Yaz boyunca "acaba ne zaman döner" diye bekleyip durduğumuz Güldür Güldür Show, 448. bölüm fragmanıyla sonunda kapıyı çaldı ve açıkçası ilk izlediğimde içimden "hele şükür" demekten kendimi alamadım. Fragmanda en çok dikkatimi çeken şey, kadrodaki değişimin artık saklanamaz hale gelmesi oldu. Sinem, Şevket ve İsmail'in ayrılığı zaten geçen sezondan beri konuşuluyordu, ama bu sefer Bahadır ve İbrahim'in de görüntülerde olmaması insanı gerçekten düşündürüyor. Yıllardır aynı sahnede, aynı tempoda birbirine laf yetiştiren bir ekibi izlemeye alışmışken, o yüzlerin yerinde başkalarını görmek ilk başta tuhaf geliyor; bu kadarını itiraf edeyim. Buna karşılık fragmanda Mert Fırat'ın görünmesi ekrana bambaşka bir enerji katmış, adamın komediyle arasının bu kadar iyi olduğunu açıkçası ben de tam kestiremiyordum. Skeçlerden gördüğüm kadarıyla yine klasik Güldür Güldür formülü korunmuş: aile içi gerilimler, komşu muhabbetleri, iş yerinde patron-çalışan çatışması ve araya serpiştirilmiş güncel göndermeler. Özellikle market ya da kafe gibi görünen o kalabalık sahnede herkesin aynı anda konuşup birbirinin lafını kesmesi, eski bölümlerin o dağınık ama keyifli halini hatırlattı. Bir de teknik tarafta gözüme çarpan bir detay var: yaka mikrofonlarına geçilmiş gibi duruyor. Ses netleşmiş, bu doğru; ama tiyatro sahnesinde oynanan bir oyunu izliyormuşuz hissi biraz azalmış. Bazen kusurlar bir işin ruhudur, onu da unutmamak lazım. Dekorlar yenilenmiş, ışık daha parlak, kostümler daha özenli görünüyor. Yani yapım anlamında bir yatırım var, bu ortada.
Peki bu sezon nasıl gidecek? Benim tahminim, ilk üç dört bölüm bir alışma süreci olacak. Yeni oyuncular kadroya katıldığında seyirci hemen ısınmaz, bu Güldür Güldür için de geçerli; hatırlayın, yıllar önce de benzer geçişler yaşandı ve zamanla herkes yerini buldu. Burada asıl mesele, yazar ekibinin yeni isimlere doğru rolleri yazıp yazamayacağı. Eğer ayrılan oyuncuların tiplemelerini kopyalamaya çalışırlarsa bu tutmaz, seyirci hemen fark eder. Ama yeni karakterlere kendi hikâyelerini kurarlarsa işler değişir. Mert Fırat meselesine gelince, umarım tek bölümlük bir konukluk değildir; fragmandaki ritmi gayet oturmuştu ve seyirci yorumlarında da bu beklenti açıkça görülüyor. Devamlı kalır mı bilmiyorum ama en azından ara ara uğraması bile programa iyi gelir. Bir diğer merak ettiğim konu, güncel konulara ne kadar gireceği. Son dönemde ekonomi, kira, market fiyatları gibi başlıklar zaten herkesin diline dolanmış durumda ve bu dizi en iyi işini bu tür gündelik dertleri komediye çevirirken yapıyor. Fragmanda da buna dair ufak ipuçları var gibi. Gülmeye gerçekten ihtiyacımız olan bir dönemden geçiyoruz ve bu program tam da o boşluğu dolduruyor. Bence ilk bölüm nostaljiye biraz fazla yaslanacak, eski skeçlere göndermeler yapılacak, belki ayrılan isimlere küçük bir selam bile gönderilir. Riskli olan kısım şu: Eğer yeni kadro ilk birkaç bölümde tutturamazsa, izleyicinin sabrı eskisi kadar geniş olmayabilir. Ama ben yine de umutluyum. Yıllardır ayakta kalan bir programın bu kadar kolay dağılmayacağını düşünüyorum. Siz ne diyorsunuz, yeni kadro tutar mı, yoksa eski tatlar mı arayacağız?
Bölüm Yorumu
Güldür Güldür ShowYaz boyunca "acaba ne zaman döner" diye bekleyip durduğumuz Güldür Güldür Show, 448. bölüm fragmanıyla sonunda kapıyı çaldı ve açıkçası ilk izlediğimde içimden "hele şükür" demekten kendimi alamadım. Fragmanda en çok dikkatimi çeken şey, kadrodaki değişimin artık saklanamaz hale gelmesi oldu. Sinem, Şevket ve İsmail'in ayrılığı zaten geçen sezondan beri konuşuluyordu, ama bu sefer Bahadır ve İbrahim'in de görüntülerde olmaması insanı gerçekten düşündürüyor. Yıllardır aynı sahnede, aynı tempoda birbirine laf yetiştiren bir ekibi izlemeye alışmışken, o yüzlerin yerinde başkalarını görmek ilk başta tuhaf geliyor; bu kadarını itiraf edeyim. Buna karşılık fragmanda Mert Fırat'ın görünmesi ekrana bambaşka bir enerji katmış, adamın komediyle arasının bu kadar iyi olduğunu açıkçası ben de tam kestiremiyordum. Skeçlerden gördüğüm kadarıyla yine klasik Güldür Güldür formülü korunmuş: aile içi gerilimler, komşu muhabbetleri, iş yerinde patron-çalışan çatışması ve araya serpiştirilmiş güncel göndermeler. Özellikle market ya da kafe gibi görünen o kalabalık sahnede herkesin aynı anda konuşup birbirinin lafını kesmesi, eski bölümlerin o dağınık ama keyifli halini hatırlattı. Bir de teknik tarafta gözüme çarpan bir detay var: yaka mikrofonlarına geçilmiş gibi duruyor. Ses netleşmiş, bu doğru; ama tiyatro sahnesinde oynanan bir oyunu izliyormuşuz hissi biraz azalmış. Bazen kusurlar bir işin ruhudur, onu da unutmamak lazım. Dekorlar yenilenmiş, ışık daha parlak, kostümler daha özenli görünüyor. Yani yapım anlamında bir yatırım var, bu ortada.
Peki bu sezon nasıl gidecek? Benim tahminim, ilk üç dört bölüm bir alışma süreci olacak. Yeni oyuncular kadroya katıldığında seyirci hemen ısınmaz, bu Güldür Güldür için de geçerli; hatırlayın, yıllar önce de benzer geçişler yaşandı ve zamanla herkes yerini buldu. Burada asıl mesele, yazar ekibinin yeni isimlere doğru rolleri yazıp yazamayacağı. Eğer ayrılan oyuncuların tiplemelerini kopyalamaya çalışırlarsa bu tutmaz, seyirci hemen fark eder. Ama yeni karakterlere kendi hikâyelerini kurarlarsa işler değişir. Mert Fırat meselesine gelince, umarım tek bölümlük bir konukluk değildir; fragmandaki ritmi gayet oturmuştu ve seyirci yorumlarında da bu beklenti açıkça görülüyor. Devamlı kalır mı bilmiyorum ama en azından ara ara uğraması bile programa iyi gelir. Bir diğer merak ettiğim konu, güncel konulara ne kadar gireceği. Son dönemde ekonomi, kira, market fiyatları gibi başlıklar zaten herkesin diline dolanmış durumda ve bu dizi en iyi işini bu tür gündelik dertleri komediye çevirirken yapıyor. Fragmanda da buna dair ufak ipuçları var gibi. Gülmeye gerçekten ihtiyacımız olan bir dönemden geçiyoruz ve bu program tam da o boşluğu dolduruyor. Bence ilk bölüm nostaljiye biraz fazla yaslanacak, eski skeçlere göndermeler yapılacak, belki ayrılan isimlere küçük bir selam bile gönderilir. Riskli olan kısım şu: Eğer yeni kadro ilk birkaç bölümde tutturamazsa, izleyicinin sabrı eskisi kadar geniş olmayabilir. Ama ben yine de umutluyum. Yıllardır ayakta kalan bir programın bu kadar kolay dağılmayacağını düşünüyorum. Siz ne diyorsunuz, yeni kadro tutar mı, yoksa eski tatlar mı arayacağız?