Güldür Güldür Show'un 445. bölüm fragmanını izlerken, içimde birikmiş o tatlı heyecanla ekrana kilitlendim desem yeridir. Malum, programın istikrarı, böylesine uzun soluklu bir işte her hafta yeni bir soluk getirme çabası takdire şayan. Fragman, yine klasik Güldür Güldür mizahının tüm renklerini barındırıyor gibi görünse de, bu defa sanki bazı skeçlerde sezon başından kalma bir tat, belki de o dönemin dekor unsurları gözüme çarptı. Özellikle bir sahnede, Naime'nin (Aylin Kontente) ev hanımı tiplemesiyle bir teknoloji mağazasında yaşadığı absürt bir diyalog anlık bir flaş olarak geçti. Arka planındaki o biraz "dandik" duran televizyon standları, izleyici yorumlarındaki "sezon başındaki dandik arka plan" göndermesini aklıma getirdi hemen. Acaba gerçekten eski çekimler mi var, yoksa bilinçli bir nostalji mi bu, orası muamma. Başka bir sahnede, Bilal (Onur Atilla) ve Fikri'nin (Aziz Aslan) bir banka şubesinde sıra beklerken girdiği komik tartışma dikkat çekiyor. Bilal'in her zamanki gibi kendini haklı çıkarma çabası ve Fikri'nin naif ama bir o kadar da sinir bozucu tepkileri, ikilinin kimyasını özleyenler için güzel bir ipucu. Fragmanın en çarpıcı anlarından biri ise, bir mahkeme salonunda geçen skeç oldu. Mesut (Alper Kul) hakim koltuğunda, son derece ciddi ama bir o kadar da komik tavırlarıyla duruşmayı yönetirken, Yeter (İrem Kahyaoğlu) sanık sandalyesinde, her zamanki abartılı ve mağdur halleriyle savunma yapmaya çalışıyor. Özellikle Yeter'in "Ben ne yaptım ki şimdi?" dercesine o masum ama bir yandan da suça batmış ifadesi, fragmanın en çok güldüren anlarından biriydi. Bir de Şevket'in (Doğa Rutkay) bir iş toplantısında, çalışanlarına karşı takındığı dominant ve bir tık megaloman tavırlar vardı ki, Erdem Yener'in de o sahnede, yönetici rolündeki karizmatik ama bir o kadar da sinir bozucu haliyle, patronlara özgü o "ben bilirim" edasını başarıyla yansıttığı anlar göze çarptı. Genel olarak fragman, hızlı kesimleri ve skeçler arası ani geçişleriyle, bölümün tematik bütünlüğünden çok, çeşitliliğine vurgu yapıyor gibiydi.
Açıkçası, bu 445. bölümden beklentim yüksek. Fragman her ne kadar "spoiler" konusunda temkinli davranıp bize sadece ipuçları verse de, o kısa anlar bile Güldür Güldür Show'un ne kadar dinamik bir kadroya sahip olduğunu bir kez daha gösteriyor. İzleyici yorumlarında da sıkça dile getirildiği gibi, bu kadar uzun soluklu bir işte "sezon finali" demeden her hafta yeni bir bölümle karşımıza çıkmaları gerçekten büyük bir başarı ve takdir edilmesi gereken bir durum. Bir yandan "Artık eski tadı vermiyor" diyenler olsa da, diğer yandan "Yemek yerken güldür güldürden başka program izleyemiyorum" diyen geniş bir kitle var ki, bu da programın Türk televizyonculuğundaki yeri için çok şey ifade ediyor. Bence bu durum, mizahın ve izleyici beklentilerinin zamanla değişmesinden kaynaklanıyor. Herkesin mizah anlayışı farklı, bu yüzden bazı skeçler bazılarına hitap etmeyebilir, ama programın genel bir kitleyi yakalama becerisi tartışılamaz. Özellikle Erdem Yener'in o "megaloman" ve "reddettirilmeyen adam" tiplemelerini özleyenler için, fragmanda gördüğümüz toplantı sahnesinin tatmin edici olacağını tahmin ediyorum. Keza Paşa'nın (Özgür Ozan) "Kısmetse Olur" parodisi veya Ozan'ın (Onur Buldu) ergen rolleri gibi serilerin devam etmesi yönündeki talepler de gösteriyor ki, izleyici aslında programın başarılı ve akılda kalıcı karakterlerini sürekli görmek istiyor. Bu bölümde de, bu popüler karakterlerin yeni maceralarına tanık olabiliriz diye umuyorum. Mesela, Naime'nin o teknoloji mağazası skecinin, günümüzün dijitalleşme çağıyla dalga geçen, çok katmanlı bir mizah sunacağını düşünüyorum. Belki de bir cinci hoca ve çırağı skeci olmasa da, benzer şekilde geleneksel tiplemelerin modern dünyayla çatışmasını işleyen bir şeyler bekliyorum. Bu bölüm, hem geçmişin izlerini taşıyan hem de güncel konulara dokunan skeçlerle, geniş bir yelpazede izleyiciye hitap etmeyi başaracak gibi duruyor. Sonuç olarak, bu bölümün, Güldür Güldür Show'un istikrarlı başarısının bir başka kanıtı olacağına inanıyorum.
Bölüm Yorumu
Güldür Güldür ShowGüldür Güldür Show'un 445. bölüm fragmanını izlerken, içimde birikmiş o tatlı heyecanla ekrana kilitlendim desem yeridir. Malum, programın istikrarı, böylesine uzun soluklu bir işte her hafta yeni bir soluk getirme çabası takdire şayan. Fragman, yine klasik Güldür Güldür mizahının tüm renklerini barındırıyor gibi görünse de, bu defa sanki bazı skeçlerde sezon başından kalma bir tat, belki de o dönemin dekor unsurları gözüme çarptı. Özellikle bir sahnede, Naime'nin (Aylin Kontente) ev hanımı tiplemesiyle bir teknoloji mağazasında yaşadığı absürt bir diyalog anlık bir flaş olarak geçti. Arka planındaki o biraz "dandik" duran televizyon standları, izleyici yorumlarındaki "sezon başındaki dandik arka plan" göndermesini aklıma getirdi hemen. Acaba gerçekten eski çekimler mi var, yoksa bilinçli bir nostalji mi bu, orası muamma. Başka bir sahnede, Bilal (Onur Atilla) ve Fikri'nin (Aziz Aslan) bir banka şubesinde sıra beklerken girdiği komik tartışma dikkat çekiyor. Bilal'in her zamanki gibi kendini haklı çıkarma çabası ve Fikri'nin naif ama bir o kadar da sinir bozucu tepkileri, ikilinin kimyasını özleyenler için güzel bir ipucu. Fragmanın en çarpıcı anlarından biri ise, bir mahkeme salonunda geçen skeç oldu. Mesut (Alper Kul) hakim koltuğunda, son derece ciddi ama bir o kadar da komik tavırlarıyla duruşmayı yönetirken, Yeter (İrem Kahyaoğlu) sanık sandalyesinde, her zamanki abartılı ve mağdur halleriyle savunma yapmaya çalışıyor. Özellikle Yeter'in "Ben ne yaptım ki şimdi?" dercesine o masum ama bir yandan da suça batmış ifadesi, fragmanın en çok güldüren anlarından biriydi. Bir de Şevket'in (Doğa Rutkay) bir iş toplantısında, çalışanlarına karşı takındığı dominant ve bir tık megaloman tavırlar vardı ki, Erdem Yener'in de o sahnede, yönetici rolündeki karizmatik ama bir o kadar da sinir bozucu haliyle, patronlara özgü o "ben bilirim" edasını başarıyla yansıttığı anlar göze çarptı. Genel olarak fragman, hızlı kesimleri ve skeçler arası ani geçişleriyle, bölümün tematik bütünlüğünden çok, çeşitliliğine vurgu yapıyor gibiydi.
Açıkçası, bu 445. bölümden beklentim yüksek. Fragman her ne kadar "spoiler" konusunda temkinli davranıp bize sadece ipuçları verse de, o kısa anlar bile Güldür Güldür Show'un ne kadar dinamik bir kadroya sahip olduğunu bir kez daha gösteriyor. İzleyici yorumlarında da sıkça dile getirildiği gibi, bu kadar uzun soluklu bir işte "sezon finali" demeden her hafta yeni bir bölümle karşımıza çıkmaları gerçekten büyük bir başarı ve takdir edilmesi gereken bir durum. Bir yandan "Artık eski tadı vermiyor" diyenler olsa da, diğer yandan "Yemek yerken güldür güldürden başka program izleyemiyorum" diyen geniş bir kitle var ki, bu da programın Türk televizyonculuğundaki yeri için çok şey ifade ediyor. Bence bu durum, mizahın ve izleyici beklentilerinin zamanla değişmesinden kaynaklanıyor. Herkesin mizah anlayışı farklı, bu yüzden bazı skeçler bazılarına hitap etmeyebilir, ama programın genel bir kitleyi yakalama becerisi tartışılamaz. Özellikle Erdem Yener'in o "megaloman" ve "reddettirilmeyen adam" tiplemelerini özleyenler için, fragmanda gördüğümüz toplantı sahnesinin tatmin edici olacağını tahmin ediyorum. Keza Paşa'nın (Özgür Ozan) "Kısmetse Olur" parodisi veya Ozan'ın (Onur Buldu) ergen rolleri gibi serilerin devam etmesi yönündeki talepler de gösteriyor ki, izleyici aslında programın başarılı ve akılda kalıcı karakterlerini sürekli görmek istiyor. Bu bölümde de, bu popüler karakterlerin yeni maceralarına tanık olabiliriz diye umuyorum. Mesela, Naime'nin o teknoloji mağazası skecinin, günümüzün dijitalleşme çağıyla dalga geçen, çok katmanlı bir mizah sunacağını düşünüyorum. Belki de bir cinci hoca ve çırağı skeci olmasa da, benzer şekilde geleneksel tiplemelerin modern dünyayla çatışmasını işleyen bir şeyler bekliyorum. Bu bölüm, hem geçmişin izlerini taşıyan hem de güncel konulara dokunan skeçlerle, geniş bir yelpazede izleyiciye hitap etmeyi başaracak gibi duruyor. Sonuç olarak, bu bölümün, Güldür Güldür Show'un istikrarlı başarısının bir başka kanıtı olacağına inanıyorum.