Güller ve Günahlar 35. bölüm fragmanı, uzun süredir havada asılı duran o malum sırrın nihayet yere inmesiyle açılıyor ve açıkçası ekrana bakarken "eh, nihayet" dedirten bir rahatlama veriyor insana. Kader'in babasının kim olduğu meselesi artık masada ve bu bilgi dizinin bütün dengelerini yeniden kuracak gibi duruyor. Fragmanda en çok dikkatimi çeken şey Berrak'ın yüzündeki o ani değişim oldu; daha düne kadar o çocuğun yüzüne bakmayan, varlığından rahatsız olan kadın, şimdi birden anne şefkati keşfetmiş gibi bir tavır içinde. Bu kadar geç gelen bir sevginin samimiyetine inanmak zor. Kameranın Berrak'ın elini Kader'in omzuna koyduğu o sahnede biraz fazla durması da tesadüf değil bence, senarist bize "bu iş burada bitmedi" diyor. Diğer taraftan Zeynep cephesi var ki tam bir kırılma noktasında; kızı gibi büyüttüğü, gece uykusunu bölüp başında beklediği çocuğun elinden kayıp gitme ihtimali onu paramparça edecek gibi görünüyor ve fragmandaki o bakış, sözden daha fazlasını anlatıyor. Serhat ise her zamanki gibi iki arada bir derede, hem doğruyu yapmak isteyen hem de kimseyi kırmamaya çalışan adam pozisyonunda sıkışmış durumda. Bir de Sonay meselesi var tabii; fragmandaki o yarım gülüşü, telefon başındaki fısıltılı konuşması, birilerine bilgi sızdırdığı izlenimi veriyor açıkça. Sevim de yine sahnede ve yine zehir saçıyor; o kadının torununa karşı takındığı soğukluk gerçekten izlerken insanın içini acıtıyor, çünkü ortada el kadar bir çocuk var ve bütün yetişkinlerin hatasının bedelini o ödüyor.
Bana sorarsanız önümüzdeki bölümde Berrak'ın velayet ya da en azından "ben annesiyim, hakkım var" söylemiyle ortaya çıkması çok muhtemel ve bu da Zeynep ile arasında ciddi bir hesaplaşmaya kapı aralar. Ama şunu da söylemek lazım: bir çocuğu doğurmak başka, büyütmek bambaşka bir şey.Zeynep'in bu konuda söyleyecek çok sözü var ve umarım senarist onu yine susturup kenara çekmez, bu kez konuşsun, bağırsın, hakkını savunsun. Serhat'ın tavrı da belirleyici olacak; eğer çocuğun babası olduğunu öğrendiği için Berrak'a karşı yumuşarsa bu Zeynep ile arasında onarılması zor bir çatlak yaratır ve Sonay tam da bu boşluğu bekliyor gibi duruyor. Bence oradan bir tuzak geliyor, yanlış anlaşılacak bir fotoğraf, yarım duyulmuş bir konuşma falan, klasik ama işe yarayan bir hamle. Serhat genelde bu tür oyunlara gelmiyor ama Zeynep duygusal olarak zaten yıpranmış durumda, onu kandırmak daha kolay olabilir. Bir de şunu samimiyetle söyleyeyim: artık seyirci olarak biraz nefes almak istiyoruz. Otuz beş bölümdür sırlar, yalanlar, hastane koridorları, gizli konuşmalar derken Serhat ve Zeynep'in doğru dürüst huzurlu bir sahnesini göremedik. Bir barışma, bir sarılma, bir "artık bitti" cümlesi çok mu zor gerçekten? Sevim'in de bu bölümde bir şekilde hak ettiğini bulmasını umuyorum, çünkü o kadının yaptıkları artık sadece kötü karakter olmanın ötesine geçti. Fragman bana kalırsa büyük bir kavganın habercisi ve sonunda birinin evi terk edeceği, birinin de ağlayarak arkasından bakacağı bir final sahnesi var gibi. Umarım yanılırım da bu kez güzel bir şeyle bitirirler.
Bölüm Yorumu
Güller ve GünahlarGüller ve Günahlar 35. bölüm fragmanı, uzun süredir havada asılı duran o malum sırrın nihayet yere inmesiyle açılıyor ve açıkçası ekrana bakarken "eh, nihayet" dedirten bir rahatlama veriyor insana. Kader'in babasının kim olduğu meselesi artık masada ve bu bilgi dizinin bütün dengelerini yeniden kuracak gibi duruyor. Fragmanda en çok dikkatimi çeken şey Berrak'ın yüzündeki o ani değişim oldu; daha düne kadar o çocuğun yüzüne bakmayan, varlığından rahatsız olan kadın, şimdi birden anne şefkati keşfetmiş gibi bir tavır içinde. Bu kadar geç gelen bir sevginin samimiyetine inanmak zor. Kameranın Berrak'ın elini Kader'in omzuna koyduğu o sahnede biraz fazla durması da tesadüf değil bence, senarist bize "bu iş burada bitmedi" diyor. Diğer taraftan Zeynep cephesi var ki tam bir kırılma noktasında; kızı gibi büyüttüğü, gece uykusunu bölüp başında beklediği çocuğun elinden kayıp gitme ihtimali onu paramparça edecek gibi görünüyor ve fragmandaki o bakış, sözden daha fazlasını anlatıyor. Serhat ise her zamanki gibi iki arada bir derede, hem doğruyu yapmak isteyen hem de kimseyi kırmamaya çalışan adam pozisyonunda sıkışmış durumda. Bir de Sonay meselesi var tabii; fragmandaki o yarım gülüşü, telefon başındaki fısıltılı konuşması, birilerine bilgi sızdırdığı izlenimi veriyor açıkça. Sevim de yine sahnede ve yine zehir saçıyor; o kadının torununa karşı takındığı soğukluk gerçekten izlerken insanın içini acıtıyor, çünkü ortada el kadar bir çocuk var ve bütün yetişkinlerin hatasının bedelini o ödüyor.
Bana sorarsanız önümüzdeki bölümde Berrak'ın velayet ya da en azından "ben annesiyim, hakkım var" söylemiyle ortaya çıkması çok muhtemel ve bu da Zeynep ile arasında ciddi bir hesaplaşmaya kapı aralar. Ama şunu da söylemek lazım: bir çocuğu doğurmak başka, büyütmek bambaşka bir şey. Zeynep'in bu konuda söyleyecek çok sözü var ve umarım senarist onu yine susturup kenara çekmez, bu kez konuşsun, bağırsın, hakkını savunsun. Serhat'ın tavrı da belirleyici olacak; eğer çocuğun babası olduğunu öğrendiği için Berrak'a karşı yumuşarsa bu Zeynep ile arasında onarılması zor bir çatlak yaratır ve Sonay tam da bu boşluğu bekliyor gibi duruyor. Bence oradan bir tuzak geliyor, yanlış anlaşılacak bir fotoğraf, yarım duyulmuş bir konuşma falan, klasik ama işe yarayan bir hamle. Serhat genelde bu tür oyunlara gelmiyor ama Zeynep duygusal olarak zaten yıpranmış durumda, onu kandırmak daha kolay olabilir. Bir de şunu samimiyetle söyleyeyim: artık seyirci olarak biraz nefes almak istiyoruz. Otuz beş bölümdür sırlar, yalanlar, hastane koridorları, gizli konuşmalar derken Serhat ve Zeynep'in doğru dürüst huzurlu bir sahnesini göremedik. Bir barışma, bir sarılma, bir "artık bitti" cümlesi çok mu zor gerçekten? Sevim'in de bu bölümde bir şekilde hak ettiğini bulmasını umuyorum, çünkü o kadının yaptıkları artık sadece kötü karakter olmanın ötesine geçti. Fragman bana kalırsa büyük bir kavganın habercisi ve sonunda birinin evi terk edeceği, birinin de ağlayarak arkasından bakacağı bir final sahnesi var gibi. Umarım yanılırım da bu kez güzel bir şeyle bitirirler.