Haysiyet 6. bölüm fragmanına bakınca insanın ilk aklına gelen şey şu oluyor: bu ailenin üstünden bir an olsun kara bulut kalkmayacak gibi. Fragmanın açılışında yine Mehmet'in o sıkışmış, çaresiz yüzü var; borçlar, kapıya dayanan adamlar, hastane kapısı, derken bir de ailenin içinden çıkan yeni bir çatlak. Aziz'in geçmişinden gelen o kadın meselesi fragmanda yine havada bırakılmış ama bu sefer ailenin iç yüzüne çok daha fazla temas eder gibi duruyor. Sima ile Mehmet'in o bildik gerilimi yine karşımızda: bir sahnede birbirlerine sarılacak kadar yakın, iki sahne sonra kapıyı çarpıp gidecek kadar uzak. Dürüst olmak gerekirse bu ikilinin bölüm başına birkaç kez ayrılıp barışması artık izleyicide bir yorgunluk yaratıyor, fragmanda da aynı döngünün sürdüğünü görmek biraz moral bozucu. Tufan karakteri ise fragmanda yine bağırıp çağırmaktan, tehdit savurmaktan öteye geçmiyor gibi; ortada somut bir hamlesi yok, sadece gürültüsü var. Oysa bu ailenin ayakta kalması için birinin gerçekten harekete geçmesi lazım ve o yükü hep Mehmet'in omzuna yıkmak senaryo olarak da artık yorucu. Fragmanın ortasında geçen o gece sahnesi, arabanın farlarının altında yapılan konuşma, bana bir tehdit ya da şantaj pazarlığı gibi geldi. Bir de şu var: fragmanda ailenin bir arada olduğu tek bir sıcak kare bile yok. Hepsi ayrı odalarda, ayrı dertlerde, ayrı cümlelerde. Aynı evde yaşayan ama birbirine değmeyen insanlar gibiler. İzleyicinin "bunlar aile değil, kuru kalabalık" demesi boşuna değil yani.
Bana sorarsanız dizi önemli bir yol ayrımında. Senaryo bu gidişle ya bir nefes alanı açacak ya da gerçekten izleyiciyi kaybedecek. Çünkü dramın dozu bir yere kadar tutar; sürekli dibe vuran, hiçbir karakterinin yüzünün gülmediği bir anlatı bir süre sonra merak değil bıkkınlık üretiyor. Benim tahminim şu: Aziz'in karısı meselesi önümüzdeki iki bölümde patlayacak ve bu, ailenin dağılma noktasına gelmesinin asıl tetikleyicisi olacak. Belki de mirasla, bir tapuyla, eski bir borç senediyle bağlantılı bir sır çıkacak ortaya ve Mehmet'in tüm fedakârlığı bir anda boşa düşecek. Sima cephesinde ise bu ilişkinin ya tamamen kopması ya da büyük bir bedelle mühürlenmesi gerekiyor; bu yarım yamalak gidiş gelişler karakteri de yıpratıyor. Tufan için de bir dönüşüm beklentim var, çünkü bu kadar gürültülü bir karakteri sadece ortamı germek için tutmak israf olur; ya ailesi için bir risk alacak ya da tamamen karşı safa geçip gerçek bir antagonist olacak. İzleyici yorumlarında dolaşan "bu dizi final yapar" cümlesini ben de haksız bulmuyorum; çünkü insanlar artık ekranda kendi derdinin daha koyu bir versiyonunu görmek istemiyor. Yapımın bunu fark edip birkaç bölüm içinde küçük de olsa bir umut kapısı açması lazım. Bir iş kurulsun, bir karakter ayağa kalksın, bir sahnede birileri gülsün; sadece bu kadarı bile diziye nefes aldırır. Yoksa "modern Yaprak Dökümü" benzetmesi iltifat olmaktan çıkıp bir kehanete dönüşebilir. 6. bölümden beklentim, en azından bir düğümün çözülmesi ve Haysiyet'in sadece acı biriktirmek yerine o acıyı bir yere bağlaması. Göreceğiz, ama umudumu tamamen kesmiş değilim.
Bölüm Yorumu
HaysiyetHaysiyet 6. bölüm fragmanına bakınca insanın ilk aklına gelen şey şu oluyor: bu ailenin üstünden bir an olsun kara bulut kalkmayacak gibi. Fragmanın açılışında yine Mehmet'in o sıkışmış, çaresiz yüzü var; borçlar, kapıya dayanan adamlar, hastane kapısı, derken bir de ailenin içinden çıkan yeni bir çatlak. Aziz'in geçmişinden gelen o kadın meselesi fragmanda yine havada bırakılmış ama bu sefer ailenin iç yüzüne çok daha fazla temas eder gibi duruyor. Sima ile Mehmet'in o bildik gerilimi yine karşımızda: bir sahnede birbirlerine sarılacak kadar yakın, iki sahne sonra kapıyı çarpıp gidecek kadar uzak. Dürüst olmak gerekirse bu ikilinin bölüm başına birkaç kez ayrılıp barışması artık izleyicide bir yorgunluk yaratıyor, fragmanda da aynı döngünün sürdüğünü görmek biraz moral bozucu. Tufan karakteri ise fragmanda yine bağırıp çağırmaktan, tehdit savurmaktan öteye geçmiyor gibi; ortada somut bir hamlesi yok, sadece gürültüsü var. Oysa bu ailenin ayakta kalması için birinin gerçekten harekete geçmesi lazım ve o yükü hep Mehmet'in omzuna yıkmak senaryo olarak da artık yorucu. Fragmanın ortasında geçen o gece sahnesi, arabanın farlarının altında yapılan konuşma, bana bir tehdit ya da şantaj pazarlığı gibi geldi. Bir de şu var: fragmanda ailenin bir arada olduğu tek bir sıcak kare bile yok. Hepsi ayrı odalarda, ayrı dertlerde, ayrı cümlelerde. Aynı evde yaşayan ama birbirine değmeyen insanlar gibiler. İzleyicinin "bunlar aile değil, kuru kalabalık" demesi boşuna değil yani.
Bana sorarsanız dizi önemli bir yol ayrımında. Senaryo bu gidişle ya bir nefes alanı açacak ya da gerçekten izleyiciyi kaybedecek. Çünkü dramın dozu bir yere kadar tutar; sürekli dibe vuran, hiçbir karakterinin yüzünün gülmediği bir anlatı bir süre sonra merak değil bıkkınlık üretiyor. Benim tahminim şu: Aziz'in karısı meselesi önümüzdeki iki bölümde patlayacak ve bu, ailenin dağılma noktasına gelmesinin asıl tetikleyicisi olacak. Belki de mirasla, bir tapuyla, eski bir borç senediyle bağlantılı bir sır çıkacak ortaya ve Mehmet'in tüm fedakârlığı bir anda boşa düşecek. Sima cephesinde ise bu ilişkinin ya tamamen kopması ya da büyük bir bedelle mühürlenmesi gerekiyor; bu yarım yamalak gidiş gelişler karakteri de yıpratıyor. Tufan için de bir dönüşüm beklentim var, çünkü bu kadar gürültülü bir karakteri sadece ortamı germek için tutmak israf olur; ya ailesi için bir risk alacak ya da tamamen karşı safa geçip gerçek bir antagonist olacak. İzleyici yorumlarında dolaşan "bu dizi final yapar" cümlesini ben de haksız bulmuyorum; çünkü insanlar artık ekranda kendi derdinin daha koyu bir versiyonunu görmek istemiyor. Yapımın bunu fark edip birkaç bölüm içinde küçük de olsa bir umut kapısı açması lazım. Bir iş kurulsun, bir karakter ayağa kalksın, bir sahnede birileri gülsün; sadece bu kadarı bile diziye nefes aldırır. Yoksa "modern Yaprak Dökümü" benzetmesi iltifat olmaktan çıkıp bir kehanete dönüşebilir. 6. bölümden beklentim, en azından bir düğümün çözülmesi ve Haysiyet'in sadece acı biriktirmek yerine o acıyı bir yere bağlaması. Göreceğiz, ama umudumu tamamen kesmiş değilim.