmek bazen vazgeçmektir" repliği fragmanın tam ortasına oturtulmuş ve itiraf edeyim, bu cümleyi duyduğumda koltukta hafiften dikildim. Çünkü biz bu adamı Defne için her şeyi göze alan, 24 saatte kararını verip hayatını değiştiren biri olarak tanıdık. Şimdi aynı adamın geri çekilme moduna geçmesi karakter açısından ciddi bir kırılma. Fragmanın devamında hastane koridorlarında geçen sahneler ağır basıyor; Defne'nin doktoruyla arasındaki o mesafe gittikçe kapanıyor gibi görünüyor ve Kadir'in o sahneyi uzaktan izlerken yüzündeki ifade tek başına bir bölüm anlatıyor. Kıskançlık var ama müdahale yok, işte asıl rahatsız edici olan da bu. Bir de Defne'nin ağlarken söylediği, yarısı kesilmiş bir cümle var fragmanda, "artık bunu taşıyamıyorum" gibi bir şey; sesin üstüne müzik bindiği için tam anlaşılmıyor ama tonundan bir teslimiyet çıkıyor. Aile tarafında da işler durulmuş değil, Emindağ konağındaki masa sahnesinde herkes birbirine bakıyor ama kimse konuşmuyor, bu tür sessiz sahneler bu dizide genelde büyük bir patlamanın habercisi oluyor. Fragman, umut vermek yerine var olan umudu da eline alıp hafifçe sıkıyor.
Benim tahminim şu: Kadir'in bu vazgeçme hali kalıcı değil, olamaz da zaten. Muhtemelen Defne'nin sağlık durumuyla ilgili bilmediğimiz bir bilgiye ulaştı ve onu kendi acısından korumak için geri çekiliyor. Dizinin sevdiği klasik bir hamle bu, ama Ekin Koç oynayınca klasik bile olsa yiyor doğrusu. Yine de bir uyarım var yapımcılara: bu "koruma amaçlı uzaklaşma" kalıbı iki bölümden fazla sürerse izleyici sabrı biter. Doktor meselesine gelince, etik tartışması bir yana, o karakterin gerçek bir rakip mi yoksa Kadir'i harekete geçirecek bir tetikleyici mi olduğunu bu bölümde göreceğiz sanırım. Bence ikincisi. Çünkü dizi Kadir'i köşeye sıkıştırmadan onun gerçek yüzünü göstermiyor, bunu 13 bölümdür öğrendik. Asıl beklentim, bölümün sonuna doğru gelecek bir hesaplaşma sahnesi; Kadir'in Defne'ye "ben vazgeçmedim, sadece nasıl kalacağımı bilmiyordum" minvalinde bir şey söylemesi. O sahne gelirse bölüm kurtulur, gelmezse bir hafta daha gözyaşıyla idare edeceğiz demektir. Bir de şunu söylemeden geçmeyeyim, bu dizinin en büyük derdi hikâye değil, ritim. Fragmanların son güne kalması, bölüm içindeki duygusal sahnelerin arka arkaya yığılması izleyiciyi yoruyor. Biraz nefes alanı, biraz o ilk bölümlerdeki hafiflik çok iyi gelirdi. Çünkü bu ikilinin gülümsediği sahneleri görmeyi neredeyse unuttuk. Yine de kadro bu diziyi taşıyor, bunu teslim etmek lazım; Kadir Emindağ uzun süre konuşulacak bir karakter oldu. Umarım yazarlar onu bu yorgun adam halinde bırakmaz da savaşan tarafını geri getirir. 14. bölümden beklentim yüksek değil ama umudum hâlâ var, bu kadarı bile bu dizide bir şey.
Bölüm Yorumu
Muhtemel AşkMuhtemel Aşk 14. bölümün ikinci fragmanı, ilkine göre çok daha net bir yöne işaret ediyor ama o yön bizi pek de mutlu edecek bir yer değil açıkçası. Fragmanın açılışında Kadir'in o bildiğimiz sert, kendinden emin duruşunun yerini bıraktığı yorgun ifade var; adam sanki bir şeyden değil, kendisinden vazgeçmiş gibi bakıyor. "Sevmek bazen vazgeçmektir" repliği fragmanın tam ortasına oturtulmuş ve itiraf edeyim, bu cümleyi duyduğumda koltukta hafiften dikildim. Çünkü biz bu adamı Defne için her şeyi göze alan, 24 saatte kararını verip hayatını değiştiren biri olarak tanıdık. Şimdi aynı adamın geri çekilme moduna geçmesi karakter açısından ciddi bir kırılma. Fragmanın devamında hastane koridorlarında geçen sahneler ağır basıyor; Defne'nin doktoruyla arasındaki o mesafe gittikçe kapanıyor gibi görünüyor ve Kadir'in o sahneyi uzaktan izlerken yüzündeki ifade tek başına bir bölüm anlatıyor. Kıskançlık var ama müdahale yok, işte asıl rahatsız edici olan da bu. Bir de Defne'nin ağlarken söylediği, yarısı kesilmiş bir cümle var fragmanda, "artık bunu taşıyamıyorum" gibi bir şey; sesin üstüne müzik bindiği için tam anlaşılmıyor ama tonundan bir teslimiyet çıkıyor. Aile tarafında da işler durulmuş değil, Emindağ konağındaki masa sahnesinde herkes birbirine bakıyor ama kimse konuşmuyor, bu tür sessiz sahneler bu dizide genelde büyük bir patlamanın habercisi oluyor. Fragman, umut vermek yerine var olan umudu da eline alıp hafifçe sıkıyor.
Benim tahminim şu: Kadir'in bu vazgeçme hali kalıcı değil, olamaz da zaten. Muhtemelen Defne'nin sağlık durumuyla ilgili bilmediğimiz bir bilgiye ulaştı ve onu kendi acısından korumak için geri çekiliyor. Dizinin sevdiği klasik bir hamle bu, ama Ekin Koç oynayınca klasik bile olsa yiyor doğrusu. Yine de bir uyarım var yapımcılara: bu "koruma amaçlı uzaklaşma" kalıbı iki bölümden fazla sürerse izleyici sabrı biter. Doktor meselesine gelince, etik tartışması bir yana, o karakterin gerçek bir rakip mi yoksa Kadir'i harekete geçirecek bir tetikleyici mi olduğunu bu bölümde göreceğiz sanırım. Bence ikincisi. Çünkü dizi Kadir'i köşeye sıkıştırmadan onun gerçek yüzünü göstermiyor, bunu 13 bölümdür öğrendik. Asıl beklentim, bölümün sonuna doğru gelecek bir hesaplaşma sahnesi; Kadir'in Defne'ye "ben vazgeçmedim, sadece nasıl kalacağımı bilmiyordum" minvalinde bir şey söylemesi. O sahne gelirse bölüm kurtulur, gelmezse bir hafta daha gözyaşıyla idare edeceğiz demektir. Bir de şunu söylemeden geçmeyeyim, bu dizinin en büyük derdi hikâye değil, ritim. Fragmanların son güne kalması, bölüm içindeki duygusal sahnelerin arka arkaya yığılması izleyiciyi yoruyor. Biraz nefes alanı, biraz o ilk bölümlerdeki hafiflik çok iyi gelirdi. Çünkü bu ikilinin gülümsediği sahneleri görmeyi neredeyse unuttuk. Yine de kadro bu diziyi taşıyor, bunu teslim etmek lazım; Kadir Emindağ uzun süre konuşulacak bir karakter oldu. Umarım yazarlar onu bu yorgun adam halinde bırakmaz da savaşan tarafını geri getirir. 14. bölümden beklentim yüksek değil ama umudum hâlâ var, bu kadarı bile bu dizide bir şey.