Daha 17'nin 17. bölüm fragmanına baktığımda ilk dikkatimi çeken şey, Aras'ın yüzündeki o yorgunluk oldu açıkçası. Çocuk resmen omuzlarında taşıyamayacağı bir yükle dolaşıyor ve kimseye tek kelime etmiyor. Fragmanda Deniz ile karşı karşıya geldikleri sahnede Aras'ın ağzını açıp da hiçbir şey söyleyememesi beni resmen sinir etti, çünkü tek bir cümle kursa aslında ortalık bu kadar karışmayacak.Teoman tarafında ise işler iyice tuhaf bir hal alıyor; Deniz'e karşı o yumuşak, koruyucu, adeta melek gibi duran adamın Aras'a döndüğünde bambaşka bir surat takınması fragmanın en rahatsız edici kısmıydı. Bu ikiyüzlülük artık bir karakter çelişkisi olmaktan çıkıp bilinçli bir tercih gibi görünüyor. Bir de Leyla var tabii, o çizim meselesi fragmanda yine karşımıza çıkıyor gibi duruyor. Küçük kızın Teoman'ı melek olarak çizmesi ilk bakışta masum bir çocuk resmi ama aslında gerçek Teoman'ın öldüğünü bilen tek kişinin o olması ihtimali bu sahneyi bambaşka bir yere taşıyor. Barış ve annesi cephesinde de bir hareketlenme sezinliyorum; Aras'ın sessizliği yüzünden orada da yanlış anlaşılmalar büyüyor ve kimse ona "sen ne yaşıyorsun" diye sormuyor. Demir'in fragmandaki duruşu ise hâlâ soğuk, hâlâ mesafeli. Ama o bakışlarda bir kırılganlık da yok değil. Yıllar önce sevdiğin insanın karşına çıkıp seni tanımıyormuş gibi davranması gerçekten ağır bir şey ve Aras'ın o sahnedeki suskunluğu bence bölümün en güçlü anıydı.
Bundan sonrası için tahminlerimi söyleyeyim: Bence Aras'ın sessizliği daha fazla sürdürülemez, çünkü senaryo onu artık bir köşeye sıkıştırdı. Ya Deniz'e her şeyi anlatacak ya da Deniz gerçeği başkasından, muhtemelen en kötü anda öğrenecek. İkinci ihtimal daha yıkıcı olur ama diziler genelde o yolu seçer, o yüzden çok da umutlu değilim. Teoman meselesinde ise beklentim şu: Gerçek Teoman'ın ölümüyle ilgili detayların Leyla üzerinden yavaş yavaş sızması. O çocuk bilmeden bile olsa Aras'a Demir'le ilgili küçük ipuçları veriyor ve bu bana çok mantıklı bir kurgu gibi geliyor. Kardeşi için Aras'ın neler göze alacağı sorusu da havada duruyor; bence kendini feda etmeye varacak kadar ileri gidebilir, hatta suçu üstlenmesi bile şaşırtmaz beni. Demir tarafında ise hâlâ bir umudum var, çünkü o adamın içinde tamamen sönmemiş bir şey olduğunu düşünüyorum. Belki de gerçekler ortaya çıktığında kaybettiği aileyi hatırlayıp taraf değiştirecek.Teoman'ın ise en büyük cezasının hapis değil, pişmanlık olmasını istiyorum; nefretten değil, hak ettiği için. Bir insanın yaptıklarının tam ortasında kalıp kaçacak yer bulamaması en ağır bedeldir. Barış'ın annesinin de bu denklemde bir rolü var gibi, o kadın bir şeyler biliyor ama söylemiyor. Önümüzdeki bölümlerde Aras ile Deniz arasındaki o buz duvarının nasıl eriyeceğini görmek istiyorum, çünkü ikisi de aslında aynı yalanın kurbanı. Umarım senaryo bu gerilimi gereğinden fazla uzatmaz, çünkü Aras'ın taşıdığı yük artık izlerken bile ağır gelmeye başladı.
Bölüm Yorumu
Daha 17Daha 17'nin 17. bölüm fragmanına baktığımda ilk dikkatimi çeken şey, Aras'ın yüzündeki o yorgunluk oldu açıkçası. Çocuk resmen omuzlarında taşıyamayacağı bir yükle dolaşıyor ve kimseye tek kelime etmiyor. Fragmanda Deniz ile karşı karşıya geldikleri sahnede Aras'ın ağzını açıp da hiçbir şey söyleyememesi beni resmen sinir etti, çünkü tek bir cümle kursa aslında ortalık bu kadar karışmayacak. Teoman tarafında ise işler iyice tuhaf bir hal alıyor; Deniz'e karşı o yumuşak, koruyucu, adeta melek gibi duran adamın Aras'a döndüğünde bambaşka bir surat takınması fragmanın en rahatsız edici kısmıydı. Bu ikiyüzlülük artık bir karakter çelişkisi olmaktan çıkıp bilinçli bir tercih gibi görünüyor. Bir de Leyla var tabii, o çizim meselesi fragmanda yine karşımıza çıkıyor gibi duruyor. Küçük kızın Teoman'ı melek olarak çizmesi ilk bakışta masum bir çocuk resmi ama aslında gerçek Teoman'ın öldüğünü bilen tek kişinin o olması ihtimali bu sahneyi bambaşka bir yere taşıyor. Barış ve annesi cephesinde de bir hareketlenme sezinliyorum; Aras'ın sessizliği yüzünden orada da yanlış anlaşılmalar büyüyor ve kimse ona "sen ne yaşıyorsun" diye sormuyor. Demir'in fragmandaki duruşu ise hâlâ soğuk, hâlâ mesafeli. Ama o bakışlarda bir kırılganlık da yok değil. Yıllar önce sevdiğin insanın karşına çıkıp seni tanımıyormuş gibi davranması gerçekten ağır bir şey ve Aras'ın o sahnedeki suskunluğu bence bölümün en güçlü anıydı.
Bundan sonrası için tahminlerimi söyleyeyim: Bence Aras'ın sessizliği daha fazla sürdürülemez, çünkü senaryo onu artık bir köşeye sıkıştırdı. Ya Deniz'e her şeyi anlatacak ya da Deniz gerçeği başkasından, muhtemelen en kötü anda öğrenecek. İkinci ihtimal daha yıkıcı olur ama diziler genelde o yolu seçer, o yüzden çok da umutlu değilim. Teoman meselesinde ise beklentim şu: Gerçek Teoman'ın ölümüyle ilgili detayların Leyla üzerinden yavaş yavaş sızması. O çocuk bilmeden bile olsa Aras'a Demir'le ilgili küçük ipuçları veriyor ve bu bana çok mantıklı bir kurgu gibi geliyor. Kardeşi için Aras'ın neler göze alacağı sorusu da havada duruyor; bence kendini feda etmeye varacak kadar ileri gidebilir, hatta suçu üstlenmesi bile şaşırtmaz beni. Demir tarafında ise hâlâ bir umudum var, çünkü o adamın içinde tamamen sönmemiş bir şey olduğunu düşünüyorum. Belki de gerçekler ortaya çıktığında kaybettiği aileyi hatırlayıp taraf değiştirecek. Teoman'ın ise en büyük cezasının hapis değil, pişmanlık olmasını istiyorum; nefretten değil, hak ettiği için. Bir insanın yaptıklarının tam ortasında kalıp kaçacak yer bulamaması en ağır bedeldir. Barış'ın annesinin de bu denklemde bir rolü var gibi, o kadın bir şeyler biliyor ama söylemiyor. Önümüzdeki bölümlerde Aras ile Deniz arasındaki o buz duvarının nasıl eriyeceğini görmek istiyorum, çünkü ikisi de aslında aynı yalanın kurbanı. Umarım senaryo bu gerilimi gereğinden fazla uzatmaz, çünkü Aras'ın taşıdığı yük artık izlerken bile ağır gelmeye başladı.