Fragmanı ilk izlediğimde en çok dikkatimi çeken şey, kamerada Destina'nın yüzüne kesilen o uzun planın kendisiydi; replik yok, müzik bile neredeyse susmuş, sadece bakış var. Bu tür sessiz açılışlar genelde o bölümde birinin çok ağır bir karar vereceğini haber verir ve bence Aşk ve Taht tam da buna hazırlanıyor. Fragmanın ortasında saray koridorunda yaşanan o kısa çarpışma sahnesi var, Melike'nin elindeki mektubu aceleyle saklaması ve arkasından gelen ayak sesine dönüp "Burada ne arıyorsun?" demesi... Mektubun kime yazıldığını göstermiyorlar ama mühür kırmızıydı ve bu dizide kırmızı mühür hep saray dışından gelen haberi işaret etti. Yani dışarıdan birinin oyuna dahil olduğu, belki de taht iddiasını güçlendirecek bir ismin perdeye çıkacağı anlaşılıyor. Alaaddin tarafında ise işler daha sert; avluda kılıçların çekildiği o iki saniyelik görüntü, arkasında bağırışmalar, bir de ocağın başında ellerini yıkarken kanlı suyu gösteren plan. O detayın boşuna konmadığını düşünüyorum, çünkü bu dizide kan hep bir bedelin başlangıcı oldu. Bir de fragmanın sonuna doğru Destina'nın "Ben seçmedim, seçtirildim" repliği geliyor ki açıkçası bölümün özeti bu cümlede duruyor. Kadının kendi hayatı üzerinde söz hakkı olmamasının bu kadar sade bir cümleyle anlatılması hoşuma gitti. Ayrıca sarayın büyük salonunda toplanan o kalabalık, masadaki boş sandalye, kimsenin oturmadığı o yer... Oraya kimin oturacağı meselesi bence bölümün asıl düğümü olacak. Fragman kısa ama bilgi yoğunluğu yüksek, acele kurgulanmış gibi duruyor ve bu da bir final havası veriyor insana, ki yorumlardaki telaşı da gayet anlıyorum.
Tahminime gelirsek: bence Melike bu bölümde elini tamamen açacak ve o mektup sayesinde bir süre üstünlüğü ele geçirecek, ama bu üstünlük uzun sürmeyecek çünkü fragmanda bir yerde gözleri dolu, tek başına oturuyor; bu dizide kazananlar o şekilde oturmuyor. Destina ise sanki kaybediyormuş gibi gösterilip son on dakikada taşı tersine çeviren karakter olacak gibi, en azından anlatının mantığı bunu gerektiriyor. Asıl riskli olan Alaaddin; onun o kanlı su sahnesinden sonra saraya dönüp hiçbir şey olmamış gibi davranması mümkün değil, ya bir itirafta bulunacak ya da birini korumak için suçu üstüne alacak. İkinci seçenek daha ihtimalli bence, çünkü karakter baştan beri sustuğu için bedel ödeyen tipte. İzleyici yorumlarında "final olmasın" diye yazan arkadaşlara da hak veriyorum; hikâye henüz oturmuşken, karakterler arasındaki bağ tam ısınmışken kapanması gerçekten yazık olur. Özellikle Destina ile Alaaddin'in o sevdasının hakkının verilmesini isteyen yorum çok yerinde, çünkü beş bölümdür ikisi aynı karede doya doya duramadı, hep araya biri girdi, hep bir haber, bir emir, bir ölüm. En azından bir kere karşılıklı konuşsunlar, mesele bu kadar basit. Reyting tartışmasına girmek bana düşmez ama şunu söyleyebilirim: bu tür dizilerde seyirci kitlesi geç oluşur, altıncı yedinci bölümde oturur, o yüzden sabır gösterilmesi gerekir. Kaybeden kim olacak sorusuna dönersek, bence ikisi de kaybedecek, kazanan taraf hiç beklemediğimiz üçüncü bir isim olacak. O boş sandalye bunun için duruyor orada. Haftaya umutla bakıyorum, umarım final değil, umarım devamı gelir.
Bölüm Yorumu
Aşk ve TahtFragmanı ilk izlediğimde en çok dikkatimi çeken şey, kamerada Destina'nın yüzüne kesilen o uzun planın kendisiydi; replik yok, müzik bile neredeyse susmuş, sadece bakış var. Bu tür sessiz açılışlar genelde o bölümde birinin çok ağır bir karar vereceğini haber verir ve bence Aşk ve Taht tam da buna hazırlanıyor. Fragmanın ortasında saray koridorunda yaşanan o kısa çarpışma sahnesi var, Melike'nin elindeki mektubu aceleyle saklaması ve arkasından gelen ayak sesine dönüp "Burada ne arıyorsun?" demesi... Mektubun kime yazıldığını göstermiyorlar ama mühür kırmızıydı ve bu dizide kırmızı mühür hep saray dışından gelen haberi işaret etti. Yani dışarıdan birinin oyuna dahil olduğu, belki de taht iddiasını güçlendirecek bir ismin perdeye çıkacağı anlaşılıyor. Alaaddin tarafında ise işler daha sert; avluda kılıçların çekildiği o iki saniyelik görüntü, arkasında bağırışmalar, bir de ocağın başında ellerini yıkarken kanlı suyu gösteren plan. O detayın boşuna konmadığını düşünüyorum, çünkü bu dizide kan hep bir bedelin başlangıcı oldu. Bir de fragmanın sonuna doğru Destina'nın "Ben seçmedim, seçtirildim" repliği geliyor ki açıkçası bölümün özeti bu cümlede duruyor. Kadının kendi hayatı üzerinde söz hakkı olmamasının bu kadar sade bir cümleyle anlatılması hoşuma gitti. Ayrıca sarayın büyük salonunda toplanan o kalabalık, masadaki boş sandalye, kimsenin oturmadığı o yer... Oraya kimin oturacağı meselesi bence bölümün asıl düğümü olacak. Fragman kısa ama bilgi yoğunluğu yüksek, acele kurgulanmış gibi duruyor ve bu da bir final havası veriyor insana, ki yorumlardaki telaşı da gayet anlıyorum.
Tahminime gelirsek: bence Melike bu bölümde elini tamamen açacak ve o mektup sayesinde bir süre üstünlüğü ele geçirecek, ama bu üstünlük uzun sürmeyecek çünkü fragmanda bir yerde gözleri dolu, tek başına oturuyor; bu dizide kazananlar o şekilde oturmuyor. Destina ise sanki kaybediyormuş gibi gösterilip son on dakikada taşı tersine çeviren karakter olacak gibi, en azından anlatının mantığı bunu gerektiriyor. Asıl riskli olan Alaaddin; onun o kanlı su sahnesinden sonra saraya dönüp hiçbir şey olmamış gibi davranması mümkün değil, ya bir itirafta bulunacak ya da birini korumak için suçu üstüne alacak. İkinci seçenek daha ihtimalli bence, çünkü karakter baştan beri sustuğu için bedel ödeyen tipte. İzleyici yorumlarında "final olmasın" diye yazan arkadaşlara da hak veriyorum; hikâye henüz oturmuşken, karakterler arasındaki bağ tam ısınmışken kapanması gerçekten yazık olur. Özellikle Destina ile Alaaddin'in o sevdasının hakkının verilmesini isteyen yorum çok yerinde, çünkü beş bölümdür ikisi aynı karede doya doya duramadı, hep araya biri girdi, hep bir haber, bir emir, bir ölüm. En azından bir kere karşılıklı konuşsunlar, mesele bu kadar basit. Reyting tartışmasına girmek bana düşmez ama şunu söyleyebilirim: bu tür dizilerde seyirci kitlesi geç oluşur, altıncı yedinci bölümde oturur, o yüzden sabır gösterilmesi gerekir. Kaybeden kim olacak sorusuna dönersek, bence ikisi de kaybedecek, kazanan taraf hiç beklemediğimiz üçüncü bir isim olacak. O boş sandalye bunun için duruyor orada. Haftaya umutla bakıyorum, umarım final değil, umarım devamı gelir.