A.B.İ. 21. bölüm fragmanı ilk bakışta sakin başlıyor gibi görünüyor ama iki sahne sonra o sakinliğin tamamen aldatıcı olduğu anlaşılıyor. Fragmanın açılışındaki Yaşar görüntüsü açıkçası içimi rahatlatmadı; adamın yüzündeki o yorgun, "artık taşıyamıyorum" ifadesi hiç hayra alamet değil. İzleyicinin "Yaşar'a bir şey olmasın" diye yalvarmasının sebebi de bu zaten, dizinin en insani, en kırılgan damarı o karakterin üzerinden akıyor ve senaryo son haftalarda sürekli onun etrafında bir tehdit çemberi örüyor. Behram ile Doğan arasındaki o suskun dayanışma fragmanda yine öne çıkmış, ikisinin karşılıklı durduğu sahnede tek kelime etmeden anlaşmaları, aralarındaki bağın artık kan bağından öte bir yere evrildiğini gösteriyor. Bazen bir bakış, üç sayfalık diyalogdan daha fazlasını anlatıyor ve bu dizi bunu yapmayı gerçekten biliyor.Bergüzar Korel'in girdiği sahnelerde ise havanın tamamen değiştiğini fark ediyorsunuz; kadın ekrana girdiği anda karşısındaki herkesin tempoyu ona göre ayarlaması gerekiyor, o kadar hakim bir duruşu var. Diziye yakıştı mı sorusunun cevabı bence net bir evet, hem de beklentinin üzerinde. Asude Kalebek'in fragmandaki o kısa ama sert bakışlı sahnesi, karakterinin bir şeyler sakladığını ve bunu çok uzun süre daha saklayamayacağını sezdiriyor. Tuğçe Açıkgöz ve Saadet Işıl Aksoy cephesinde ise fragmanın en gergin repliklerinden biri var; "sen ne yaptığını biliyor musun" cümlesi kime söylendiğine göre bölümün tüm dengesini değiştirebilecek cinsten. Ayrıca gece çekilmiş, araba farlarının aydınlattığı o kısacık plan var ya, işte bölümün asıl kırılma noktası orası olacak gibi duruyor.
Tahminlerime gelirsem, bu bölümde Yaşar üzerinden ciddi bir sarsıntı yaşayacağız gibi hissediyorum ama bunun ölümle sonuçlanmasını beklemiyorum açıkçası; senaryo onu bir süre daha "kaybedilmek üzere olan" konumunda tutup gerilimi oradan besleyecektir. Yine de dizinin daha önce sevdiğimiz karakterleri harcamaktan çekinmediğini unutmamak lazım, o yüzden içim tam rahat değil. Behram ile Doğan'ın birlikteliği bu bölümde bir sınavdan geçecek bence; ikisinin arasına bilinçli olarak sokulan bir yalan olduğunu düşünüyorum ve bu yalanın kaynağının aile dışından değil, tam da en yakınlarından biri olması beni hiç şaşırtmaz. Zaten dizinin kurduğu dünyada tehlike hep dışarıdan değil, aynı sofrada oturan insandan geliyor. Bergüzar Korel'in canlandırdığı karakterin ise sadece bir denge unsuru olarak kalmayacağını, önümüzdeki bölümlerde hikâyenin motorunu çevirecek hamleleri yapacağını tahmin ediyorum; fragmandaki duruşu bunu açıkça söylüyor. Merak ettiğim asıl şey, kadınların bu hikâyede ne zaman kendi hesaplarını kendi ellerine alacakları. Asude Kalebek ve Tuğçe Açıkgöz'ün karakterleri şu ana kadar hep birilerinin kararlarının sonuçlarını taşıdı, bu bölümde bunun tersine dönmesini çok isterim. Bir de şu var, gece sahnesindeki o araba görüntüsü bana kalırsa bir kaçış değil, bir hesaplaşma sahnesinin başlangıcı. Kim kimi bekliyor orada, kim kimden kaçıyor, işte asıl soru bu. Dizinin bu sezon en çok başardığı şey, izleyiciyi cevap vermeden merakta bırakmak ama bunu yaparken de sinir bozmamak. Bölümü izledikten sonra tahminlerimin kaçının tuttuğunu konuşuruz, ama şimdiden söyleyeyim, Yaşar meselesi bu hikâyenin kaderini belirleyecek. Perşembe akşamını bekliyoruz.
Bölüm Yorumu
A.B.İ.A.B.İ. 21. bölüm fragmanı ilk bakışta sakin başlıyor gibi görünüyor ama iki sahne sonra o sakinliğin tamamen aldatıcı olduğu anlaşılıyor. Fragmanın açılışındaki Yaşar görüntüsü açıkçası içimi rahatlatmadı; adamın yüzündeki o yorgun, "artık taşıyamıyorum" ifadesi hiç hayra alamet değil. İzleyicinin "Yaşar'a bir şey olmasın" diye yalvarmasının sebebi de bu zaten, dizinin en insani, en kırılgan damarı o karakterin üzerinden akıyor ve senaryo son haftalarda sürekli onun etrafında bir tehdit çemberi örüyor. Behram ile Doğan arasındaki o suskun dayanışma fragmanda yine öne çıkmış, ikisinin karşılıklı durduğu sahnede tek kelime etmeden anlaşmaları, aralarındaki bağın artık kan bağından öte bir yere evrildiğini gösteriyor. Bazen bir bakış, üç sayfalık diyalogdan daha fazlasını anlatıyor ve bu dizi bunu yapmayı gerçekten biliyor. Bergüzar Korel'in girdiği sahnelerde ise havanın tamamen değiştiğini fark ediyorsunuz; kadın ekrana girdiği anda karşısındaki herkesin tempoyu ona göre ayarlaması gerekiyor, o kadar hakim bir duruşu var. Diziye yakıştı mı sorusunun cevabı bence net bir evet, hem de beklentinin üzerinde. Asude Kalebek'in fragmandaki o kısa ama sert bakışlı sahnesi, karakterinin bir şeyler sakladığını ve bunu çok uzun süre daha saklayamayacağını sezdiriyor. Tuğçe Açıkgöz ve Saadet Işıl Aksoy cephesinde ise fragmanın en gergin repliklerinden biri var; "sen ne yaptığını biliyor musun" cümlesi kime söylendiğine göre bölümün tüm dengesini değiştirebilecek cinsten. Ayrıca gece çekilmiş, araba farlarının aydınlattığı o kısacık plan var ya, işte bölümün asıl kırılma noktası orası olacak gibi duruyor.
Tahminlerime gelirsem, bu bölümde Yaşar üzerinden ciddi bir sarsıntı yaşayacağız gibi hissediyorum ama bunun ölümle sonuçlanmasını beklemiyorum açıkçası; senaryo onu bir süre daha "kaybedilmek üzere olan" konumunda tutup gerilimi oradan besleyecektir. Yine de dizinin daha önce sevdiğimiz karakterleri harcamaktan çekinmediğini unutmamak lazım, o yüzden içim tam rahat değil. Behram ile Doğan'ın birlikteliği bu bölümde bir sınavdan geçecek bence; ikisinin arasına bilinçli olarak sokulan bir yalan olduğunu düşünüyorum ve bu yalanın kaynağının aile dışından değil, tam da en yakınlarından biri olması beni hiç şaşırtmaz. Zaten dizinin kurduğu dünyada tehlike hep dışarıdan değil, aynı sofrada oturan insandan geliyor. Bergüzar Korel'in canlandırdığı karakterin ise sadece bir denge unsuru olarak kalmayacağını, önümüzdeki bölümlerde hikâyenin motorunu çevirecek hamleleri yapacağını tahmin ediyorum; fragmandaki duruşu bunu açıkça söylüyor. Merak ettiğim asıl şey, kadınların bu hikâyede ne zaman kendi hesaplarını kendi ellerine alacakları. Asude Kalebek ve Tuğçe Açıkgöz'ün karakterleri şu ana kadar hep birilerinin kararlarının sonuçlarını taşıdı, bu bölümde bunun tersine dönmesini çok isterim. Bir de şu var, gece sahnesindeki o araba görüntüsü bana kalırsa bir kaçış değil, bir hesaplaşma sahnesinin başlangıcı. Kim kimi bekliyor orada, kim kimden kaçıyor, işte asıl soru bu. Dizinin bu sezon en çok başardığı şey, izleyiciyi cevap vermeden merakta bırakmak ama bunu yaparken de sinir bozmamak. Bölümü izledikten sonra tahminlerimin kaçının tuttuğunu konuşuruz, ama şimdiden söyleyeyim, Yaşar meselesi bu hikâyenin kaderini belirleyecek. Perşembe akşamını bekliyoruz.