Gelin 485. bölüm fragmanına baktığımda açıkçası ilk hissettiğim şey yorgunluk oldu, çünkü fragmanda gördüğümüz tablo son on bölümdür döne döne izlediğimiz tablonun aynısı. Hançer yine bir köşeye sıkışmış, yine kendini anlatamıyor, yine o bildiğimiz suskunluğuna gömülüyor. Hapis meselesinden sonra karakterin biraz dişlerini göstermesini beklerken fragmanda yine gözü yaşlı, yine savunmasız bir Hançer var ve bu bir yerden sonra inandırıcılığını kaybediyor. Cihan tarafında ise klasik ikilem devam ediyor; adam bir sahnede gerçeği öğrenmeye bu kadar yaklaşıyor, bir sonraki sahnede birisi araya giriyor ve her şey başa sarıyor. İrem'in Cihan'ın evli olduğunu nereden öğrendiği meselesi hâlâ havada duruyor, dizi bunu açıklamak gibi bir dert taşımıyor, sanki izleyici unutacakmış gibi davranıyor ama kimse unutmuyor. Fragmanda İrem'in yine tehdit dolu bakışları, yine bir plan kurduğu o sinsi tonu var; karakter artık kötülük yapmaktan çok kötülük yapıyor numarası yapan bir noktaya geldi. Gülfem'in sahneleri yine bağırmayla geçiyor, ev halkı sürekli birbirine sesini yükseltiyor ve bu gürültü dramın yerini almış durumda. Dadı ve abisi hattında ise fragmanda ufak da olsa bir kıpırtı var, oradaki ilişkinin göründüğü gibi olmadığına dair küçük bir işaret sezdim. Efe cephesi yine en acıtan yer; çocuğun annesine kavuşamaması artık duygusal bir koz olmaktan çıkıp izleyiciyi yoran bir tekrara dönüştü. Fragmanın sonundaki o ani kesme de alışıldık bir hamle, yani büyük bir şey olacakmış hissi veriliyor ama bölümü izlediğimizde o sahnenin bambaşka bir şeye bağlanacağını hepimiz tahmin ediyoruz.
Tahminlerime gelirsem, bu bölümde Hançer'in nihayet elinde somut bir koz bulacağını ama bunu kullanamadan kaybedeceğini düşünüyorum; dizinin işleyiş mantığı tam olarak böyle çünkü. İrem'in kurduğu düzenin çatlamaya başlaması için ya bir tanığın ortaya çıkması ya da kendi yakınlarından birinin konuşması gerekiyor, bence senaryo bu kapıyı dadı tarafından açacak. Dadının abisi meselesinde ters köşe ihtimali bana da mantıklı geliyor; o adamın para için yapılmış bir evlilik hesabı olduğunu, dolayısıyla bir noktada kendi çıkarı bozulduğunda ağzından bir şeyler kaçıracağını düşünüyorum. Cihan'ın uyanması ise dizinin elindeki en büyük kart ve bunu kolay kolay oynamayacaklar, muhtemelen birkaç bölüm daha "neredeyse öğreniyordu" oyununa devam edilecek. Asıl merak ettiğim şey, bu dizinin Hançer ile Efe'yi gerçekten kavuşturmak gibi bir niyeti var mı, yoksa bu özlem sahnelerini sonsuza kadar mı çekecekler. İzleyici yorumlarına baktığımda herkesin aynı noktada toplanması da boşuna değil; insanlar artık yeni bir kriz değil, eskilerin kapanmasını istiyor. Bence yapım ekibi burada bir karar vermek zorunda, ya hikâyeyi bir yere bağlayıp yeni bir eksen kuracaklar ya da bu lastik gibi uzama izleyiciyi tamamen kaçıracak. Yine de bir ihtimal var: belki bu bölüm, Gülfem'in bugüne kadar sustuğu bir konuda konuşmasıyla dengeleri değiştirir ve İrem ilk kez gerçekten köşeye sıkışır. Böyle bir sahne gelirse diziye olan inanç biraz tazelenir. Gelmezse, açıkçası ekran karşısında kalan sabrın da pek bir şeyi kalmayacak.
Bölüm Yorumu
GelinGelin 485. bölüm fragmanına baktığımda açıkçası ilk hissettiğim şey yorgunluk oldu, çünkü fragmanda gördüğümüz tablo son on bölümdür döne döne izlediğimiz tablonun aynısı. Hançer yine bir köşeye sıkışmış, yine kendini anlatamıyor, yine o bildiğimiz suskunluğuna gömülüyor. Hapis meselesinden sonra karakterin biraz dişlerini göstermesini beklerken fragmanda yine gözü yaşlı, yine savunmasız bir Hançer var ve bu bir yerden sonra inandırıcılığını kaybediyor. Cihan tarafında ise klasik ikilem devam ediyor; adam bir sahnede gerçeği öğrenmeye bu kadar yaklaşıyor, bir sonraki sahnede birisi araya giriyor ve her şey başa sarıyor. İrem'in Cihan'ın evli olduğunu nereden öğrendiği meselesi hâlâ havada duruyor, dizi bunu açıklamak gibi bir dert taşımıyor, sanki izleyici unutacakmış gibi davranıyor ama kimse unutmuyor. Fragmanda İrem'in yine tehdit dolu bakışları, yine bir plan kurduğu o sinsi tonu var; karakter artık kötülük yapmaktan çok kötülük yapıyor numarası yapan bir noktaya geldi. Gülfem'in sahneleri yine bağırmayla geçiyor, ev halkı sürekli birbirine sesini yükseltiyor ve bu gürültü dramın yerini almış durumda. Dadı ve abisi hattında ise fragmanda ufak da olsa bir kıpırtı var, oradaki ilişkinin göründüğü gibi olmadığına dair küçük bir işaret sezdim. Efe cephesi yine en acıtan yer; çocuğun annesine kavuşamaması artık duygusal bir koz olmaktan çıkıp izleyiciyi yoran bir tekrara dönüştü. Fragmanın sonundaki o ani kesme de alışıldık bir hamle, yani büyük bir şey olacakmış hissi veriliyor ama bölümü izlediğimizde o sahnenin bambaşka bir şeye bağlanacağını hepimiz tahmin ediyoruz.
Tahminlerime gelirsem, bu bölümde Hançer'in nihayet elinde somut bir koz bulacağını ama bunu kullanamadan kaybedeceğini düşünüyorum; dizinin işleyiş mantığı tam olarak böyle çünkü. İrem'in kurduğu düzenin çatlamaya başlaması için ya bir tanığın ortaya çıkması ya da kendi yakınlarından birinin konuşması gerekiyor, bence senaryo bu kapıyı dadı tarafından açacak. Dadının abisi meselesinde ters köşe ihtimali bana da mantıklı geliyor; o adamın para için yapılmış bir evlilik hesabı olduğunu, dolayısıyla bir noktada kendi çıkarı bozulduğunda ağzından bir şeyler kaçıracağını düşünüyorum. Cihan'ın uyanması ise dizinin elindeki en büyük kart ve bunu kolay kolay oynamayacaklar, muhtemelen birkaç bölüm daha "neredeyse öğreniyordu" oyununa devam edilecek. Asıl merak ettiğim şey, bu dizinin Hançer ile Efe'yi gerçekten kavuşturmak gibi bir niyeti var mı, yoksa bu özlem sahnelerini sonsuza kadar mı çekecekler. İzleyici yorumlarına baktığımda herkesin aynı noktada toplanması da boşuna değil; insanlar artık yeni bir kriz değil, eskilerin kapanmasını istiyor. Bence yapım ekibi burada bir karar vermek zorunda, ya hikâyeyi bir yere bağlayıp yeni bir eksen kuracaklar ya da bu lastik gibi uzama izleyiciyi tamamen kaçıracak. Yine de bir ihtimal var: belki bu bölüm, Gülfem'in bugüne kadar sustuğu bir konuda konuşmasıyla dengeleri değiştirir ve İrem ilk kez gerçekten köşeye sıkışır. Böyle bir sahne gelirse diziye olan inanç biraz tazelenir. Gelmezse, açıkçası ekran karşısında kalan sabrın da pek bir şeyi kalmayacak.